Hatice Turhan Yazdı: Trump Eğer Spekülasyon Yapmıyorsa, Ben Bir Şey Bilmiyorum
Küresel finans piyasaları artık ne petrol stoklarına bakıyor ne de merkez bankalarının karmaşık faiz kararlarına. Dünya ekonomisi tek bir şeye bağlı: Donald Trump’ın İran ile ilgili yapacağı bir sonraki bocalayan açıklamaya. Adam öyle bir denge kurdu ki, bir gün "Üçüncü Dünya Savaşı" çanları çaldırıyor, ertesi gün masaya zeytin dalı koyup barış elçisi kesiliyor.
Pazartesi sabahı Trump kameraların karşısına geçip çenesini dikleştiriyor: "İran kaşındı, füzelerimiz hazır, petrol uçacak, enflasyonu patlatacağız!" Güm! Piyasalar panik içinde "FED faizleri tavan yapacak" beklentisine giriyor. Dolar fırlıyor, faiz korkusuyla altın ezilip çakılıyor, borsa kan gölüne dönüyor.
Çarşamba öğleden sonra aynı Trump, sanki o lafları söyleyen kendisi değilmiş gibi gayet sakin: "İran halkı harika bir halk. Hamaney ile görüşmeye hazırım, barış kapıda." Bum! Faiz baskısı kalkıyor, borsa yeşile boyanıyor, ons altın roket gibi tırmanışa geçiyor, dolar ise gevşiyor. Petrol fiyatları da keza.
İnsanın aklına tek bir soru geliyor: "Sayın Trump, siz 'savaş çıkacak' demeden beş dakika önce dolar toplayıp altını açığa satıyor; 'barış yakın' demeden hemen önce de altını ve borsayı mı kapatıyorsunuz?"
Çünkü bu artık bir dış politika stratejisi değil, resmen kişisel bir portföy yönetim tekniği! Savaş ve barış gibi insanlığın en ağır iki kavramı, adeta Trump’ın kaldıraçlı işlemlerine meze oldu. "Savaş" diye piyasayı korkutup petrolü ve doları yukarı sür, faiz beklentisiyle altını dip yaptır; sonra "Barış yapacağız" deyip dibe çöken altın ile borsaya gir... Wall Street'in binlerce analisti ve karmaşık algoritmaları yıllardır boşa kürek çekiyormuş; meğer finansın sırrı tek bir adamın mikrofon gördüğünde söylediği çelişkili cümlelerdeymiş!
Fakat sıkıntı şu ki; bu "Savaş-Barış" oyunu artık yalama oldu.
İlk zamanlar sinirler tepe noktadaydı. Adam "Hürmüz Boğazı'nı kapatırız" deyince elindeki altını faiz korkusuyla yok pahasına satan, "Masadayız" deyince borçla borsaya giren yatırımcılar vardı. Şimdilerde ise ekran başındakiler bıyık altından gülüyor. Trump ekrana çıktığında kimse "Ortadoğu'ya huzur mu geliyor?" demiyor; herkesin kafasındaki tek düşünce: "Bizimki yine pozisyon tazeliyor..."
Artık inanan da kalmadı, bu tiyatroyu ciddiye alan da. Yakında piyasa Trump'ı tamamen ters indikatör olarak okumaya başlayacak. Kısacası; savaş ve barış değişkenleri Trump’ın elinde tarihin en kârlı spekülasyon aracına dönüştü. Dünyanın kaderiyle oynarken kendi portföyünü yeşile boyayan bir lider izliyoruz. Ağlanacak halimize gülüyoruz ama neticede fatura yine barış beklerken savaşa, savaş beklerken barışa yakalanan küçük yatırımcıya çıkıyor!