Aşağıda yazılanlar yalnızca birer iddia, yalnızca birer soru değildir. Aynı zamanda çağrıdır. Sorumluluk sahibi olan, çocuklar için kaygı duyan, başta veli ve öğretmenler olmak üzere herkes için bir çağrı…

Yeni eğitim öğretim yılının başlaması ve okulların açılmasının peşi sıra, yine basının ve sosyal medyanın gündemine, öğretmen ve özellikle de idareci kaynaklı cinsel taciz ve istismar haberleri düşmektedir. Haberlere konu olan bu olaylar ve failleri eğitim ve öğretmen camiasına duyulan güveni sarsmaktadır.

Kökeni geçmiş yıllardaki özensiz ve liyakatsız yönetici atamalarına kadar giden ve hâlâ devam eden bu atamalarla birlikte iyice ayyuka çıkan, öğrenci ve öğretmenlere yönelik cinsel taciz ve istismar olaylarına karşı acilen ve şeffaf bir biçimde önlemler alınması gerekmektedir.

Bu amaçla hiçbir gerekçenin ardına sığınmaksızın, geçmiş yıllardan itibaren, öğrenci ve öğretmenlere dönük gerçekleşen cinsel taciz ve istismar dosyaları yeniden açılmalıdır.

Atama aşamasından başlayarak, bu konuda dahli ve sorumluluğu olan, görevi kötüye kullanan, failleri korumak ve kollamak için yalan söyleyen kişi ve kişiler (bunlar genellikle idareci ya da onlara yakın öğretmenlerdir) hakkında adli ve idari işlemler yapılmalıdır.

Cinsel taciz, tecavüz ve istismar dosyalarındaki failler, onların bu fiillerini örtmek için soruşturma ifadelerinde yalan söyleyenler, 657’ye 125’in “zaman aşımı” maddesinin ardına saklanarak koruma altına alınmamalıdır.

Buradan hareketle, Milli Eğitim ‘Bakan’ı Mahmut Özer aşağıdaki soruları bir an önce yanıtlamalı ve Teftiş Kurulunu harekete geçirmelidir.

İşte Sorular

1- 2010-2011 eğitim öğretim yılından günümüze dek, MEB’de cinsel taciz eylemleri sübuta erdiği halde okul müdürlüğü ve idareciliğine, dahası il ve ilçe milli eğitim müdürlüğü yöneticiliğine atanan herhangi bir kişi var mıdır?

2-Cinsel taciz ve istismar eylemleri sübuta ermesine, hatta bazıları adli olarak da cezalandırılmasına rağmen,  okul müdürlüğüne, idareciliğe, il ve ilçe milli eğitim müdürlüğü yöneticiliğine (müdür ya da şube müdürü olarak) atananların sayısı kaçtır?

3-Cinsel taciz ve istismar eylemleri sübuta erdiği halde okul, il ve ilçe müdürlüğüne ve yöneticiliğine atananlardan kaçı hala görevlerini sürdürmektedir?

4-Cinsel taciz ve istismar eylemleri sübuta erdiği halde okul, il ve ilçe müdürlüğüne ve yöneticiliğine atananlardan kaçı, hangi nedenlerle görevlerinden alınmıştır? Bunların içinde, geçmişte gerçekleşen ve “subuta eren” cinsel taciz eylemlerine rağmen, yine öğrencilere ya da öğretmenlere cinsel taciz ve istismarda bulunduğu için görevinden alınanlar var mıdır? Bunların sayısı kaçtır? Bunlar hakkında hangi idari ve adli işlemler yapılmıştır?

5-Söz konusu, sübuta eren eylemlerine rağmen bu kişileri yöneticiliğe atayanlar başta olmak üzere, bunları korumak için yalan söyleyen, bunlara göz yumarak görevini kötüye kullanan öğretmen ve idareciler hakkında hangi işlemler yapılmıştır? Bunlar cezalandırılmış mıdır? Yoksa taltif edilip kariyer basamaklarını çıkmaları mı sağlanmıştır?

6-Cinsel taciz ve istismar eylemi “sübuta ermiş” olan herhangi bir kişi ya da kişileri okul, il ve ilçe yöneticiliğine atadığı halde, hâlâ MEB bünyesinde, özellikle de Bakanlık merkez teşkilatında görev yapan bürokratlar var mıdır?  Bunlar içinde görevden ayrılanlar varsa, bunlar kimlerdir? Haklarında hangi idari ve adli işlemler yapılmıştır?

7-Cinsel taciz ve istismar eylemi “sübuta ermiş” olan kişi ya da kişiler, MEB Personel Genel Müdürlüğünün hangi müdürleri, hangi daire başkanları tarafından atanmıştır? Bu kişiler hakkında, bu iş ve işlemlerinden dolayı herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

8-Cinsel taciz ve istismar eylemleri sübuta erdiği halde okul, il ve ilçe yöneticiliğine atanan ve hala görevini sürdürenler hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz? Yeni cinsel taciz, tecavüz ve istismar eylemleri sübuta erene ya da bu eylemleri açığa çıkana dek görevde kalmalarına göz mü yumacaksınız? Yoksa hemen görevden el mi çektireceksiniz?

Bu Sorular TBMM’ye Çağrıdır

Bu sorular öncelikle Mahmut Özer’e yöneltilmiş olsa da aynı zamanda bir çağrıdır. Çünkü belki de Mahmut Özer ya da herhangi bir Milli Eğitim ‘Bakan’ı, tıpkı Ziya Selçuk’un yaptığı gibi bu soruları duymazdan, bilmezden ve görmezden gelecektir. Ya da TBMM’den sorulmasına rağmen, tıpkı Ziya Selçuk gibi, yanıt diye yazdıklarıyla soruların yanından bile geçmeyecektir. Şaşırmayın böyle bir Milli Eğitim ‘Bakan’ı da gördü bu memleket. Adı Ziya Selçuk’tu.

Bundan dolayıdır ki “Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her türlü İstismarın Araştırılması ve Gereken Önlemlerin Belirlenmesine Dair Meclis Araştırma”ları yapmak üzere kurulmuş olan TBMM Çocuk Araştırma Komisyonu hemen harekete geçmeli ve konuyu araştırmalıdır.

TBMM Çocuk Araştırma Komisyonunda üye olan ya da olmayan milletvekilleri, bu toplumun geleceği olduğu söylenen çocukları-öğrencileri korumak ve kollamak için, bu soruları en azından “yazılı soru önergesi”ne dönüştürmelidir.

Elbette TBMM milletin meclisi ve milletvekilleri de milletin ve bu toplumun vekilleriyse…

* Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe Bölümü mezunu ve “Arzu Okulu”, “Aşk Mavidir Öğretmenim”,  “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla”, “Edebiyat Nedir Ki…”, “Allah dedi Üstad-ı Azam” kitaplarının yazarı. Felsefenin Işığında / Felsefece; http://atalaygirgin.blogspot.com