Kılıçdaroğlu'ndan 'değişim' isteyenlere mesaj: Değişen şeyler yüzde 20'lerden yüzde 48'lere ulaşmaktır

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu son dönemde CHP içinde gündemden düşmeyen 'değişim' çağrılarına ilişkin de konuştu. Kılıçdaroğlu, "Değişen şeyler yüzde 20’lerden yüzde 48’e ulaşmaktır" dedi.

Kılıçdaroğlu'ndan 'değişim' isteyenlere mesaj: Değişen şeyler yüzde 20'lerden yüzde 48'lere ulaşmaktır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu sözlerine Sivas Katliamı'nda hayatını kaybeden aydınları anarak başlarken, sözlerinin devamında TİP'ten Hatay milletvekili seçilmesine rağmen hukuksuzca cezaevinde tutulan Can Atalay için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a çağrıda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Uluslararası tefecilerin yönlendirdiği biri" suçlamasında bulunan Kılıçdaroğlu, "Denize düşen yılana sarılır diye bir atasözümüz var bizim. Önce Türkiye’yi borç batağına sürüklediler, şimdi emir alıyorlar. Dünyanın kaderini parayı kontrol eden belirler. Erdoğan uluslararası tefecilerin kontrol ettiği ve yönlendirdiği biridir" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu Merdan Yanardağ'ın tutuklanmasına da tepki göstererek, " Bir gazeteciyi tutuklamak hangi aklın işidir? Troller devreye giriyor her türlü suçlama yapılıyor. Savcılar harekete geçiyor. Tutuklanmaması gereken bir konuda tutuklanıyor" dedi.

CHP liderinin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Devletin kendi iradesiyle haksızlara kapı aralaması yüreğimizi yakan temel konulardan biridir.

Cezaevlerinde çok sayıda gazeteci var, avukatlar var siyasetçiler var. Aykırı düşüncelerin ne kadar değerli olduğunu herkesin bilmesi gerekir.

Acılar var evet. Sivas Katliamı’nın 30’uncu yılı. Aydınların gazetecilerin, şairlerin yakıldığı bir Türkiye kabul edilemez. Bir aydının bir düşünürün bir ozanın bir ressamın yakılarak öldürülmesi kadar vahşi bir şey yoktur ve bu insanlık suçudur.

Adaletin sağlanmadığı yerde bu ateşler hep yanar. Adaletin olmadığı bir dünyada insan haklarından söz edemezsiniz.

MECLİS BAŞKANI KURTULMUŞ'A CAN ATALAY ÇAĞRISI

Can Atalay hala hapiste. 50 günü geçti. Halkın oylarıyla milletvekili oluyorsunuz. Demokrasinin kuralları işliyor. Tutuklusunuz, ve dışarıya çıkarmıyorlar sizi. Numan Kurtulmuş'a seslenmek isterim. Haksız yere Anayasa'ya aykırı olarak parlamentoda tutuluyorsa, TBMM'nin itibabrını ayakları altına alıyor demektir.

Eğer, 'Nasıl bir yazı yazmam gerekiyor' diyorsa. Benzer örneklerini arşivde bulabilir. Meclis başkanı karar alırken Saray ne diyecek diye sormamalı. O Saray'ın değil Meclis'in hakkını savunmak durumundadır.

Gezi tutukluları başlı başına bir dramdır. Osman Kavala tam 2072 gündür özgürlüğünden mahkum edildi. 2 AİHM kararı var suçsuzdur diye. Türkiye 2 ayrı mahkeme beraat için karar verdi ama kararları takan kim? Vicdan sahibi herkese sormak isterim. Neden içeride?

İnsanda biraz ahlak olur vicdan olur ya. Bunları sadece bugün dile getirmiyorum. Her ortamda dile getirmeye çalışıyorum. Eğer biz bunları dillendirmezsek siyaseten görevimizi yapmıyoruz demektir.

Bütün milletvekili arkadaşlarıma gittiğiniz her yerde haksızlıkları anlatın, haksızlık karşısında susan eğer dilsiz şeytansa asla susmayacağız.

MERDAN YANARDAĞ'IN TUTUKLANMASINA TEPKİ GÖSTERDİ

Ve Merdan Yanardağ. Bir gazeteci, bir yazar. Niçin içeride? Hangi gerekçeyle içeride? O da 7 gündür tutuklu. Bir komisyon oluşturduk CHP olarak. Gidildi ziyaret edildi. Bir gazeteciyi tutuklamak hangi aklın işidir? Troller devreye giriyor her türlü suçlama yapılıyor. Savcılar harekete geçiyor. Tutuklanmaması gereken bir konuda tutuklanıyor.

"ERDOĞAN ULUSLARARASI TEFECİLERİN KONTROL ETTİĞİ BİRİ"

Denize düşen yılana sarılır diye bir atasözümüz var bizim. Önce Türkiye’yi borç batağına sürüklediler, şimdi emir alıyorlar. Dünyanın kaderini parayı kontrol eden belirler. Erdoğan uluslararası tefecilerin kontrol ettiği ve yönlendirdiği biridir.

Biz CHP olarak bunları içimize sindiremiyoruz. Bizim temel görevimiz ülkenin ekonomik ve siyasal bağımsızlığını sağlamaktır. Öyle bir noktaya geldi ki borçlar, dışarıya mahkum olduğunuz zaman dışarının parasıyla işlem yapmaya mahkum oluyorsunuz.

Bankalardaki toplam mevduatın yüzde 70.3’ü vatandaşların binde 6’sına ait. Bazı vatandaşlarımız benim dolarla işim yok diye düşünebilir. BU kardeşime seslenmek isterim. Hayır kardeşim bu kadar borçlanan Türkiye’de doğmamış çocuğa bile yükümlülük getiriyoruz. Döviz kurundaki 1 liralık artışın maliyeti devletin borçlanması açısından 145 buçuk milyar lira. Bu 145 buçuk milyar liralık artışın getirdiği yükü 85 milyon ödüyor. Doları olanlar, beşli çeteler değil. Onlar kazanıyor.

"CHP TEK ADAM PARTİSİ DEĞİLDİR"

Hepinizin bildiği gibi CHP tek adam parti değildir. Partimizin kurucusu Atatürk’ten bugüne her zaman kadro partisi olmuştur. Doğruları yanlışları olmuştur. Ama bu hareket her zaman ve her zaman ezilenlerin sesi duyulmayanların, haksızlığa uğrayanların yanında olmuştur. CHP zulme karşı milyonları kapsayan çoğulcu bir duvardır. Cumhuriyetin temellerinde demokrasi mücadelemizin tam ortasında CHP kadrolarının imzası vardır. CHP’nin tüm kadroları dünden bugüne kişisel ikballerinin peşinde koşmamıştır.

Örneğin Atatürk gibi Saray ve işgal kuvvetlerinin kendisine sunduğu hayatı elinin tersiyle itmiştir.

Atatürk'ün sözleriyle ifade etmek gerekirse, CHP'nin felsefesi vatandaşları her türlü ayrılıktan ve ayrışmadan uzak tutmaktır.

"TÜRKİYE AVRUPA'NIN GÖÇMEN DEPOSU HALİNE GELDİ"

Yaşadığımız onca sıkıntı yetmiyormuş gibi uygulanan göçmen politikası ülkemizin demografik yapısını değiştirmiş. Avrupa’nın göçmen deposu haline getirmiştir. CHP olarak klasik muhalefet yapmamız beklenemezdi. Yapılması gerekenleri yapmalıydım. Asla görüşülemez denilenlerle görüştüm. Daha önce görmezden gelinen tüm toplumsal kesimleri helalleşmeye çağırdım. Hiç kimseyi ötekileştirmedim kimseye kin tutmadım. Bir fincan kahveden 40 yıllık hatır çıkardım.

Hep birlikte özgürce yaşayalım diye bu çabaları gösterdim Batı'ya şirin görüneyim diye göçmen politikasını eleştirmekten geri durmadım. Biz Türkiye'nin tüm sorunlarına karşı akılcı çözüm önerileriyle vatandaşların karşısına çıktık. Çözüm olarak da TBMM'yi gösterdik.

Hayat görüşümüz haksızlığa karşı mücadele ise doğru yolda olmanın verdiği haz her şeyden üstündür. Asıl mücadele devrimden sonra da haklının yanında kalabilmektir.

Ne biz seçimi aldığımızda haksızlığa karşı mücadeleyi bırakacaktık, ne de seçimi kazanamadık diye mücadeleyi bırakacağız. Kararlılıkla mücadele edeceğiz.

Değişim ve liderlik meselesine gelelim. Başörtülüsü başı açığı seküleri Atatürkçüsü bir araya gelebildiysek zaten değişimi başlatmışızdır. Ama biz toplum olarak neyin değiştiğine değil, neyin değişmediğine bakarsak hata yapmış oluruz. Değişen şeyler yüzde 20’lerden yüzde 48’e ulaşmaktır.

Değişen şeyler neden bizden değilsin diye görmezden geleceğine onların elini tutmaktır. Bugün 25 milyonu davamıza kattık yarın 40 milyonu davamıza katacağız. Anlatmaya çalıştığım şu. 25 milyonu bir araya getirmenin başarısının sadece bana yani bir lidere ait olmadığıdır. Haklının yanında olanlar insanların kimliğini inancını yaşam tarzını siyaset malzemesi yapmayan 25 milyonuz biz.

"25 MİLYON OY YETERLİ DEĞİLSE BAŞARISIZLIK BENİMDİR"

Devlet bürokrasinin gücüne rağmen haksızlığın karşısında durabildiysek bu hepimizin başarısıdır. Başarıyı tek başıma üstlenmem. Ama bu 25 milyonu başarısızlık olarak görürseniz haksızlığın karşısında tek başıma dururum. Çünkü onlar Saray’ın sahtekarlıklarına rağmen haklının yanında duranlardır. Buradaki değişimin mimarı CHP’lilerle birlikte Millet İttifakı’nın mensuplarıdır. Adaletten yana kim bizimle birlikte olmuşsa bu başarı hepimizindir.

25 milyona ulaşan bu değişim yeterli değilse başarısızlık benimdir. Bu sayıyı artıracak yeni değişimleri üretme görevi de benimdir. Bugünkü görevim 25 milyondan bir kişiyi bile feda etmeden süreci yönetmektir.

Kazanımlarımızı geriye değil ileri taşıyacak değişimleri hep birlikte başaracağız. Ben CHP’nin başında olsam da olmasam da birleştirdiğimiz bu 25 milyonluk kitle her zaman hakkın yanında olacak ama hiçbir zaman bir liderin güdümünde olmayacaktır.

Sizler zaten bir kişinin güdümünde olmamak için bir araya geldiniz.

Bizler ancak değişimin bir parçasıyız. Devrimlerin tek bir lideri olmaz. Devrimlere inanmış halklar olur. En az 25 milyondan oluşan halkımızla birlikte onların yoldaşı olarak değişime evet diyeceğiz.

Emin olun ki bu saltanatın yıkılması da sandığımızdan çok daha yakındır.

Kaynak: Gerçek Gündem

Etiketler
CHP Kemal Kılıçdaroğlu Can Atalay Recep Tayyip Erdoğan Osman Kavala AKP