İktidarda kalsın da umurunda mı dünya

"Battı balık yan gider" sözü bile hafif kaldı AKP iktidarı için. - Ekonomi battı, - Dış politika battı, - Siyasi ahlak battı, - Milletin umudu battı… Tek çare...

"Battı balık yan gider" sözü bile hafif kaldı AKP iktidarı için.

- Ekonomi battı,

- Dış politika battı,

- Siyasi ahlak battı,

- Milletin umudu battı…

Tek çare var; Seçim, hatta hemen erken seçim…

Anayasanın şu hükmü var:

- "Madde 78 - Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.

- Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir."

Anayasa Meclis'e bu yetkiyi verirken "nitelikli çoğunluk" şartı koymamış.

Bu durumda AKP ve MHP oylarıyla Meclis'ten, "seçimlerin bir yıl geriye bırakılması" kararı çıkabilir.

Peki, olmazsa olmaz şart olan, "savaş" çıkabilir mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip böyle bir çılgınlık yapabilir mi?

İktidarını çıkaracağı savaş nedeniyle bir yıl, bir yıl uzatabilir mi?

Peki, Türkiye kimlere savaş ilan edebilir?

- İlk ihtimal Suriye ki bir kıvılcım yeter.

- İkinci ihtimal Yunanistan ki vatan toprağı 20 Türk adasının işgalden kurtulması için atılacak son adım askerî müdahaledir.

Böyle bir savaş durumunu aklımdan bile geçirmek istemem ama bugün krizde olan Türk ekonomisi ne olur?

- Döviz kurları patlar, enflasyon üç haneli rakamları aşar mı?

Ünlü şairimiz Orhan Veli Kanık der ya;

Ne atom bombası

Ne Londra Konferansı

Bir elinde cımbız,

Bir elinde ayna;

Umurunda mı dünya!

Recep Tayyip iktidarda kalsın da: Umurunda mı dünya…

Savaş kararını da Meclis'in alması gerekir ki anayasa maddesi özetle şöyle:

- "Madde 87 - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri;

Savaş ilânına karar vermek…

Üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile…"

Savaş ilanı durumu gerekirse AKP ve MHP'nin oyları yetmez ama Recep Tayyip Meclis'te 360 oy bulabilir mi?

O gün yaşanabilecek olaylar olmadan bu konuda yorum yapılmaz.

Değerli okurlarım,

Sığınmacılar kimin umurunda bakalım.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş Halk TV'de dedi ki;

- "Avrupa Birliği'ndeki zenginler, emperyalistler vermişler Türkiye'ye 3 buçuk milyar lira, Türkiye'ye; 'Sen benim göçmen depom olarak kal" demişler.

Ondan sonra bize insan hakları dersi veriyorlar. Kendi sınırlarında insanlara her türlü işkenceyi yapıyorlar. Geri göndermeler, bot batırmalar…

Türkiye bu insanlar için zorunlu olarak ikamet etme yeri haline getirilmiş ama karşılığında AKP iktidarı 3 buçuk lira para almış."

Erkan Baş eksik bıraktı ben tamamlayayım.

AKP iktidarı 11 yılda Suriyeli sığınmacılar için ne kadar para harcadı?

Resmî ağızdan, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'ndeki 1. Küresel Mülteci Forumu'nda 17 Aralık 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip'in yaptığı açıklamayı hatırlatayım:

- "Sığınmacılar için harcadığımız para 40 milyar doları aşmış durumda..."

7 yılda 40 milyar doları aştı ise yılda yaklaşık 6 milyar dolar harcıyor Türkiye.

2020 ve 2021 yıllarını da eklersek, bugüne kadar milletin cebinden alıp Suriyeli sığınmacılara AKP iktidarının harcadığı para;

- 52 milyar dolar…

Bu rakama Suriye'nin kuzeyindeki askerî harcamalar ve orada yapılan yatırımlar dahil değil elbette.

Cumhurbaşkanı o gün şöyle bir itirafta daha bulundu;

- "AB'nin bize verdiği söz vardır, 3,3 milyar Euro destek vereceklerdi. Ne yazık ki bu gelen destek 2 milyar Euro'ya ulaşmıştır. Üçüncü 3 milyar Euro'dan ses yok…"

Hadi diyelim ki Suriyeli sığınmacılar için 3,3 milyar Euro verdiler.

- 3,3 milyar Euro al,

- 52 milyar dolar harca…

Milyarlarca kez yazıklar olsun AKP'ye de milliyetçi geçinen MHP'ye de…

Türk milleti enflasyon altında inim inim inlesin, Suriyeliler Türkiye'de beslensin…

Değerli okurlarım,

Bakın "Mavi Vatan" savunucularından Müstafi Amiral Cihat Yaycı ne diyor:

"Göçmen sorunu Türkiye için bir beka sorunudur. Bu göç akımları tarih boyunca ulus devletleri yıkmak için yapılmıştır!

1. Bir devletin politikasını istenildiği yönde değiştirmesi için göç akınlarının yönlendirilmesi,

2. Göçün toprak elde etme amacıyla kullanılması,

3. Göçmen ihracı. Ülkesindeki muhalif unsurları yoğun şekilde yollayarak onlardan kurtulmak,

4. Ekonomik silah: Kölelik düzeyinde ucuz işgücü,

5. Beşinci kol: Göçmen olarak başka ülkeler tarafından casus güruhu yollanması,

6. Militarize göçmenlik: Tecrübeli PKK, IŞİD ve El Kaide gibi örgütlerin tecrübeli teröristlerinin değişik ülkelere sızmaları,

7. Propaganda: Göçü propagandanın malzemesi olarak kullanılması dikkate alınmalıdır.

İnsani öncelikler, memleketin, devletin ani önceliklerinden önce değildir.

Devletin bekasını tehlikeye atacak olan bu tür akınlar mutlaka önlenmelidir.

Çok yakın gelecekte devletin temellerini sarsabilecek bir tehlike mevcuttur."