Bir Ankara meselesi

Kırklareli'nden Ardahan'a, Burdur'dan Adıyaman'a, tam 20 güzel şehrimizde bilin bakalım ne yokmuş? Hatta tarihinde olmamış. Cumhuriyet'in 100. Yılında olur mu? Eğer bu gündem konusunu Ankaralı karar vericilerin "iyi niyetine" ve "samimiyetine" bırakırsak, bir 100 yıl daha "dilek ve temenniler" maddesinde tartışır dururuz.

GÜZEL ANKARA

Gelibolu'daki bahçe sula, kedileri kolla, köpekleri doyur, yarım bırakılmış inşaat arazisinde otlayan atlara su ver, pazara git, çöpü dök gündemimden 1 gün uzaklaşarak Ankara siyaset mahallesinde hasret giderme molası verdim. Ankara'yı severim. Ankara'yı seven ender İstanbul sakinlerindenim. 10-11 yaşlarımda Polatlı'da oturduğumuz zamanlar Ankara benim için hardallı sosisli sandviç ile Soysal Pasajı'ndaki yürüyen merdivenleri görme heyecanı idi. 1989'da yeni muhabir olarak işe girdiğim Günaydın Gazetesi, beni 4 aylığına Rüzgarlı Sokaktaki Ankara Temsilciliği’nde çalışmam için göndermişti. Hayatımın en güzel dostluklarını kurduğum bu şehirde, parlamentodan magazine Ankara gazeteciliğini yaşama imkanım olmuştu. En sonunda ise TBMM 24. Dönem Milletvekili olarak gittim. O dönem çeşitli dergilere Ankara yazıları yazardım keyifle... İstanbul önemlidir, Ankara "olmazsa olmaz"dır.

CHP ZİYARETİ

Geçtiğimiz Salı günü iki dönemdir Danışma Kurulu Üyesi olduğum KA-DER, Kadın Adayları Destekleme Derneği ile Ankara'daydık. Başkan Nuray Karaoğlu, yönetim kurulu üyeleri, şubeler, temsilciliklerden oluşan bir heyetle ilk olarak CHP Genel Merkezi’ni ziyaret ettik. Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka'nın eşliğinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısına oturduk. Her zamanki pozitif, esprili ve nazik tavrına bir hayli de moral katılmıştı. 6'lı Masa ve ülkenin diğer muhalif kesimleri ile süreci iyi bir dengeye oturtması ve son dönemde iktidarı peşinde bırakan politikaları toplumda karşılık bulması ile motive olmuş görünüyordu. CHP'nin kadınların güçlendirilmesine dönük politikalarını anlattı. Bizim ise ziyaret amacımız biraz farklıydı:

20 KADIN VEKİL

En az 20 kadın vekil istemeye gelmiştik. Ama Ankara'dan, İstanbul'dan, İzmir'den değil. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç ama hiç kadın milletvekiline sahip olmamış 20 ilden 2023'te yani 100. yılda hiç olmazsa 1 kadın milletvekili çıkarılması için acaba ne yapacaklardı, bunu sorduk. KA-DER bu sonucu bir kampanyaya dönüştürmek üzere bir rapor çıkardı. Siyasi partilere bu iletilerek bu tablonun değişmesinde ısrarcı olunacak. İller şöyle: Kırklareli, Burdur, Karabük, Sinop, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Niğde, Karaman, Osmaniye, Kilis, Adıyaman, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Artvin, Ardahan, Erzincan. Bu illerden yeni olanları, yani 67 sonrasını çıkarırsak geriye yıllar boyu kadın vekilsiz bırakılmış 14 eski il kalıyor.

ERKEK HORUNU

Türkiye'yi şöyle doğudan batıya doğru taradığımızda, Karadeniz Bölgesi belirgin bir şekilde kadınsız. Ardahan'ı da bu erkek horon ekibine bağlarsak Artvin, Rize, Bayburt, Gümüşhane, Giresun erkeklerin elinde. Arada yalnızca Trabzon kadın milletvekiline sahip. Kadına seçilme hakkının verilmesini takiben TBMM 5-6-7-8'inci dönemlerdeki kadın vekil varlığı 1950 seçimleriyle yani Demokrat Partili yılların başlamasıyla uzun bir ara vermiş. Ta ki 23. döneme kadar. Bu dönemden sonra her yıl AKP'li kadın vekili olmuş Trabzon'un. Karadeniz'de 2000'lerin ortalarından bu yana köylerini, derelerini, yaşam alanlarını her türlü rant ve inşaat faaliyetlerine karşı savunan ve direnen kadınlar muhalefetin sesi oldu ama seçim dönemlerinde unutuldular ne yazık ki.

KAYDIRMALARDA KADINLAR FEDA OLUYOR

Karadeniz'de Ordu ve Samsun'u atlayıp Sinop'u da bu erkek horonuna bağlayabiliriz.

Ankara'nın doğuya doğru komşusu olan illerde de durum aynı. Bozkırın "TBMM'deki" Tezeneleri hep erkekler. Bu tür illerin dezavantajı az sayıda vekil çıkarması. Mesela CHP tek vekillik çıkarabiliyor. Onu da çoğunlukla erkekler alıyor. Eğer bu tek vekil Ankara tarafından gözden çıkarılamayacak bir isimse, bir-iki dönem sonra daha yüksek sayıda vekil çıkarılan illere kaydırılıyor ki, kendi ilinde sıradaki bir kişi vekil olabilsin. Bu durum da büyükşehir adayları üzerinde olumsuz baskı yaratıyor. Çoğunlukla zaten listelerin üst sıralarında yer bulamayan kadın adaylar feda ediliyor. Bu kadınsız iller arasında mesela Burdur benim ilkokul yıllarımın geçtiği, Erzincan ise liseyi okuduğum iller. Bizim yaşadığımız yıllarda her iki ilin de kadınlarının toplumsal hayatta çok aktif olduğunu hatırlıyorum.

PEKİ YA KIRKLARELİ?

Kadınlar, aile yaşamındaki yüklerinin ağırlığı, toplumsal yaşama katılmada karşılaştıkları fiziki ve psikolojik engeller, gelir eşitsizliği gibi pek çok gerekçe nedeniyle siyasette daha azlar. Bir de buna Ankara'ya doğru daralan yolda kıyasıya erkek mücadelesi eklenince işler iyice zorlaşıyor kadınlara. Bunu Kılıçdaroğlu da vurguladı. Bize kadınların siyasette eşit temsil edilmesi için CHP tarafından verilen ancak iktidarın gündeme almadığı kanun teklifini hatırlattı. Tabii biz yine, yeniden itiraz ettik. "CHP'nin partide yüzde 50 cinsiyet eşitliği sağlaması için yasaya yönetmeliğe ihtiyacı yok" dedik. Peki ya Kırklareli diye sordum Kemal Kılıçdaroğlu'na. İki vekili var, bir sonraki seçimde biri kadın olacak bu durumda değil mi? Bakalım, ortaya böyle bir soru bıraktık.

KADIN ÜYE SAYISI ARTARSA

Bizim eşitlik üzerine söylediklerimiz ve eleştirilerimiz üzerine konuşurken, Kılıçdaroğlu hak verdiğim bir konuya değindi. Daha çok kadının üye olması durumunda CHP içerisinde kadınların temsilinin daha güçlü olacağını ifade ederek, "ne kadar çok kadın üye olursa, o kadar çok temsil olur, ön seçimlerde kadınlar kendi kadın temsilcilerini seçmekte o kadar güçlü olurlar" dedi.  Aslında doğru. Daha sonra kadın arkadaşlarla da paylaştığım bir anım geldi aklıma. 2015 yılındaki önseçimden çıkamayıp vekilliğim sona erdikten sonra beni tanıyanlar yolumu kesip çok üzüldükleri, oysa beni çok desteklediklerini söylüyorlardı. Ben de her defasında parti üyesi olup olmadıklarını soruyor ve tahmin ettiğim "değiliz ama..." yanıtını alıyordum, "eh üye olmadan önseçimde nasıl desteklediniz" diye takılıyordum. Elbette her seviyede destek önemli, ama parti içi önseçimde sizi temsil edecek vekilin kazanmasını isterseniz üye olup oyunu vermeniz gerek. CHP'nin gönüllüsü üye sayısının çok çok üzerinde.

KADIN ÜYE AİDAT ÖDEMEYECEK

Kılıçdaroğlu ile toplantı sonrası Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ile sohbet ettik. Kadın üye kazandırma çalışmalarından söz etti. Hedef 300.000 imiş. Şu an 100.000'e koşuyorlar. Kadınların online üyeliği bazen teknik engellere takılıyormuş. Yani üye formu doldurup, işin üye aidatı kısmına gelince orada kalıyorlarmış. Çünkü pek çok kadının online ödeme imkanı bulunmuyor. Ancak CHP çok yeni olarak artık kadınlar için üye aidatını kaldırıyor. Yakın zamanda duyuracaklar, benden yazması. Üyelikler Yargıtay engeline takıldığında ikinci bir partiye üyelik görünüyormuş bazen. Bu da tabii ki AKP. Yani dikkat AKP'ye üye edilmiş olabilirsiniz!

DEVA'DA DURUM

Sırada aynı gün randevu vermiş olan Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan vardı. Bizi Kadın Politikaları Başkanı Elif Esen, Kültür, Sanat ve Turizm Politikaları Başkanı Helun Fırat, Sosyal Politikalar Başkanı Selma Aliye Kavaf, Kurumsal İletişim ve Tanıtım Başkanı Sanem Oktar, İnsan Kaynakları ve Parti İçi Eğitim Başkanı Nazlı Seda Vural karşıladı. Masalarda çeşitli başlıklarda Deva Partisi politika ve yaklaşımlarını anlatan kitapçıklar vardı. Her başlıkla ilgili kitapçığın giriş bölümünde o başlıktan sorumlu Başkanlar Kurulu üyesinin fotoğrafı ve hitabının bulunması bence iyi olmuş. Başkanın tek adam olmadığı, bir ekip çalışması yürütüldüğü vurgulanıyor. Ali Babacan'a 20 ilden kadın vekil çıkarma konusunda destek sözü istediğimizde de "Ben hiçbir konuyu tek başıma karar verip söylemiyorum. Biz önce Başkanlar Kurulu'nda değerlendiriyoruz sonra ilgili arkadaşımız açıklıyor" dedi.

KADIN KOLLARI MESELESİ

21 kişilik Başkanlık Kurulunda, yani 20 Genel Başkan Yardımcısının 7'si kadın olan Deva Partisi'nin Kadın Kolları bulunmuyor. Parti kurullarının tamamında şimdilik yüzde 30-35 olan alt sınırı yakalamak hedeflenmiş. Aslında Kadın Kolları hep bir tartışma konusu. CHP açısından gözlemimi söyleyebilirim: Kadınların siyasete girmesinin güç olduğu il ve ilçelerde çok önemli bir itici güç olurken, bu sorunun olmadığı yerlerde kadını kollara kilitleyip örgütte ilerlemesini önlediği inancı hakim. Bir de zaten sınırlı sayıda olan kadınların hem kadın kollarını doldurması hem de il-ilçe yönetimlerinde kotayı doldurması zor oluyor. Bir de "kadın kol da erkek baş mı" serzenişi vardır hep bizim örgütte.

YÜZDE 35 KADIN ÜYE

Deva Partisi'nin üyelerinin yaklaşık yüzde 35'i kadınlardan oluşuyormuş. Hiç fena bir oran değil. Tabii AKP'den mutsuz olmuş seçmenin başta kadınlar olmak üzere Deva Partisi ya da Gelecek Partisine kaçışı doğal. TV röportajlarında da ülkenin ağır koşullarının kadınları bunalttığına ve pek çoğunun bunu cesaretle dile getirişine tanık oluyoruz. Birçoğu eskiden AKP'ye oy verdiklerini söylüyorlar. Mikrofon uzatılan kocaya yanındaki karısının itirazı; ya da mikrofon tutulan anneye yanındaki yetişkin kızının itirazı görüntüleri sık sık düşüyor gündeme. Deva Partisi bu kadınları hedefliyor doğal olarak.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Toplantıya 6'lı masanın ortak deklarasyon sözcüsü Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu da katılarak bu ortaklaşmış metinde kadınlara dönük yaklaşımı anlattı. Konu ister istemez İstanbul Sözleşmesine geldi. Ali Babacan bu konuda tavırlarının net olduğunu, sözleşmeyi uzmanlarla yeniden ve çok detaylı incelediklerini ve kamuoyunda tartışılan noktalarla ilgili karşı olacak bir husus bulamadıklarını söyledi. Bilindiği üzere İstanbul Sözleşmesi "eşcinselliği özendiriyor" yaygarası ile belli bir kesim tarafından hedefe oturtulmuştu. AKP bunu fırsat bilerek Saadet Partisi içinde bu yaygaranın öncülüğünü yapan Oğuzhan Asiltürk yolu ile 6'lı Masa’yı çatlatmayı denemişti. KA-DER Başkanı Nuray Karaoğlu bu yeni kampanya için Liderleri ziyaret edeceklerini ancak İstanbul Sözleşmesi'ne karşı duruş sergileyen Saadet Partisi'nin programda olmadığını söyleyince Babacan 6'lı partinin ortak deklarasyonunda taraf olunmuş tüm uluslararası sözleşmelere uyma şartını tüm partilerin onayladığını söyledi gülümseyerek.

ERKEKLER RANT İÇİN KADINLAR HAK İÇİN

AKP 60. Hükümetinin Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanı Selma Aliye Kavaf artık Deva Partisi'nde. Siyasette kadın mücadelesi ile ilgili konuşurken "Erkekler siyasete rant aramaya, kadınlar ise hak aramaya geliyor" dedi. Doğru tespit, ama fazlası da var. Kadınlar sadece kendi hakkını aramaya gelmiyor, yanında çocuğun hakkını, öğrencinin hakkını, gencin hakkını, engellinin hakkını, farklı yaşam tarzı olanların hakkını, LGBTİ bireylerin hakkını, çevrenin, köyün, kentin, hayvanların, doğanın hakkını da getiriyor. Eğitim hakkını, sağlık hakkını, ulaşım hakkını, çalışma hakkını, yaşam hakkını soruyor, istiyor. İşte o yüzden hep şunu savunurum: Bir partinin kadın politikası olmaz, kadın bir partinin bütün politikalarının üzerine inşa edildiği temel taşlardan biri olmalıdır.