Emekli General Abdullah Kılıçarslan, "15 Ocak 2021 tarihinde, başınıza gelen ve Allah saklasın sizi ölüme dâhi götürebilecek hain ve alçak saldırı ile ilgili olarak, basın meslek kuruluşlarınca herhangi bir açıklama yapılmamasına sitemde bulunmuşsunuz. Haklısınız. Bizler de aramakta geç kaldık. Tekrar geçmiş olsun" mesajında önemli değerlendirmeler yaptı.

Kılıçarslan'ın dikkat çeken görüşleri şöyle:

"İnsanları, psikolojik harp ve propaganda ile sindirdiler, tepki veremez hâle getirdiler.

Son15 yıldan beri de yargıyı, önce ortakları FETÖ eliyle, darbe sonrası da OHAL kararları ile tam kontrol altına aldılar.

Bu da halkın sindirilmesine katkı sağladı.

O nedenle de iyice tepkisiz hâle geldik.

Ancak bu iyiye alâmet değil bence.

Buhar kazanının, buhar tahliyesi kapalı ise, kazan patlar ve sonuç yıkım olur.

Bu fizik kuralı, toplumsal olaylarda da geçerlidir.

Bu patlamanın önünü almak için, derhal erken seçime giderek bu görünen sosyal patlama önlenir ve toplumun, hukuki, ekonomik ve sosyal politikalar ile rahatlatılması sağlanmış olur.

Sayın Sazak'ın kendi partisine dediği ve iktidara verdiği sonsuz destek sonucu AKP'yi de içine alan 'Allah belânızı verecek' sözü, canı yanmış insanların kalbî düşüncesidir...

Rahmetli Gün Sazak'ın oğlunun, zehir zemberek açıklamalar ile babasının da kurucusu olduğu partiden ayrılması çok önemlidir.

MHP'nin tabanında yakın zamandan itibaren, ekonomik durum ve hayat şartlarının artık iyice ağırlaşması hatta had safhaya çıkması yansıyacaktır.

MHP'de kalanların da lidere körü körüne bağlılığını sorgulamalarına vesile olacaktır diye değerlendiriyorum.

Muhalefetin artık gündemin peşinden giden anlayış yerine;

Gündem yaratan bir anlayışa ile iktidar oldukları zaman yapacaklarını net ve kesin ifadeler ile anlatmalarının zamanı geldi hatta geçiyor.

Yeter, yeter, yeter…

Sayın Uğuroğlu,

Adamların ipliğini pazara çıkartarak, 'Korkuyorlar' demişsin.

Evet, gerçekten korkuyorlar. Korktukları için de saldırgan oluyorlar.

Saldırganlık da zaten suç işlemelerine neden oluyor, farkında değiller mi yoksa?

Fransız düşünür Voltaire der ki;

- "Korku suçu, suç cezayı doğurur…"

Yine bir düşünür A. Claudius derki;

- "Başkalarını korkutanın, kendisi de hep korku içinde yaşar. "

Yaptıkları şeylerin yanlış olduğunu hukuksuz olduğunu biliyorlar.

'Seçimle geldik biz her şeyi yaparız, muhalefet güçsüz, bize hesap soracak bütün kurumları da kontrolümüz altına aldık' diye hırs içindeler.

31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinde kaybedilen büyük şehirler, gittikçe büyüyen kaybetmek korkusu iktidara suç işletiyor.

Dediğiniz gibi;

- Korkunun ecele faydası yoktur…

Gidecekler hem de büyük bir çatırtıyla yıkılacaklar.

Sonra da hesaplar sorulacak…

Çünkü yaptıkları işlemler ve işledikleri suçlar cezayı da gerektirebilecek.

Korkutuyorlar, baskın olmaya çalışıyorlar…

Binlerce koruma, helikopter korumalı zırhlı araç konvoyları, yüksek duvarlar ile çevrili korunaklı saraylar bu düşünceyi doğruluyor diye düşünüyorum.

- Gidecekler, gidecekler, gidecekler."

***

Adını vermemi istemeyen okurum diyor ki;

- "Bu konu çok çok önemli… Benim de hemşerim olan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün halen Huber Köşkü'nde kaldığı söyleniyor.

Çok sayıda korumalar ile emrinde 28 adet araç olduğu konuşuluyor.

Halkın böylesine geçim sıkıntısı çektiği bir ortamda devletin sorumsuzca bu tip harcamalara tahammülü var mı Allah aşkına?

Lütfen bu konuyu da dile getirir misiniz?"

***

Cuma sohbetinde bir Vaiz'in sözlerinden bölüm gönderen adı bende gizli okurum DA diyor ki;

- "Allah bir kimseyi helak edecekse ondan şu üç şeyi çekip alır:

Önce onun utanma duygusunu, sonra onun şefkat duygusunu ve sonra da onun merhamet duygusunu çekip alır, böylece o kimse helak olur.

- Bu açık ilahi hüküm, çok ibret verici bir uyarı ve adeta malum bir şahsı işaret ediyor.

- Hadis; Merhamet etmeyen kimseye, Allah da merhamet etmez…"