Yaşayanlar bilir ki her aşk özeldir. Her aşk bir başka güzeldir. Ve her aşkın
kendi rengi vardır. Ne anlatılabilen ne de tanımlanabilen…

Lakin MEB’de yaşanan bunlara benzemez. Geçmişten bu yana rant ve koltuk
çetelerinin cirit attığı Milli Eğitim Bakanlığında ‘aşk’ bir başka yaşanır. Hele de
koltuk rantla, rant da koltuk ve kadrolaşmayla taçlanırsa…

Her ne kadar birileri, arada sırada, işler kendi istedikleri gibi gelişmediğinde
“MEB taşra teşkilatını çeteler yönetiyor” diye bağırırken; o taşra teşkilatlarını
atayan MEB merkez teşkilatı olmasına rağmen, ona toz kondurmasa ve
ağızlarını açıp tek kelam etmeseler de… Oysa bu işlerde asıl mahir olanlar
merkez teşkilatında, yani suyun başında oturan, işin ehli bazı çemişlerdir.

Bilinmelidir ki MEB’de eğer ucunda rant yoksa, maddi ve manevi haz
ayrıcalıkları sağlamayacaksa koltuk da eğitim de değersizdir. Hatta külfettir.
Eğer koltuk ve kadrolaşma ranta eriştiriyorsa, ‘aşk’, yıllandıkça değerlenen
şarap misali, her şeye rağmen yeniden yeniden küllerinden doğarcasına
tazelenir.

Kadrolaşma ise bambaşka bir hikâyedir. Ve yeri geldiğinde yazılması gereken
başka bir yazının konusudur. Şimdilik bunu bir kenara alıp şu bitmeyen ve
sürekli tazelenen özel mi özel ‘aşk’a dönelim.

MEB’de Bitmeyen ‘Aşk’

MEB’in taşrasından merkezine, merkezinden taşrasına dek, yaşanan ihale
yolsuzlukları ve akçeli işlerdeki usulsüzlüklerin çoğu vaka-i adliyelik bile
değildir. Bunların bir kısmına, savcılıkların “Soruşturma İzni” talebine rağmen,
“Soruşturma izni verilmemesi”ne denilir. Ve bir ‘bakan’ imzasıyla soruşturma
izni verilmez. Hele de merkez teşkilatındaysa… Bir kısmı ise adet sünnet yerini
bulsun türü soruşturmalarla geçiştirilir. Göstermelik disiplin cezalarıyla
kapatılır. Yani “kol kırılır yen içinde kalır”.

Taşradakiler ise eğer iyice ayyuka çıkar, basının ve TBMM’nin gündemine
düşerse ve emniyetin teknik ve fiziki takip talebine savcılıklar da izin verirse
operasyon aşamasına dek erişebilir. Aksi halde onlar da MEB’in kendi içinde
zamanın mührünü yemeye ya da göstermelik soruşturmalarla unutulmaya terk edilir. Gün gelir de birileri anımsayıp çatlak ses olarak ortaya çıktığında da
657’nin “zaman aşımı” maddesi yetişir imdada… O da yetmezse, bir
“münferit”tir sözünü içeren rapor yazmak yeter olanı biteni aklayıp
paklamaya…

Dolayısıyla bunlar sözünü ettiğim bitmeyen ‘aşk’ın yanında küçük de olsa
riskler içerir. İdealist bir memur, bir savcı ya da emniyet yetkilisi çıkıp adım
adım, emek emek organize edilen işleri berhava edebilir. Sonra işin yoksa ayıkla
pirincin taşını… Araya birilerini sokup savcılıkların “organize suç” diye
nitelediği işleri, mahir hâkim bulup “bireysel” suça çevirtebilmek için uğraş dur
artık. Hoş onu da bulmak çok zor olmuyor ya bu devirde…

Bu ‘Aşk’ Çöpsüz Üzüm

Yukarıda anlatılanların yanında, sözünü ettiğimiz ‘aşk’ çöpsüz üzüm sayılır.
İlişkinin taraflarından, yani muhtemel damat ve gelinlerden ne resmi nikâh
istenir ne de imam ya da muta nikâhı… Ortada herhangi bir nikâh olmadığı için
hülle de gerekmez bu ‘aşk’ın yenilenmesi için…

İlişkide neyin, nerede, nasıl yaşandığı da neler olup bittiği ve sonuçları da
bilinmez. Hatta muhtemel gelinler ya da damatların kimler olduğu bile… Her
şey özeldir. Her şey gizli… TBMM’den sorulduğunda bile ser verip sır vermez
malum ‘bakan’lar… Yalnızca bakarlar. Ne de olsa görevleri görmek değil
bakmaktır. Sanki yaşanan her şey ‘devlet sırrı’ kapsamındadır.

Sayıştay’ın her yıl yaptığı ve yayınladığı, “Milli Eğitim Bakanlığı Sayıştay
Düzenlilik Denetim Rapor’ları sayesinde fark edilen bu ‘aşk’ın bir tek
motivasyon kaynağı vardır: AB (Avrupa Birliği) ve uluslararası kuruluşlardan
sağlanan kaynaklar… Yani çoğu Avrupa Birliğinden olmak üzere, bazı
uluslararası kuruluşlardan çocukların eğitimi için proje kapsamında hibe edilen
dövizler…

Herkesçe malum olabileceği gibi, bu dövizlerin çok büyük bir miktarı da Euro
cinsinden… Geçtiğimiz günlerde “MEB’de Euro Aşkı” 2 1 başlıklı yazıyla
gündeme getirdiğimiz bu sorunu, Sayıştay, geçmiş yıllarda defalarca tespit
etmesine ve raporlarında yazmasına rağmen, sonuç değişmiyor. Yani huylu
huyundan vazgeçmiyor.

Nedendir bilinmez, ‘Bakan’ından ‘bakan’ yardımcısına, hatta Teftiş Kuruluna
dek de hiçbir MEB yetkilisi bu konuda herhangi bir şey yapmıyor. MEB
bürokrasisinde birileri de bildiğini okumaya devam ediyor. Anlaşılan odur ki

AB’de Euro tükenmediği ve bunların bir kısmını hibe olarak göndermeye devam
ettiği sürece MEB’de bu ‘aşk’ bitmeyecek.

MEB’de Bitmeyen ‘Aşk’ Meclis Gündeminde

Geçmiş yıllarda olduğu gibi, “Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu”nda bir kez daha tespit edilen, MEB bürokrasisindeki bu Euro ‘aşk’ı, yine TBMM gündemine taşındı.

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, TBMM Başkanlığına verdiği “yazılı
soru önergesi”yle, Milli Eğitim ‘Bakan’ı Mahmut Özer’e, hem 2019 hem de
2020 yılı Sayıştay Raporlarında yer alan yüz milyonlarca Euro kaynağın
akıbetini sordu.

“Soru Önergesi”nde, öncelikle Sayıştay Raporunda yer alan “Bakanlıkta
bütçeyle verilen ödenekler dışında, Bakanlık merkez ve taşra birimlerinde
Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynaklarla yürütülen
projeler olduğu gibi, yerel kaynaklı projeler de bulunmaktadır. Bakanlık merkez
birimlerinde dış kaynaklarla yürütülen yıllara sari projelerin toplam bütçe
büyüklüğü yaklaşık 1.280.000.000 avro olup, 2020 yılı için yapılan toplam
harcama tutarı ise yaklaşık 190.000.000 avrodur.” tespitini aktaran Yıldırım
Kaya, ardı sıra yine Sayıştay’ın neredeyse her yıl bıkmadan yinelediği “Ayrıca
Bakanlık bütçesi ile ilişkilendirilmeksizin bankalarda açılan özel hesaplarda
yönetilen, çeşitli kaynaklardan elde edilen gelirler ile bu gelirlerden yapılan
harcamalar bulunmaktadır. Bu hesapların sayısına, türlerine ve büyüklüklerine
ilişkin veri bulunmamaktadır.” sözlerine yer verdi.

Sonra da “Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim
Raporu’na göre Milli Eğitim Bakanlığının hesaplarında olması gereken
1.090.000.000 avronun akıbeti bilinmemektedir.” diyen Kaya, “Ayrıca Milli
Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’nda da
1.150.000.000 avrodan 510.000.000 avro harcama gerçekleştirilmiş,
640.000.000 avronun akıbeti tespit edilememiştir” dedi.

MEB’in 1 Milyar 90 Milyon Eurosu Nerede?

Bu açıklamaların peşinden de Milli Eğitim ‘Bakan’ı Mahmut Özer’in yazılı
olarak yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

1. Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’na
göre Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı hesaplarında bulunması gereken 1.090.000.000 avro nerededir?

2. Milli Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’na
göre Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı hesaplarında bulunması gereken 640.000.000 avro nerededir?

3. Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’na
göre, özel hesaplarda bulunan 1.090.000.000 avro kimin/kimlerin özel
hesabındadır?

4. Milli Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’na
göre, özel hesaplarda bulunan 640.000.000 avro kimin/kimlerin özel
hesabındadır?

5. İlgili hesaplarda bulunan paranın muhasebe kaydı nasıl yapılmaktadır?

6. İlgili hesapların ayrıntılı harcama dökümü nasıldır?

Söz Sırası Mahmut Özer’de

Geçtiğimiz yıl CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer’in TBMM Başkanlığı aracılığıyla MEB ‘Bakan’ı Ziya Selçuk’a yönelttiği, lakin nerede olduğu bir türlü bulunup da söylenmeyen “MEB’in 640 Milyon Euro’su Nerede?” 3 2 sorusundan sonra şimdi merak edilen şudur:

“Kirli işler yapan harama bulaşan haramzadelerle çalışmayacağız” dediği
söylenen Mahmut Özer bu sorulara ne yanıt verecek? Doğru mu söyleyecek?
Yoksa “Gavur parası ganimettir. Gavurdan gelen paranın akıbeti sizi mi gerdi?”
dercesine, selefinin yaptığı gibi dağlara taşlara kabilinden yanıtlarla sorunun
üzerini mi örtecek?

Bekleyip göreceğiz efendim… Lakin, yukarıda söylediğimi bir kez daha
yinelemekte yarar var: AB’de Euro bitmedikçe MEB bürokrasisinde bu ‘aşk’
bitmez. Gereği yapılmadıkça da Sayıştay’ı kimse dinlemez. Hem de hiç kimse…

* Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe Bölümü mezunu ve “Arzu Okulu”, “Aşk Mavidir
Öğretmenim”, “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla”, “Edebiyat Nedir Ki…”, “Allah dedi Üstad-ı Azam” kitaplarının yazarı. Felsefenin Işığında / Felsefece; http://atalaygirgin.blogspot.com
1 “MEB’de Euro Aşkı” başlıklı yazı: https://www.gercekgundem.com/yazarlar/atalay-girgin/3643/mebde-euro-aski

2 “MEB’in 640 Milyon Eurosu Nerede?” başlıklı yazı:
https://www.gercekgundem.com/yazarlar/atalay-girgin/2747/mebin-640-milyon-eurosu-nerede