Kazananı Biliyoruz, Ya Kaybedene Ne Oldu?
Malazgirt Savaşı Türk tarihi için çok önemli. Sonrasını iyi biliriz. Peki, ya kaybedene ne oldu, bilir misiniz? Romen Diyojen’in başına gelenler gerçekten çok dramatik.
1071 yılındaki Malazgirt Meydan Muharebesi, sadece Türk tarihi için değil, Bizans İmparatorluğu için de büyük bir kırılma noktasıydı. Savaşı kazanan Sultan Alp Arslan, esir aldığı Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen’e tarihte eşine az rastlanır bir saygı ve zarafetle yaklaştı. Ancak Diyojen için asıl felaket, öz vatanına ve kendi sarayına döndüğünde başladı.
Savaş alanında esir düşen Diyojen, Alp Arslan ile insani koşullarda bir barış antlaşması imzaladı. Yıllık vergi ve toprak terkini içeren bu barışın ardından Alp Arslan, eski imparatoru korumaları eşliğinde saygıyla Konstantinopolis'e (İstanbul) geri gönderdi.
Diyojen henüz yoldayken başkentte taht oyunları başlamıştı. Rakip Dukas ailesi, "Esir düşen imparator hükümdarlık yapamaz" gerekçesiyle Diyojen'in tahttan indirildiğini ilan etti ve VII. Mihail tahta çıkarıldı.
Sivas ve Amasya bölgesine ulaşan Diyojen, taraftarlarını toplayarak ordusunu kurdu. Ancak sarayın gönderdiği Khachatur komutasındaki Bizans ordusuna yenildi ve geri çekilmek zorunda kaldı.
Diyojen son şansını Kilikya (Çukurova) bölgesinde denedi. Güçlerini Adana yakınlarında topladı. Saray ordusu bu kez Andronikos Dukas liderliğinde geldi. Yapılan şiddetli iç savaşta Diyojen kesin olarak yenildi ve Adana Kalesi'ne sığındı.
Kalede kuşatılan Diyojen, hayatına dokunulmayacağına ve bir manastırda inzivaya çekilmesine izin verileceğine dair piskoposlar aracılığıyla söz aldı. Keşiş kıyafeti giyerek teslim oldu.
Ancak verilen sözler tutulmadı. Konstantinopolis'e götürülürken Kütahya yakınlarında durduruldu ve kızgın demirle gözlerine mil çekildi. İşkence o kadar acımasızca yapıldı ki göz yuvaları enfeksiyon kaptı.
Kör edilen ve yüzü tanınmaz hale gelen eski imparator, Kınalıada'daki (Proti) bir manastıra sürgün edildi. Enfeksiyon ve bakım yetersizliği yüzünden ağır sancılar içinde, 4 Ağustos 1072’de hayatını kaybetti.
Diyojen'in trajedisi kişisel bir yıkımla sınırlı kalmadı. Saraydaki Dukas ailesinin hırsı, Bizans’ın Anadolu’daki savunma hattını tamamen yok etti:
- Anadolu, Diyojen taraftarları ile saray ordusu arasındaki iç çatışmalarla harap oldu; savunmasız kalan kale ve şehirler tek tek düştü.
- Barış antlaşmasını tanımayan yeni imparator yüzünden Selçuklu birlikleri Anadolu’ya hızlıca yayıldı.
- Diyojen’in kör edilip öldürülmesi, orduda ve halkta saraya karşı büyük bir güvensizlik yarattı.
- Diyojen’e kendi vatandaşları tarafından yapılan bu zulüm, bir anlamda Anadolu’nun Türkleşmesini hızlandırdı.