Recep Tayyip Erdoğan kabinesinin ‘bakan’larına ilişkin geçmişten günümüze birbiri ardına iddialar ortaya atılıyor. Bunlardan bazıları salt iddia düzeyinde dile getirilirken, bazıları belgeleriyle birlikte yazılıp çiziliyor.

Damat Berat Albayrak’a ilişkin ve neredeyse herkesin malumu olanları saymazsak… Kabinenin ‘bakan’larına ilişkin ilk iddia Ahmet Nesin tarafından kaleme alındı: Yoksa İltica Mı Edeceksiniz Sayın Bakanım1.

İlk ve Tek Tepki Soylu’dan

Ahmet Nesin, şu anda ‘bakan’ olan birinin 2018 Haziran seçimleri öncesinde, Almanya’da “ev aradığını” dillendirdi. Artı Gerçek haber sitesinde yayımlanan yazıda bu ‘bakan’ın adından söz edilmemiş, bazı ortak özellikler sıralanmıştı.

Bu özellikleri taşıyan birden fazla ‘bakan’ vardı. Ancak, nedendir bilinmez, herhangi bir isimden söz edilmemesine rağmen, Ahmet Nesin’in bu yazısına, ilk ve tek tepki, İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’dan geldi. Belirtilen özellikleri taşıyan diğer ‘bakan’lar ise oralı bile olmadı.

Lakin Soylu, “yarası olan gocunur” sözünü anımsatırcasına ve bir paratoner misali yazılanları hemen kendi üzerine alınmıştı. Alınmakla da kalmamış ve ‘bakan’ sıfatına da sığınarak, kendisine yakışan bir biçimde hiddetini hakaretamiz sözler eşliğinde dışa vuran tehditvari bir açıklama yapmıştı: İspat etmezsen karışmam2…

Bu açıklamasıyla da durduk yere tüm kuşkuların hedefi oluverdi.

“Müteyakkız Olunması” Gereken Şahıs     

“Müteyakkız olunması” gereken şahıs da bir ‘bakan’dı. Hakkında “Gümrükler Genel Müdürlüğü Özel Büro”nun istihbari notu olmasına rağmen, bu üstün hizmetleri ve gayretlerine binaen kabinede bir ‘bakan’ sıfatıyla taltif edildi. Yaptıklarıyla da kabineye ne denli yakıştığını cümle âleme gösterdi. Kendini kanıtladı. Affedilinceye ya da görevden alınıncaya dek hizmetlerini başarıyla sergiledi!

Bunun ayrıntılarını “Konu: Ruhsar Pekcan3” başlığıyla Sözcü Gazetesi’nde İsmail Saymaz yazdı. Hem de belgeli bir biçimde… Oradan okuyabilirsiniz. Bundan dolayı konuyu daha fazla uzatmadan başlığa ve burada dile getirilen son iddiaya dönelim.

İşte O ‘Bakan’

2018 Haziran Seçimleri yaklaştıkça, bu seçimi hangi tarafın kazacağına ilişkin birilerinin kuşkuları da artıyordu. Seçimi “Cumhur İttifakı” ve onun adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaybetme ve “Millet İttifakı”nın kazanma ihtimalini düşünenler arasında, iddialara göre şu anda kabinede ‘bakan’ olanlar bile vardı. (Ancak, bunlar arasında sanırım muhalefet ve onun, sandıklar daha yeni açılmaya başlamışken YSK önünde erkenden havlu atıveren ‘ince’ adayı yoktu! Neyse…)

Hal böyle olunca birileri, kendi meşrebince başının çaresine bakma arayışına girişiyordu. Tıpkı Ahmet Nesin’in yazısında dile getirdiği gibi, iktidar cenahından bazıları kapağı yurtdışına atıp kurtulma hesapları yaparken… O güne dek iktidar cenahında ve “Cumhur İttifakı” tarafında görünen başka birileri de kendini ve hayallerini sağlama almanın peşine düşüyor, dümeni gizliden gizliye “Millet İttifakı”na ve onun amiral gemisi durumundaki CHP’ye doğru kırıyordu.

İşin ucunda ‘bakan’ olma düşleri vardı. İlkelerin, etik değerlerin, felsefenin, ahlakın hükmü neydi ki…

Alanında uluslararası kuruluşlarla birlikte yaptığı çalışma ve projeleri de heybesinde taşıyan bu zat, seçim günü yaklaştıkça “Millet İttifakı”nın kazanma ihtimalini öngören adımlar atmaya başladı. Niyeti kendi uzmanlık alanında “Millet İttifakı”nın ‘bakan’ı olmaktı.

İki tarafın da ortak tanıdığı olan bir “dişçi” aracılığıyla ilk girişimler yapıldı. “Dişçi” reddedilemeyecek biriydi. Ve bir müddet sonra beklenen haber geldi: Randevu verilmişti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu talebi kabul etmişti.

Randevu günü, şu anda hâlâ ‘bakan’ olduğu iddia edilen zat-ı muhterem, alanına ve alanında neler yapabileceğine ilişkin olabildiğince ayrıntılı bir brifing sundu. Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere az sayıda katılımcının olduğu dinleyicilerine…

İkna kabiliyetinden ve seçimleri “Millet İttifakı”nın kazanacağından öylesine umutluydu ki belki de seçim günü sandık başına gittiğinde “Cumhur İttifakı”na ve Recep Tayyip Erdoğan’a oy bile vermedi. Ancak seçim sonuçları beklediği gibi gerçekleşmedi.

Hayal kırıklığına uğradı mı? Bilinmez. Ama adını açıklanan kabinedeki ‘bakan’lar arasında gördüğünde sevincini gizleyemediği aşikar… Öyle bir açıklama yaptı ki sanki kısa bir süre önce Kılıçdaroğlu ve ekibine brifing veren o zat değil de başka biri sanırsınız.

O açıklamasından şuraya bir satır yazsam, hemen “İşte o zat, bu ‘bakan’mış!” dersiniz de başka bir şey demezsiniz.

Neylersiniz ki işte toplumsal çözülme, kültürel ve ahlaki çürüme, yozlaşma koşullarında memleketim insanının ahvali… “Millet İttifakı”na niyet, Recep Tayyip Erdoğan kabinesine kısmet!

Peki; eğer iddialar doğruysa, bu ‘bakan’ kimdir?

* Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe Bölümü mezunu ve “Arzu Okulu”, “Aşk Mavidir Öğretmenim”, “Lağımpaşalı”, “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla”, “Edebiyat Nedir Ki…”, “Allah dedi Üstad-ı Azam” kitaplarının yazarı. Felsefenin Işığında / Felsefece; http://atalaygirgin.blogspot.com
1 “Yoksa İltica Mı Edeceksiniz Sayın Bakanım” başlıklı yazı… https://artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/yoksa-iltica-mi-edecektiniz-sayin-bakanim
2 “İspat Etmezsen Karışmam…” haberi.. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/suleyman-soyludan-ahmet-nesine-ispat-etmezsen-karismam-1180333
3 “Konu: Ruhsar Pekcan” başlıklı yazı… https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/ismail-saymaz/konu-ruhsar-pekcan-6401758/