Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IMF konusunda, "Bugün borç alan, yarın talimat alır… IMF programı başta olmak üzere ülkemizi mihnet altına sokacak hiçbir dayatmaya boğun eğmeyeceğiz. Türkiye'yi yeniden bu cendereye sokmaya kimsenin gücü yetmeyecektir…" derdi.

IMF Covid salgını nedeniyle üye ülkeleri desteklemek amacıyla toplam 650 milyar ABD Doları tutarında SDR tahsisatı, başka bir ifadeyle koşulsuz rezerv desteği sağladı.

Türkiye'nin hissesine düşen 6,3 milyar doları AKP iktidarı IMF adını anmadan 23 Ağustos 2021'de "sessiz sedasız" aldı.

Madem "Covid salgını" nedeniyle IMF bu parayı verdi o halde halka dağıtılması gerekmez mi?

Sıkıntıya düşen;

- Esnafa,

- Tüccara,

- Sanayiciye,

- İşsize,

- Emekliye bu paranın dağıtılması gerekmez mi?

Erdoğan, diyorsun ki; "Merkez Bankası rezervi 110 milyar doları aştı…"

Demek ki; IMF'nin 6,3 milyar dolarına Hazine'nin ihtiyacı yok…

- IMF yardımını neden halka dağıtmıyorsun?

- Neden Hazine açığını kapatmada kullanıyorsun?

Değerli okurlarım

Elbette Erdoğan'ın verdiği Merkez Bankası rezervleri doğru değil. Uzman ekonomistler de muhalefet partileri de gerçek rakamları açıklıyorlar.

- Merkez Bankası rezervi eksi 45 milyar dolar.

IMF parası can çekişen hasta ekonomiye bir miktar ilaç oldu ama o kadar hasta ki, 6,3 milyar dolar asla iyileştiremez…

- Bu arada Merkez Bankası'na ne oldu Erdoğan?

Faizi 200 baz puan arttıran MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu'nu bu akşam görevden alacak mısın?

Yaşar Topçu

Merhum Süleyman Demirel'in yakın kadrosundan duayen siyasetçi avukat Yaşar Topçu ile sohbet ediyordum ki yaşadığı bir konuşmayı aktardı.

Esenboğa VIP salonunda otururken AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ'ın olduğu gruptan AKP Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi soruyor:

- "Sizi tanıyorum ama adınızı, görevinizi hatırlayamadım."

Yanıt veriyor:

- "Ben Yaşar Topçu… Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlıkları yaptım."

AKP'li Çelebi soruyor:

- "Nasıl buluyorsunuz ülkemizdeki gelişmeleri?

Topçu yanıt veriyor:

- "Nasıl bulacağım berbat... Tek Adam rejimi ülkeyi çok kötü durumlara düşürdü, millet çok şikâyetçi…"

AKP'li Çelebi, Süleyman Demirel dönemini kast ederek diyor ki;

- "Sizin dönemde de tek adamlık yok muydu? Aynı durum yok muydu?"

Topçu dedi ki:

- "Hayır, kesinlikle yoktu. Süleyman Demirel'e de Mesut Yılmaz'a da itirazlarımızı söylerdik, onlar da kararlarını değiştirirlerdi."

AKP'li Çelebi dedi ki;

- "Tayyip Bey de bunu yapıyor…"

Topçu dedi ki

- "Hiç sanmıyorum…"

Hamza Dağ ise bu diyaloğa karışmadı.

Babacan

FOX TV çalar saat canlı yayınında İsmail Küçükkaya, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan'a şöyle sordu:

- "Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Orhan Uğuroğlu'na, 'Erdoğan 3. Kez cumhurbaşkanı adayı olamaz' dedi. Siz ne düşünüyorsunuz?"

Babacan bu soruya şöyle yanıt verdi:

- "Biz de aynı kanaatteyiz. Meclis erken seçim kararı alırsa Erdoğan 3. Kez aday olabilir ama 2023'de 3. Kez aday olamaz. Ama bu ihtilaf nereye gidecek? Yüksek Seçim Kurulunun eğiliminin nasıl olacağı, kimden yana taraf olacak? YSK'ya giderse kuvvetle muhtemel Sayın Cumhurbaşkanının görüşü neyse o görüş çıkar diye tahmin ediyoruz..."

İşte bu görüşe şiddetle karşıyım.

Babacan'ın demesi lazım ki;

- "YSK anayasayı çiğneyemez. Anayasa hükmü mü önemli Erdoğan'ın vereceği hüküm mü önemli?

- Eğer YSK zamanında yapılacak seçimde Erdoğan'ın 3. Kez adaylık başvurusunu kabul eder anayasayı çiğnerse dünyayı başlarına yıkarız. Anayasayı ilga etmek hukuken suçtur…"

Babacan hukukun üstünlüğüne inanıyorsa, YSK üyelerinin Erdoğan'ın kararına değil, anayasanın hükümlerine uymaları gerektiğini düşünüyorsa bu konuda net olmalıdır.