MHP nerede? Ceyhun Atuf Kansu Caddesi 128 numarada... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve yönetimi her gün genel merkeze girerken bina numaraları 128'i görünce akıllarına şu soru gelecek; 128 milyar dolar nerede?

Devlet Bahçeli'nin MHP grup toplantısında yaptığı konuşmayı hayretle ve ibretle izledim.

Bahçeli diyor ki;

- "Siyasette idara tamamdır, müdara da tamamdır, ama dubaraya yer olmamalıdır…

- Ne var ki dubaracı yüzler siyasette çok faal ve çok fazladır.

- Geçmişine sırt dönüp çıkarlarının peşine düşenlerin görünürlüğü artmıştır."

Bu sözlerin anlamını şöyle:

İdara: Gaz lambası.

Müdara: Hoşgörülü olma, insanlarla iyi geçinme.

Dubara: Aldatmaca (Argo).

Dubaracı: Aldatan, kandıran kişi (Argo).

Devlet Bahçeli'nin siyasi söylemlerinde bu kelimelere yer olmaması ve bu ilkelere harfiyen uyması gerekir değil mi?

"Geçmişe sırt dönmeyip" Bahçeli'nin sözlerine bakalım

İşte Bahçeli'nin 2014'te cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki özet görüşü:

"Başbakan milletimize karşı çok acımasız, çok vahşi, çok kalleş bir psikolojik harekât yürütmüştür.

Başbakanlık'ta kurgulanan algı operasyonlarıyla yalanı gizlemiş, rüşveti saklamış, yolsuzluğu örtmüş, para kasalarını hasıraltı yapmıştır.

Ayakkabı kutularından çıkan milyon dolarları görmezden gelmiş, ilgili banka genel müdürüne, "saflık yapmış" diyerek arka çıkmıştır.

Hükümeti rüşvet zincirleriyle bağlayan, bakan ve çocuklarını avucunun içine alan İranlı şarlatanı (Reza Zarrab) "hayırsever iş adamı" olarak tanımlamış ve cezaevinden çıkarmıştır.

Evdeki milyarları sıfırlamak amacıyla oğluyla yaptığı telefon konuşmalarını montaj, dublaj ve piyes sözleriyle yok saymıştır.

Devletin en mahremine giren casuslar, ajanlar, hainler bir bakıma AKP'nin değirmenine su taşımışlardır.

Başbakan Erdoğan ve partisi değil yüzde 43, yüzde 99 alsa da, yolsuzluğun hesabını verecektir.

Sandık pisliğin temizleneceği bir yer değildir.

Gün ola harman ola, şunu kararlı şekilde ifade etmek isterim ki, rüşvet alıp verenler yargı önüne mutlaka çıkarılacaktır.

Şayet bu liyakatsizliğine rağmen bir şahıs (Erdoğan), elindeki sayısal gücü kullanarak bu makama (Cumhurbaşkanlığı) sığınmaya çalışırsa, oradan indirmenin yolu;

- Vatana ihanetten Yüce Divan'a yollamak olmalıdır.

Kendi çiftçisinin "anasına" hakaret eden,

Mehmetçiği "yan gelip yatmakla" suçlayan,

Aziz şehitlerini "kelle" olarak tanımlayan,

Bölücü katile "Sayın" diyen,

Milletimizi "kimliksiz" yapmaya çalışan,

Hakkındaki suçlardan aklanamayan Başbakan, bu sabıkalarından hangisi ile anılacaktır?

Buradan muhataplarına ilan ediyorum ki;

*             Önce özerkliğe, arkasından Kuzey Kürdistan'a açık kapı bırakandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Türkiye'yi birbirine düşürmeye azmedenden, toplumu kamplara ayırandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapandan, teröristlere kucak açandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Vatanı bölme, milleti 36'ya ayırma hedefinde olandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Twitter'ı engelleyen, YouTube'u kapatan, kişisel hak ve hürriyetleri budayandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Hukuka saldırandan, adaletten kaçandan, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat gerenden Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Villalara balya balya dolar yığandan, kamu arazilerini zimmetine geçirenden, evdeki parayı sıfırlarken haysiyet ve inandırıcılığını da sıfıra düşürenden Cumhurbaşkanı olmaz.

*             TSK'ya kumpas kurandan başkomutan olmaz.

*             Türklüğü reddeden, T.C.'yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkârcıdan Türkiye'ye Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz, olamayacaktır.

*             Kısacası iki yanlıştan bir doğru çıkmaz,

*             Tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan'dan da Cumhurbaşkanı olmaz."

***

Değerli okurlarım,

Bahçeli bugün ne diyor:

"2023'te cumhurbaşkanı adayımız muhterem Recep Tayyip Erdoğan'dır…

Bu durumda ben de Bahçeli'nin şu sözlerinin altına imzamı atıyorum.

- "Siyasette idara tamamdır, müdara da tamamdır, ama dubaraya yer olmamalıdır…

- Ne var ki dubaracı yüzler siyasette çok faal ve çok fazladır.

- Geçmişine sırt dönüp çıkarlarının peşine düşenlerin görünürlüğü artmıştır."