36 yıl DPT ve Hazine Müsteşarlığı'nda yatırımları teşvik uzmanı olarak görev yapan Mehmet Özcan'ın bu yazısını yeminli mali müşavir olan emekli vergi dairesi müdürü Sabri Arpaç kardeşime göndererek teyidini aldım.

Mehmet Özcan anlatıyor:

"Cemaat ve tarikatlar 1970'li yılların ortalarında şirketleşip sanayici oldular. Her devirde sağ hükümetlerin devlet desteklerinden yararlanarak devasa holdingler haline geldiler…

Türkiye'nin önemli iş insanları kuruluşu olan TÜSİAD'a üye olmayıp farklı adlar altında örgütlendiler.

-FETÖ'ye bağlı TUSKON isimli iş insanları kuruluşu, 55 bin iş adamı ile 140 bin şirketi temsil ediyordu,

-MÜSİAD: 7 bini aşan üyesi ve 35 bin işletmesi vardı,

-TÜMSİAD: Menzil grubu ağırlıklı ve üye sayısı 15 bin,

-ASKON: 3 bin üye, 15 bin şirketi vardı…

Bu sivil toplum örgütlerine üye olan ve birbiriyle dayanışma halinde olan bu şirketlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki payını siz hesap edin.

2002 yılında AKP muhtelif cemaatlere ait işte böylesi büyük bir sanayi alt yapısı üzerine kurulup iktidar oldu…

2002 yılından beri son 20 yılda bu cenaha daha ne kadar kaynak aktarıldı onu da varın siz hesap edin.

Peki, Türkiye'nin her tarafına yayılmış her sektörle faaliyet gösteren bu devasa şirketler devlete acaba ne kadar vergi ödediler ve ödüyorlar hiç merak ettiniz mi?

Bunlar ya da hükümete yakın Limak, Cengiz, Kolin, Kalyon ve MNG gibi holdingler arasında hiç vergi rekortmeni çıkmış mıdır?

-Duyan bilen var mıdır acep? Ben duymadım.

Yeminli Mali Müşavir arkadaşlara sorunca bir gerçeği daha öğrendim. Onlar, Türkiye Cumhuriyeti'ne vergi de ödemiyorlarmış meğer.

Yani vergi kaçırmıyorlar, kanun önünde suçlu duruma düşmüyorlar ama, "Vergide Bağış Sistemi" adı altında vergiden muaf oluyorlarmış…

İnternette bu konuda çok detaylı bilgiler var ama biz, Gazi Üniversitesi hocalarından Prof. Deniz Büyükkılınç'ın bir raporundan aktaralım.

Şöyle ki;

AKP Hükümeti, 02.01.2004 tarihinde Vergi Usul Kanununda 40/10 madde eklemişler.

Bu maddeye göre Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri vergilerini isterlerse devlete ödemez, bünyesinde "Gıda Bankacılığı" bulunan dernek ve vakıflara verirlermiş.

İçişleri Bakanlığı'nca bünyelerinde "Gıda Bankacılığı" yapmasına müsaade edilen 22 adet cemaat ve tarikatlarla bağlantılı dernek var.

 İnternette bunların isimleri ve "Gıda Bankacılığı" yaptıklarına dair ilanları da var.

Bu dernekler örneğin 100 milyar vergi borcu olan şirkete diyor ki,

-'Arkadaş bizim derneğe 50 milyar liralık bağış yap. Bizde sana 100 milyar liralık kömür, erzak, giyim ve temizlik malzemesi gibi fatura verelim. Bu faturayı götür Maliyeye ver. Vergi borcunu kapatmış olursun. Yanına kalan 50 milyar senin kârın olacak. Bizim derneğe verdiğin 50 milyar lira ile de malzeme alıp valiliğe, kaymakamlığa vereceğiz. Onlar da ihtiyaç sahibi fakir fukaraya verecekler. Bu da senin zekatın olacak!.. Böylece bu kâfir devlete vergi vermeyeceksin…'

Ama bir vergi mükellefi örneğin okul ya da hastane yaptırsa ya da Mehmetçik Vakfı'na, Çocuk Esirgeme Kurumu'na, Kızılay'a yaptığı yardımın sadece 5 milyon lirasını vergiden düşebiliyormuş.

İşte bu ülkenin rejimi ödenmeyen vergi paraları ile böyle değiştirilmeye çalışılıyor!..

Şimdi de Hazine tamtakır, acımasız vergi ve zamlarla hazineye kaynak bulmaya çalışıyorlar.

Kuzuların derisini yüzmekteler, koçları kırkmak akıllarından bile geçmiyor.

KAYNAK:

Metin Eren: Fakirlere Yardım Etmek Amacıyla Kurulan Gıda Bankacılığının Vergisel Boyutu.(Mali Çözüm Dergisi, Ağustos 2012)

Akın E. Gıda Bankacılığı Faaliyetinde Bulunan Dernek ve Vakıflara Yapılan Bağışlar. (E-Yaklaşım.2012)

Not: Kaynaklara olabildiğince sadık kalmaya çalıştım."

Değerli okurlarım,

Cemaat ve tarikatların vakıfları ve dernekleri neden, nasıl mali açıdan büyük güç kazanıyorlar?

AKP bunlara neden bu kadar yakın ilgi gösteriyor ve vergi muafiyetleri sağlıyor?

Siyaset, tarikat, cemaat tezgahı işte böyle kuruluyor…