HDP'nin PKK terör örgütü ile iltisakını, ilişkisini hatta terör örgütünü kınamamasını şiddetle, nefretle eleştiriyor ve kınıyorum…

Terör örgütü başı İmralı canisi ile "Çözüm Süreci" adı altında, ya da mektubu ve kardeşi ile seçim kazanmak uğruna iş birliği yapanları da şiddetle, nefretle eleştiriyor ve kınıyorum…

Bu iş birlikçileri iktidarda tutmak için destek veren siyasi partileri de şiddetle, nefretle eleştiriyor ve kınıyorum…

"İyi polis, kötü polis" rolü oynanıyor ki;

-"HDP kapatılsın" diyen MHP'yi de,

-"HDP kapatılmasın, AKP seçimde oy kaybeder" diyen AKP'yi de şiddetle, nefretle eleştiriyor ve kınıyorum…

Terör örgütünü kınamayan hiçbir partinin siyaset yapmaması için gerekli anayasal değişikliklerin yapılmasını öneriyorum.

Türkiye'de Türk ve Kürt eşit vatandaşlardır.

Gelelim eski HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Kobani davasının 15'inci duruşmasına.

Demirtaş özetle diyor ki;

-"Hiçbir mütalaalarda, iddianamede çözüm sürecinden bahsedilmiyor. İddia makamına göre çözüm süreci yok.

Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) Cemil Çiçek imzasıyla Meclis'e davet edildiğini görmüyor ama Yargıtay'ın DTK'ya ilişkin kararını görüyor.

-AKP'nin o dönemdeki politikaları yokmuş gibi davranıyor. O dönemin Başbakanı Erdoğan'ın 'MİT Müsteşarı gidip İmralı'ya görüşecek' dediğini görmüyor.

-O dönemin Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, 'Bizim dönemimizde PKK bayrağını açmak suç olmaktan çıktı' diyor. O dönem herhangi bir savcı çıkıp 'bunlar suç' diyebilir miydi?

-Sırrı Süreyya Önder, devlet görevlisinin yanında konuşuyor ama ne devlet görevlisi ne Erdoğan inkâr etmedi.

-Belgelerde, Erdoğan 'Ben Apo'yla anlaştım' diyor ama savcı bunu görmüyor. Hangi konuda anlaştınız diye niye sormuyor.

-Başbakan, İmralı'da Öcalan'la anlaştığı anda ben ve arkadaşlarım 'Sayın Öcalan' dediğimiz için yargılanıyoruz. Savcılık, o süreci unutturmaya çalışıyor.

-Savcı dosya ile ilişkili AİHM kararlarını da görmüyor. Savcı bunlar yokmuş gibi davranıyor.

-Savcı, A Haber Genel Yayın Yönetmeni olsa anlarım ama kendisi bir hukukçu.

-Adalet Bakanlığı, o dönemde 'PYD terör örgütü değildir' dedi ama savcılık mütalaasında PYD için 'terör örgütü' diyor.

-Bircan Yorulmaz, 'PYD'den mail geldi' diye tutuklanıyor ama o dönem PYD eş başkanları Türkiye'ye geliyor, başbakanın yardımcısıyla görüşüyor. Neymiş mail gelmiş, PYD kendisi gelmiş.

-Efkan Ala ile birlikte 'şiddet dursun' diye gösterdiğimiz çabalar yok,

-Eğer yaptıklarımız suç ise suç ortağımız AKP'dir.

-Erdoğan neden sanık sandalyesinde yok?

-Biz yargılanıyorsak; AKP'liler de yargılanmalı.

-İmralı'da Öcalan'la anlaşma yapan ben değilim.

-Dışişleri Bakanlığı'na yazı yazılarak 2012'den bugüne kadar PYD yetkilileriyle kaç kere görüşmüşler, ne konuşmuşlar sorulsun istiyorum.

-2007'deki İmralı'daki avukat görüşlerinin tam kaydını istiyorum. Adalet Bakanlığı'ndan belgeler istenilsin.

-İmralı'da ne tür anlaşmalar yapıldı? Dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner, dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Ahmet Davutoğlu, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum."

Değerli okurlarım,

9 Mart 2021 tarihinde, "Öcalan'ın notları AKP'nin kâbusu" başlıklı yazımda "İmralı Notları" adlı kitaptan bahsettim.

Yazımdaki diyaloğu özetliyorum;

-Öcalan: Peki, KCK'nın mektubu aslını da az önce aldım.

-Demirtaş: Evet, hükümet de KCK'nın mektubunu acilen size iletmek istedi.

-Öcalan: Öncelikle bu süreci bizzat biz hazırladık tabii. Önce devleti ısıttık, ortak ettik. Şimdi de AKP'yi ısıtıyoruz.

-Öcalan: AKP'nin de CHP'nin de bütün bunları kendi içinde tartışması lazım. Hatta canı isterse MHP bile katılır, katılmasa da kendisi bilir. CHP bir çıkmazı yaşıyor.

-Sırrı Süreyya Önder: Ben Sayın Cemil Çiçek'le görüştüm. Bu konuda kendisinin de bazı önerileri oldu.

-Öcalan: Tabii, Sayın Çiçek Meclis Başkanıdır. Bu konularda elinden geleni yapmalı.

-Demirtaş: Biz kanun çıkarılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz.

-Öcalan: Elbette. Zaten bizim önereceğimiz yasalar çıkarsa onların güvencesi de dolaylı sağlanmış olur.

Değerli okurlarım,

Öcalan'ın istediği kanunu dönemin AKP lideri ve Başbakan Erdoğan çıkardı.

16 Temmuz 2014'te Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6551 sayılı, "Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanun" kapsamına AKP ve HDP'lileri, "Koruma altına alan" Erdoğan hükümetidir.

-Demirtaş suçlu ise Erdoğan suçsuz mu?

-HDP kapatılacaksa, AKP kapatılmasın mı?

Hukuk devleti isek, suçlular yargılanmalıdır…

Bilinsin ki;

-Kartaca yıkılacak…