Gündemden düşecek gibi görünmüyor. Beğenen beğenmeyen, taraf olan olmayan, öfkelenen, küçümseyen, körü körüne savunan ya da hata-kusur aramayan...

Kim var kim yok, kayıtsız kalamadı, yok sayamadı.

Ahlatlıbel Yemekli Buluşması Türkiye siyasi tarihinde uzun yıllar konuşulacak bir dönemece dönüştü. Aslında ateşi söner diye düşünmüştüm ama bilinçli-bilinçsiz diri tutuluyor özellikle de iktidar tarafından. Yandaş medya tahayyüllerini iyice genişletti. Kurmaca diyaloglar yazıp, karar tutanakları yazıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan "bu masadan bir şey çıkmaaaz" diye bağırıyor. Bahçeli ise masanın ayaklarına takılmış kehanette bulunuyor. Yani Ahlatlıbel konuşuldukça ağırlığı artıyor.

Bu nedenle ben de buradan devam edeceğim. Bahçeli'yi de ayaklı masa kahini Apollon'a havale ediyorum.

İlk bakışta ne görüyorum

Eksiğiyle de olsa bir başlama vuruşu, bir start görüyorum.

6'lı fotoğrafı birçok kişi sanki, önceden pişirilmiş ve sunulmuş bir yemek gibi gördü. Bense daha 6 şefin yemek pişirmeden önce malzeme alımı için liste oluşturma aşamasında olduğunu gördüm. Esas mesele bugün değil önümüzdeki süreç. Yani 12 Şubat'la başlayan, 28 Şubat'ta yeni bir toplantıya tarihlendirilen ve dahası da gelecek gibi görünen istişareler silsilesi. İşte demokratik toplumun, toplumsal muhalefetin, sivil toplum kuruluşlarının ne yapıp edip bu sürece dahil olması gerekiyor. İttifakın da niyeti bu yönde olacaktır ama bu o kadar kolay değil, yani o yemeğin herkesin damak tadına uygun pişirilmesi.

Devam edelim.

Ahlatlıbel Masası, en solda Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere sağa doğru bir yelpazeyi temsil ediyordu. Sol tarafın boşluğu uzun süredir tartışılıyordu, masada da sürpriz yoktu. Şimdi parti özelinde analiz edelim.

Kılıçdaroğlu'nun işi kolay değil

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakının en büyük partisi ve ittifakın inisiyatifini ortaya koyan kişi olarak çok zor bir sürecin başında, çok hassas dengelerin de odağında duruyor. İttifakı korumak ve bu dengeyi tutmak için bir hayli çaba sarf edecek gibi görünüyor. Zira masanın tüm liderleri iddialı siyasetçiler. Her ne kadar 4 partinin toplam oyu baraj altında kalıyorsa da özellikle Saadet, Gelecek ve Deva partilerinin karşı mahallede özgül ağırlıkları var. Bu nedenle o ağırlıklarını çeşitli taleplerle masaya taşıyacaklardır. Kılıçdaroğlu açısından masanın dengesinin yanı sıra CHP içerisindeki çok sesliliği de kontrol etmek gerekecek. Zira hala CHP tabanında "Niye sol partiler yok" sorularının yanı sıra, Akşener deyince 90'lar, Davutoğlu deyince sıfır sorun ve 2015 Kürt illeri operasyonları, Babacan deyince AKP ekonomisi, Karamollaoğlu deyince Sivas geliyor. Buna bir de İstanbul Sözleşmesi eklendi. CHP seçmeninin bu hassasiyetleri, diğerlerinin varoluşlarının bir parçası.

Akşener partisini tutabilirse

İyi Parti’nin içi de CHP gibi çok sesli. Ama tabii daha dar bir yelpazede. İyi Parti'nin esas kırmızı çizgisinin HDP olduğu görülüyor HDP ile diyalog kurabilenden HDP'nin H'sine tahammül edemeyenlere uzanan bir yelpaze var. Bunun dışında SP, Gelecek ve Deva ile keskin bir ayrışma, seçmenlerine verilecek bir izah görünmüyor. Ancak, zaman zaman bazı tribüne oynayan, ya da daha amiyane tabirle seçmeninin gazını almak yerine, seçmenine gaz veren vekil modelleri, her partide olduğu gibi orada da var. Zaman zaman ortada da bir şey yokken bazı zorlayıcı açıklamalar yapıyorlar. O nedenle Meral Akşener'in önümüzdeki süreçte partisindeki popülist seslere hazırlıklı olması gerekiyor.

Direnç Asiltürk'le bitti mi?

Saadet Partisi AKP'nin onca çengel atmasına aracılar koymasına, bir süre önce corona nedeni ile hayatını kaybeden Oğuzhan Asiltürk'un yoğun girişimlerine rağmen kararlı durdu. Ancak girdiği Millet İttifakı’nda CHP tabanından geniş bir grubun hoşnutsuzluğu ile her daim karşılaşacaktır. Bu da seküler kesimin rezervinden çok Sivas katliamı nedeniyle Aleviler ve İstanbul Sözleşmesi nedeniyle kadınların itirazları olacaktır. Bunu da yumuşatmak ve Karamollaoğlu'nu, en azından İstanbul Sözleşmesi'ne ikna etmek yine Kılıçdaroğlu'na kalıyor gibi görünüyor. Ancak bu konuda esas direncin Oğuzhan Asiltürk tarafından gösterildiği, Karamollaoğlu'nun ittifakı bu konuda zorlamayacağı yönünde görüşler var.

İttifakın Yenileri

Hala çok düşük seyrettiği görünen oy oranlarına karşın, bir dönem AKP'nin ikinci adamı olması nedeniyle, Ahmet Davutoğlu'nun muhafazakar seçmende bir "özgül ağırlığı" var. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile doğrudan karşıtlığı ve kendisine yapılanların öfkesi ile güçlü bir ittifakın içinde tutunmanın gayretini gösterecektir. Öte yandan Davutoğlu'na yine CHP seçmeninin eski günlerden kalma, özellikle de IŞİD konusundaki söylemleri ile ilgili rezervi var. Ama esas sorun tabii Kürt illerine yapılan operasyonlar döneminin başbakanı olması. Bu dönemde yaşananlar, HDP'nin de masada olmak istemeyişinin sebeplerinden biri gibi geliyor bana. 2015'ten beri AKP ile ilişkilerini sessizce dondurduğu görülen Ali Babacan'a tepki Davutoğlu'na göre daha az gibi görünse de sonuçta AKP'nin çok eleştirilen ekonomi politikalarının içinden geliyor.

Ve Demokrat Parti

Uzun süredir kendisini CHP'nin etkinliklerinde ve Meral Akşener'in yanında görüyoruz. Gültekin Uysal eski bir partinin yeni ve genç genel başkanı. Meral Akşener'in Güntekin Uysal'ı Millet İttifakı'nın bir bileşeni olarak başından beri yanında görmek istediğini ve kendisinin de katıldığı tüm etkinliklerde bir arada görünmeyi istediğini duymuştum. Uysal sıklıkla da TV'ye çıkmaya başladı. Üslubunu geliştiriyor. Kendi genç ama yükü ağır bir partiyi taşıyor: Demokrat Parti. Ahlatlıbel Masası'nda, bazı diğer küçük sağ partiler ittifak dışında kalırken Uysal masada altıncı kişi olarak yerini aldı. Gençliğinin getirdiği bir sıralama ile fotoğraflarda genelde arkası dönük olsa da kocaman logolu DP dosyası ile masanın en görünür partisi haline geldi.

HDP bu masada olmak ister miydi?

Sanmıyorum. CHP içinden de birçok seçmenin "HDP niye dışlandı" sorusu bizlere de geliyor. Ama en başından beri HDP bir ittifak değil, birlikte hareket etme yönünde tercih koyuyor. Bu yerel seçimlerde de böyle oldu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de böyle oldu, referandumda da böyle oldu. Sanırım böyle devam edecek. Başta İyi Parti ve neredeyse bir o kadar da CHP'de HDP'ye karşı bir rezerv var. Ama unutulmasın ki HDP içerisinde de hala Meral Akşener'in içişleri bakanlığı döneminden kalma ve hele hele 2015 yazı ve sonbaharından kalma Ahmet Davutoğlu'na dönük sıkıntılar var. Bugün Mithat Sancarı'ın o masana Meral Akşener ve Ahmet Davutoğlu ile yan yana poz verdiğini düşünün, bir de HDP tabanını...

Sol'da 3'üncü ittifak

Her ne kadar "Millet İttifakı bölünür" tarzında eleştiriler olsa da bunun bu şekilde gerçekleşmeyeceği belli. Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu'nun içinde HDP ve TİP'in de olduğu bir 3. İttifak arayışından çok memnun kaldığı ve böyle bir ittifakı çok olumlu karşılayacağını biliyoruz, bunun haberi gelmişti. Çünkü Kılıçdaroğlu açısından şu anki koşullarda HDP'yi içine alamayan bir Millet İttifakının, dışarıda bırakılmış partileri kaybetmemesinin tek yolu, "zaten onlar da 3. bir ittifak kuruyorlar" deme rahatlığı olacak. 3. İttifak kurulur mu yoksa ittifak yerine ortak hareket etme yönünde bir prensip mi olur bilemiyoruz ama, eğer Millet İttifakı "kötü bir sürpriz cumhurbaşkanı adayı" belirlemez ise bu seçimde birlikte hareket edileceği belli. Ayrıca düşen barajla ve 3. İttifakla parlamento temsil olarak daha zenginleşebilir.

Helalleşme de masada olacak mı

Benim merak ettiğim konu son dönemde “Helalleşme” kampanyası başlatan Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konuyu Millet İttifakı masasına getirip getirmeyeceği. Zira Kılıçdaroğlu'nun dediği manada bir helalleşme ancak iktidarda olur. Önümüzdeki seçimlerde de CHP'nin değil Millet İttifakı'nın iktidarı konuşulduğuna göre, helalleşme adımları ancak bu masada pişirilebilecek. Peki diğer partiler buna hazır mı? Kılıçdaroğlu için öncelikli helalleşme konularının muhafazakarlar ile Kürtler olduğu söyleniyor. İşte yukarıdaki "kimin kime rezervi var" yazılarını bu nedenle yazdım. Eğer helalleşme olacaksa, Millet İttifakı masası da bunun dışında kalmaz herhalde. 

Bu satırları yazarken Tarkan'ın Geççek şarkısı ve klibi düştü sosyal medyaya. Şarkıyı da 6'lı masaya bağladı AKP medyası ve troller. Dedim ya bitmez bu Ahlatlıbel buluşması.

Daha nicelerine...