İklim değişikliğinden herkes aynı derece de etkilenmiyor tıpkı pandemi ve şu andaki ekonomik kriz gibi.  Kriz, bazılarımızın yaşam kalitesini düşürürken bazılarımızı açlıkla mücadeleye sürüklüyor.

2010 yılında Birleşmiş Milletler, “iklim değişikliğinin ayrılmaz bir şekilde yoksulluk ve açlıkla bağlantılı olduğunu” ilan etti. BM, kırsal alanlarda yaşayan yoksulların yüzde yetmiş beşinin geçim kaynakları için ormanlar, göller ve okyanuslar gibi doğal kaynaklara güvendiğini belirtti.  2030 ve 2050 yılları arasında iklim değişikliğinin yılda yaklaşık 250.000 ekstra ölüme neden olması bekleniyor. Dünya Sağlık Örgütü, bunun yalnızca yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve ısı stresinden kaynaklanacağını belirtiyor. Özellikle kronik olarak nesiller boyu yoksullukla mücadele eden aileler kaynakların azalması ve yok olması ile birlikte krizlerden daha fazla etkileniyorlar.

Güvencesiz, günlük ve sokakta çalışan aileleri her ziyaretimde “günlük çalışmayınca aç kalıyoruz” diyorlar. Güvencesiz günlük çalışmak derin yoksulluğun temelidir. Geçenlerde Bitlis’in bir köyünden oğlunu ziyarete gelen yaşlı bir amca ile sohbet ediyordum, köyde hayvancılığın, tarımın bittiğini eli iş tutan her erkeğin büyük şehirlere gittiğini ve inşaatlarda çalışmaya başladığını söyledi. 

İklim krizi ile yapılacak her çalışma aynı zamanda bu krizden etkilenecek yoksulları göz önüne almak zorunda. Yoksa “sıfır atık” projesinde olduğu gibi bir taraftan “Sıfır atık israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atığın geri dönüştürülmesini amaçlar” ama bu atıkları toplayan kağıt toplayıcılara yasak koyarsanız 1 milyona yakın kağıt toplayıcının işsiz kalmasına ve binlerce ailenin açlığa sürüklenmesine neden olursunuz. Bu yasak sonrası İstanbul’da evlerini ziyaret ettiğim kağıt toplayıcı aileler şu anda gıdaya erişememe sorunu yaşıyor.  Dünya Gıda Örgütü 2020 raporunda göre şiddetli gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalan 746 milyon insandan bahsetti. İklim krizi önlem alınmaz ise Dünya Bankası’na göre 100 milyon insan daha yoksullaşacak.  

İklim krizi yoksulları nasıl etkileyecek;

·         İklim krizinin neden olduğu su kıtlığından dolayı mahsuller kuruyor ve ailelerin geçim kaynaklarını yok oluyor.

·         İklim değişikliğinden en fazla etkilenenler derin yoksulluk içinde yaşayan ve en savunmasız durumda olan çocuklar. Kaynak tükendikçe çocuklar okuldan alınıp, çalıştırılıyor. Yoksullaştıkça “çocuk evliliği” artıyor.

·         Açlık ve yoksulluk suç oranını artıyor.

·         Kirlilik en çok çocukları etkiler, anne karnında ve erken çocuklukta kimyasallara maruz kalmak erken bebek ölümüne yol açıyor.

·         İklim değişikliğinin getirdiği sel ve kuraklıklar gıda üretimini zorlaştırıp gıda fiyatları artırır. Yiyecekler tükendikçe ve temiz su kaynakları ortadan kalktıkça, yetersiz beslenmeden kaynaklı hastalıklar çoğalacak.

·         Yetersiz beslenme öğrenme potansiyelinin azalmasına neden oluyor.

Şimdi karşı karşıya olduğumuz bu sorunlar, derinleşen ekonomik krize, önümüzdeki enkaza rağmen, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanmaya, umudumuzu kaybetmemeye ve sağımızda, solumuzda her neredelerse yoksullaşan her bir birey ile dayanışmaya devam etmeliyiz.

Fakat bu haksızlığı yaratanları, sağımızda, solumuzda her neredelerse derinleşen eşitsizlikle artan “zenginliği, zenginleşenleri, büyüyenleri” daha fazla görünür hale getirip daha fazla tartışmamız gerekiyor ki çocuklarımıza güzel bir dünya bırakabilelim.

Fotoğraf: Gürcan Öztürk