Tam 10 sezondur Altınordu’nun teknik direktör olarak başında olan, aynı zamanda Altınordu FK YK Üyesi, Başkan Seyit Mehmet Özkan’la kader birliği yaparak tamamen altyapı ağırlıklı yerli futbolcularla, “İyi Vatandaş, İyi Birey, İyi Futbolcu” felsefesiyle Türk futbolunda görülmemiş bir hikaye yazan, Avrupa liglerine ve Süper Lig’e  çok sayıda oyuncu kazandıran; Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder gibi isimleri A Milli Futbol takımımıza değişmez isimler olarak gönderen Hüseyin Eroğlu müthiş bir seri yakalayarak “kesin düştü” denilen Altınordu’yu sezonun bitmesine bir hafta kala TFF 1. Lig’de tutmayı garantiledi.

Hüseyin Hoca, Altınordu’yu 3. Lig’den 2. Lig’e, oradan TFF 1. Lig’e çıkaran isimdi. Altınordu’yu yıllardır TFF 1’de tuttuğu gibi play-off’u averaj ya da bir puan farkla kaçırdığı sezonlar olmuş, nihayet geçen sezon da play-off’a çıkarak finale kalıp hemşerisi Altay’a 89’da yediği golle kaybederek Süper Lig’in eşiğinden dönmüştü. Başkan Özkan’ın Süper Lig’e çıkmayla yetiştirici olarak kalma arasındaki tereddüdü olmasa belki de geride kalan bu sezon Süper Lig’de top koşturacaktı kırmızı lacivertli gençler.

BİR HÜSEYİN EROĞLU KLASİĞİ

Hüseyin Eroğlu, her sezon öncesi çok sayıda futbolcusunu yuvadan uçurduğu için yeni bir sezona hep altyapıdan yeni takviyelerle başlıyordu ve bu sezon da öyle oldu. 10 futbolcu gitti takımdan ve yerine 5 altyapı patentli 5 de yeni transfer geldi. Üstelik devre arasında Burak Bundesliga’ya, Enis de Trabzonspor’a gidince takım biraz bocaladı. Üstüne beklenmedik sakatlık ve cezalar da gelince futbol kamuoyu Altınordu’ya “düştü” gözüyle baktı ancak, Hüseyin Hoca elindeki gençlerle bir destan yazarak ligin bitimine bir hafta kala amacına ulaştı, takımını lige tutundurdu. Kaptan Ahmet İlhan’ın cezası nedeniyle haftalarca oynayamadığı, Ali Dereli’nin haftalarca sakat kaldığı, hatta iki hafta 17 yaşındaki yedek kaleci Serhat ile maçlara çıkıldığı son haftalarda 10 maçta gelen 7 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgilik seri “destan” değil de nedir? Her maçta iki üç ismin olağanüstü sahne aldığı, herkesin de görevlerini kusursuz yaptığı bu seride Süper Lig’e çıkan Ankaragücü ve Ümraniyespor karşısında alınan deplasman galibiyetleri de var! Play-off hattındaki Eyüpspor ile deplasman beraberliği var… İşin sırrı, yeni futbolculardan oluşan ve çoğu deneyimsiz gençlerden oluşan takımın giderek oturmasında ve Altınordu’nun “takım” olmasında… Tabii bir de yetiştirdiği gençleri iyi tanıyıp ateşleyen Hüseyin Hoca’da… Yönetim, teknik heyet ve futbolcuların yanında camianın kenetlenmesinde…  Altınordu’nun bu sezon da dört beş maçını statta, birçoğunu televizyon başında izledim. Yenildiği maçlarda bile deneyimsizlikten yenildi, yine güzel futbol oynadı gençler. İtirafsa itiraf; Göztepe maçlarından almadığım zevki, futbol seyir zevkini Altınordu maçlarında aldım. Çünkü sahada her şeyini ortaya koyan futbolcular vardı, inanan gençler vardı.  Tribün, yenilse de o gençlerin hep arkasında durdu.

BAYRAK ARTIK UFUK HOCA’DA

Şimdi Boluspor’la deplasmanda oynanacak son formalite maçında takımın başında teknik direktör olarak Hüseyin Hoca’nın yıllardır baş yardımcısı olan Ufuk Kahraman olacak. Çünkü, sezon başlamadan önce Başkan Özkan’ın açıkladığı gibi Altınordu FK artık teknik adam da yetiştirip ihraç edecek ve gidenin yerine içeriden yetişen bir hoca gelecek. Haliyle, Hüseyin Eroğlu 10 sezonun ardından Altınordu’ya, kulübe, yönetime, yardımcılarına ve öğrencilerine veda etti. Büyük bir başarı hikayesinin önemli bir parçası oldu Hüseyin Hoca. O artık sadece Altınordu için değil, Türk futbolu için bir “anıt insan”dır. Sadece futbol bilgisiyle değil, duruşuyla, beyefendiliğiyle, kişiliğiyle…

İyi ki Hüseyin Hoca’yı tanıdım, iyi ki oluşturduğu takımı izledim… Nereye giderse gitsin, onu izlemeye devam edeceğim. El verdiği Ufuk Hoca’yı da izleyeceğim tabii… O da Hüseyin Hoca’nın rahle-i tedrisinden geçen, Altınordu kültürüyle yoğrulan bir teknik direktör olarak başarılı olacaktır. Buna hiç kuşku yok. O da hep gençlerle, akademiyle içli dışlı, o da gençleri tanıyor ve kimlerle yürüyeceğini biliyor. Eminim ki o gençler de Hüseyin Hoca gibi onun da bir dediğini iki etmezler, ağzına bakarlar.

Ufuk Hoca’nın takımı kaderin cilvesine bakın ki gelecek sezon hemşerileri Göztepe ve Altay ile birlikte İzmir futbolunu TFF 1’de temsil edecek. Kaderin cilvesine bakın ki Altınordu’yu averajla geçip play-off biletini, oradan da Süper Lig biletini alıp 5 sezon orada kalmayı başaran Göztepe yeniden Altınordu’nun TFF 1’de rakibi olacak. Kaderin cilvesine bakın ki geçen sezon Altınordu’ya son dakikada attığı golle Süper Lig’e yükselen Altay da yeniden TFF 1’de ve siyah beyazlılar da kırmızı lacivertlilerin rakibi olacak.

90 DAKİKAYA VE FUTBOL SAHALARINA SIĞMAYAN YOL HİKAYESİ

Yazıya Hüseyin Hoca’nın veda cümleleriyle son vereyim:

“Biz Başkanımız Seyit Mehmet Özkan ile yol arkadaşıydık. Daha önce hiç kimsenin yürümeye cesaret bile edemediği bir yola 10 yıl önce birlikte çıktık.

Yol boyunca birbirimize Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder, Burak İnce, Ravil Tagir, Barış Alıcı, Berke Özer, Kerim Alıcı, Erce Kardeşler, Enis Destan ve daha onlarca genç futbolcunun hikayesini anlattık.

Altınordu, 90 dakikaya ve futbol sahalarına asla ve asla sığmayacak büyük bir yol hikayesidir.

Altınordu, tarihe tanıklık edenlerin değil, tarihi birlikte yazanların eseridir.

Bu eserde küçük bir payım bile varsa, çocuklarımızın yarına güvenle bakmalarını sağlama yolunda katkı sağladıysam, kendimi dünyanın en mutlu insanı sayarım.

Evet, bizimkisi bir yol hikayesiydi. Çok güzel başladı, çok güzel devam etti ve en güzel şekilde bitti.

Her şeyin en iyisine layık olduğunu düşündüğüm Altınordu’nun, Türk futbolunun gelecek yapılanmasında bir mihenk taşı olacağına inanıyorum.

Bu güzel hikayeyi yazan, başta başkanımız Seyit Mehmet Özkan olmak üzere herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyor ve artık yeni bir yol hikayesi yazmak üzere ayrılırken, bayrağı devrettiğim dostum Ufuk Kahraman’a başarılar diliyorum.”