ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, ABD Yüksek Mahkemesi’nin kürtaj yasağı kararını öğrendiğinde uçaktaydı. Karar anını öğrendiği zaman yaşadığı şoku aktarmak için sosyal medya aracılığıyla o anların görüntüsünü paylaştı. Yüzünde derin bir endişeyle haberleri izliyor, çenesine koyduğu eliyle belki de ne yapabileceğini düşünüyordu. ABD Yüksek Mahkemesi verdiği kararla 50 yıllık içtihattından dönmüş ve kürtajın federal düzeyde korunan anayasal bir hak olmadığına, isteyen eyaletlerin ensest, tecavüz sonucu gebelik dahil kürtajı yasaklayabileceğine hükmetmişti. Bu karar özellikle Cumhuriyetçi eyaletlerde yaşayan, kürtajın yasaklanması durumunda kürtajın serbest olduğu eyaletlere seyahat veya sağlık sigortası masraflarını karşılayamayacak olan yoksul, beyaz olmayan kadınlar için büyük bir kazanılmış hak kaybı niteliği taşıyor.

Tam da bu nedenlerden dolayı ABD’nin ilk kadın ve ilk siyah başkan yardımcısı olan Kamala Harris, kararı büyük bir endişeyle karşıladı. Fakat karşı yapabilecekleri oldukça kısıtlı. ABD’nin rekor oyla seçilmiş başkanı ve başkan yardımcısının hoşlarına gitmeyen bir mahkeme kararına karşı ellerinin kollarının bağlı olması çoğumuza şaşırtıcı gelebilir. Bu tuhaf durumun ortaya çıkmasının temel sebepleri ise kimilerine göre ABD’nin kuvvetler ayrılığını temel alan sağlam bir hukuk devleti olmasında, kimilerine göre ise siyasi kutuplaşma ve katı bir anayasa nedeniyle tıkanmış bir sisteme sahip olmasında yatıyor.

Elleri Kolları Bağlı bir Başkan, Başkan Yardımcısı

Temsilciler Meclisi, Senato ve Başkanlık makamını ellerinde bulunan Demokratların hoşlarına gitmeyen bu karara karşı yapabilecekleri hamleler kısıtlı. Demokratlar kürtajı federal düzeyde anayasal bir hak olarak kabul eden bir yasa tasarısını Kongre’den geçirmek ve böylece Yüksek Mahkeme kararının etkisini bertaraf etmek istiyor. Fakat Demokratların, Kongre’nin üst meclisi olan Senato’dan herhangi bir yasayı geçirebilmek ve “filibuster” denilen engeli aşabilmek için 60 senatöre ihtiyacı var. Senato’da bulunan 100 senatörün 50’si Demokrat, 50’si Cumhuriyetçi. Filibuster kuralına göre herhangi bir yasa için oylama yapılması için en az 60 senatörün oylamaya geçilmesi yönünde oy kullanması lazım,  güncel dağılım nedeniyle Cumhuriyetçiler geçmesini istemedikleri yasalar için oylamaya geçilmesini engelleyerek istemedikleri teklifleri bloke edebiliyor. Bu nedenle Demokratların 24 Haziran 2022 tarihli Yüksek Mahkeme kararını bertaraf edebilecek bir yasa geçirmesi şu anda imkansız. Böyle bir yasa kabul edilse de Yüksek Mahkeme’nin bu yasayı yeni içtihadıyla anayasaya aykırı bulma ihtimali yüksek.

Biden ve Demokratların, hoşlarına gitmeyen bir karara imza atan yargıçları görevden alma şansı yok. Yargıçlar öldükleri veya kendi istekleriyle emekli olmaya karar verdikleri zaman ancak görevi bırakıyor. Büyük ihtimalle ABD’nin Demokrat çoğunluğu sevmedikleri bir karar imza atan muhafazakar yargıçlarla en az 20-30 sene daha birlikte devam etmek zorunda. Trump’ın atadığı üç genç muhafazakar Yüksek Mahkeme yargıcı daha uzun yıllar sağlıklı bir şekilde görevlerine devam edecek, Demokratlar ülke çapında büyük zaferler kazansa da mahkeme uzun bir süre daha muhafazakarların çoğunluğunda olacak.

Tıkanan bir sistem

ABD anayasası değiştirmesi oldukça zor hukuki bir metin. Eyaletlerin çoğunluğunun desteği lazım. Bu nedenle kadın hakları, LGBT hakları, sosyal devlet uygulamaları, birçok temel hak ve özgürlük çoğu modern anayasada olmasına rağmen, ABD anayasasında mevcut değil. Bu katı metnin güncel koşullara uyum sağlaması için de uzun yıllar boyunca ABD Yüksek Mahkemesi yorum yöntemiyle anayasadaki mevcut hükümlerin kapsamını genişletti. Bu nedenle kürtaj hakkını özel hayatın gizliliği hakkından türetti ve federal düzeyde koruma altına aldı. Fakat bu yorum yönteminin uzun soluklu olmadığı kürtaj yasağı kararıyla bir kez daha anlaşıldı. Bu katı anayasa nedeniyle ve Cumhuriyetçi-Demokratların neredeyse her önemli konuda birlikte hareket edemeyecek bir noktaya evrilmesiyle kimilerine göre sistem tıkandı.

Bazı sol Demokratlar bu tıkanıklığın aşılması amacıyla Yüksek Mahkeme’nin üye sayısının arttırılması ve Demokrat yargıçların üye olarak atanmasını savunuyor. Fakat bu durum için Demokratlar yeterli sayıda sandalyeye sahip değil. Diğer bir yandan Harris, Biden gibi merkez Demokratlar da bu fikri hukukun üstünlüğüne zarar vermemek amacıyla desteklemiyor, aynısının Cumhuriyetçiler tarafından da ilerleyen senelerde yapılabileceğini düşünüyor, endişe duyuyorlar.

Günün sonunda Temsilciler Meclisi, Senato ve başkanlık makamını elinde bulunduran Demokratlar, kürtaj yasağı kararına karşı bir şey yapamıyor. En fazla bağış kampanyalarıyla kürtajın yasaklandığı eyaletlerdeki kadınları serbest olan eyaletlere taşıma gibi çözümlere imza atıyor, farkındalık kampanyaları düzenliyorlar. Bu eylemsizlikte hem ABD’nin kuvvetler ayrılığına dayanan bir hukuk devleti olması hem de bu hukuk devletinin tıkanan, eski, günceli kaçıran ve değişmesi kolay olmayan temellere dayanmasının da eşit derecede payı var.