“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” Mustafa Kemal Atatürk

Siyasi ikballerinden korkanlar kitleleri korkuturlar!

Siyasetçiler bağırmaya başladılarsa bilin ki korkuyorlar demektir!

“Ben de isterem!” ile güce doyamayan, kibirli, hep daha fazlasını isteyen erdem yoksunu, olamamış, büyüdükçe küçülemeyen insanın hikâyesidir bu!

Doymak bilmeyen açlık, bitmeyen boş hevesler ve ölümcül hırs!

Toplumlar bu tip hegemon yapılarca susturulmaya, tepkisizleştirilmeye çalışılır...

Korku iklimi dört bir yanı sarınca, söz söyleme özgürlüğü de kaybolur.

Toplumları ayakta tutan ise iki sütundur: Demokrasi ve Hukuk.

Bu kavramlar da zedelenince kişi hiçbir şeye güvenemez olur.

Lakin denildiği gibi her keder mutlaka ama mutlaka bir kurtuluş ile son bulur!

 

Her hegemon yapı kendine son verecek “kahramanı” kendi elleri ile yaratır!

Birey olabilmiş insana düşen ise hürce kendi düşüncesini, yönünü, duruşunu toplumla paylaşmaktır.

“Korkma!” diyerek başlar istiklal marşımız...

Hiçbir menfaat, hiçbir makam, hiçbir paye için evlatlara utanılacak bir soyadı bırakmaya değmez bu hayat!

Bu sebepten susma değil konuşma, herkes gibi görünmek değil, kendi gibi olmak zamanıdır artık!

Tüm fikirlere saygılı bir ifade özgürlüğünün, evrensel hukuk normlarında yaşanan bir ülkede var olma isteğinin hiçbir “ama”sı yoktur!

 

Her insan gibi insanın en şaşmaz terazisi kendi vicdanıdır.

Sağ elini vicdanına koyabilen insan, adaleti kendi benliğinde sağlayacaktır.

Tüm parmak sallamalarının arasında devir artık susma devri değildir!

Ne diyordu Hz. Ali:

“Haksızlık önünde eğilmeyiniz çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.”

Artık konuşma zamanıdır!

Artık “Ben de varım!” deme zamanıdır.

Çünkü sen susmaya devam edersen, sen küçük menfaatlerin adamı olmaya devam ersen, sen kafanı toprağa gömmeye devam edersen karanlık seni de bir girdap gibi kendine çekecek ve toplu yok oluştan sana pay veremeyecektir.

 

Devir, üzümün çöpü, armudun sapı diye “kendi gibi” olmayan herkesi beğenmeyip kulp takma, detaylara takılıp büyük resmi görememe devri değildir!

Devir burnunun dikine gidip ayrışma değil, asgari müşterekte bir araya gelip tek yürek olma devridir!

Devir, bilgisi olanın, vicdanı olanın, fikri olanın “insan” olanın “cebine konuşması” ya da “karnından konuşması” değil, gerçekten özgürce konuşması devridir!

Var oluşa saygı duymayan yapılar, karşı duruşu kabul edecektir!

Devir adil, hür, haksızlıklara boyun eğmeyen, ölçülü ve yürekten olma devridir...

Artık bir şehir değil bir ülke için konuşma zamanıdır!

Hukuka inanmayanlar, düşünce özgürlüğüne değer vermeyenler, hukukun üstünlüğü yok sayanlara yönelik, bu fikri karşı çıkış artık elzemdir!

Halk yani “demos”, demokrasi ve hukuk istiyor! Hakkın gasp edilmesine karşı çıkıyor!

Tatlı su balığı gibi yaşayanlar dahi konuşmaya başladıysa bu başarı hegemon yapının eseridir; zira haksızlık herkesedir ve bu insanları birleştirir.

Bu bir demokrasi ve hukuk mücadelesidir. Bu da tavırsızlığı, sessizliği kabul etmeyen bir mücadeledir.

Hiçbir menfaat onurunuzdan, isminizden daha yüce değildir!

Artık susmayın!

Her şey gerçekten çok güzel olacak!

Berk Yüksel