Etkiniz Avrupa Birliği Programı,  İzmir, Seferihisar’da “Neyi İzlemiyoruz?”  temalı bir forum düzenledi. Forumda 4 Haziran’da yoksulluk konusunda yaptığım konuşmada neleri izleyemediğizi sıraladım.

Neyi İzlemiyoruz?

Salgın ve ekonomik krizle birlikte yoksulluğun ışık hızıyla nasıl açlıkla mücadeleye dönüştüğünü,

Neyi izlemiyoruz?

Günlük güvencesiz çalışanları, seyyar satıcıları, garsonları, tekstil işçilerini, hamalları, müzisyenleri, çiçekçileri, gündelikçi kadınları, inşaat işçilerini, insana yakışır bir iş yapma hakkı olmayanları, çalışan ama açlık sınırının altında yaşayan emeklileri, öğrencileri ve her birinin evdeki, sokaktaki hallerini, binemedikleri otobüsü, randevu alamadıkları hastaneyi, azarlandıkları kamu kapılarını,

Neyi izlemiyoruz?

Nerede, ne iş varsa, bildikleri bilmedikleri, yeteneklerine göre ya da değil, sağlıkları ya da yaşları elveriyor ya da vermiyor, ayakta ve hayatta kalmak için çalıştıkları inşaattan düşenleri ve iş kazalarında ölen çocukların sormadığımız hesaplarını,

Neyi izlemiyoruz?

Bir annenin vakti gelmeden alamadığı için bebeğine mamayı bıraktırmaya zorlarken yaşadığı stresi,

Neyi izlemiyoruz?

Her hanedeki, her bireyin farklı yoksulluğunu, yaşlıyı, çocuğu, yalnız kadını, öğrenciyi, engelliyi,

Neyi İzlemiyoruz?

Krizlerde “acil durum planı” olmayan kamu kurum ve yerel yönetim temsilcilerini, 

Neyi izlemiyoruz?

Bürokrasinin, yasal mevzuatların, açlıkla mücadele eden bir çocuktan daha kutsal kabul edildiğini,

Neyi izlemiyoruz?

Yoksulluk yaşayan bir ailede doğan çocukların, 30 yaşında yoksul olma olasılığının, hiç yoksul olmayanlara göre üç kat daha fazla olduğunu,. Devredilen yoksulluğu, yoksulluğun aileden çocuklara neden miras kaldığını, 

Neyi izlemiyoruz?

Her yıl artan yoksulluk istatistikleri yerine, her yıl gerçekten azalan yoksulluk istatistiklerini,

Neyi izlemiyoruz?

Yoksullukla ilgili yapılan projelere katılamayan yoksulları, 

Neyi izlemiyoruz?

2030 yılına kadar açlığın sona erdirilemeyeceğini itiraf eden Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Birliği’nin, UNİCEF’in dünyanın her yerinde açlıkla mücadele eden çocukların hesabını, yoksulların üzerinden servetini büyütenlere soramadığını, 

Neyi izlemiyoruz?

Sosyal yardımların, siyasi bir partinin “sadakası” olmadığı gibi bu yardımların yoksulları tembelleştirmediğini, sosyal bir hak olduğunu ve yeterli olmadığını, 

Neyi izlemiyoruz?

Var olan bürokrasinin, sistemin, yoksulluğu azaltmadığını, erken tespit edip önlemler alınamadığını, yoksulluğun sadece, bir koli gıdası, bir gıda kartından ibaret olmadığını, yoksulluğun bir insan hakları meselesi olduğunu?

Neyi izlemiyoruz?

Önlenebilir yoksulluk hastalıklarının önlenmediğini ve yoksulların ömrünü kısalttığını,

Neyi izlemiyoruz?

Okul beslenmesi olmadan ya da büyüyen ayağını sıkıştıran bir ayakkabı ile okula giden bir çocuğun yaşadığı travmayı, utancı.

Neyi izlemiyoruz?

Dijital eşitsizliği, internete erişemeyenleri ve okuma yazma bilmeyenlerin bilgi yoksunluğunu, yalnızlığını,

Neyi izlemiyoruz? 

Okullarını terk eden çocukların, bir rakamdan ibaret olmadığını, sokakta risk altında olduğunu, oyunu bırakıp çalışan çocuğun hızlıca “yaşlanmasını”, evde konuşulan geçim derdinden kendini sorumlu tutan çocuğun duygusunu, 

Neyi izlemiyoruz?

Yetersiz ve tek tip beslenmenin obeziteye, gelişim bozukluğuna, öğrenme güçlüğüne neden olduğunu,  

Neyi izlemiyoruz?

Elektriği aylarca kapalı olan bir ailenin karanlıkla diyaloğunu, 

Neyi izlemiyoruz?

Bankalardan alınan kredileri, faturaları ödeyemedikleri için evlerine gelen icra ile kendilerine  yada birbirlerine zarar verecek kadar içlerinde büyüyen yoksulluk öfkesini,

Neyi izlemiyoruz?

Yılları değil kuşakları içine alan, kamu, yerel yönetimler, sivil toplum ve akademisyenlerin birlikte karar verdiği yoksulluk eylem planlarını,

Neyi izlemiyoruz ?

Geçim kaynağı olarak tarıma bağlı olan ailelerin iklim krizi derinleştikçe yoksullaşacağını, kuraklık, sel, susuzlukla, yeni göçmenler, mülteciler, olacaklarını, sıcak atmosferin, astım, kalp, akciğer hastalıklarına neden olacağını ve artık açlık/kıtlıkla mücadele edeceklerini,

Neyi izlemiyoruz?

Geçimi, evdeki gıdayı yöneten, kıt kaynaklarla yoktan var etmekten sorumlu kadını, bebek bezi yerine naylon poşet bağlayan, ped yerine bez parçası kullanan, şiddet gördüğünde ekonomik nedenlerle evini terk edemeyen kadının yine iklimle ilgili afetlerden de sorumlu olacağını,

Yani neyi izlemiyoruz?

Her gün, ama her gün, o günün nasıl geçeceğini düşünenlerin yaşadığı acıyı zihinlerinde dolaşan gelecek kaygısını izlemiyoruz. 

Neyi izlemiyoruz? 

Yoksul yanlı büyümeyi,

Neyi seyrediyoruz peki?

Dünyadaki bir avuç zenginin, servetlerinin nasıl büyüdüğünü. 

Peki gerçekten Neyi izlemiyoruz? 

Geçtiğimiz hafta bana “Market çöplerinden ıvır zıvır toplamaya başladım, onları pişirip yiyoruz çocuklarla sürekli ama çocuklarımın zehirlenmesinden korkuyorum diyen Sultan’ın her gün, her saat, her dakika, her saniye yaşadığı acıyı.

Sonuç olarak; Yoksulluk görmezlikten gelemeyeceğimiz kadar derin ve karmaşık bir sorun, yarın değil, şimdi artık hepimizin kapısına dayandı ve artık birbirimizi dinlemenin, izlemenin ve dayanışmanın zamanı...