Gerçekler, sorunlar, ekonomik kriz, virüs toplumu inim inim inletirken; AKPGB ve CB diyor ki; “Fikri iktidarımızı tesis edemedik. Şahsen kendimi mahzun

hissediyorum.” Bu şu demek midir? 18 yılda eğitimde, öğretimde, kültürde, gençlikte arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadık.

O halde ne yapmalı? Onu zaman içinde görüp anlarız artık. Yeni Türkiye’nin ve yeni normalin ezber bozan, ironik mi, absürd mü, çarpıcı mı, ben ne dersem o mu gibi keskin ve net sözlerine bakınca kavram karmaşası yaşayarak bekleyip göreceğiz.

Sırada saptama ve sorular var!

Bunun daha fazlası var mı? Var. Gözlerden kaçırılan var mı? Yok. Her şey hesaplı kitaplı net ve açık mı? Evet! Suriye, Yunanistan, Fransa’yı da kapsayan yol haritasına bakınca faturalar giderek kabarıyor mu? Evet! Bin bir emek, özveri, alınteriyle okutulan çocuklarımız, gençlerimiz işsiz mi? Evet! Ekmek askıya çıkarken, sorunları(!) abartan yurttaşa keyif çayı sus payı olarak atılıyor mu? Evet…

Bu arada, kimlik siyasetiyle, diplomasiden uzak üslupla Türkiye yalnızlaştırılıyor mu? Evet! Bu durumda tercih ne olmalıdır? Serap görerek, düşler kurarak, hayallere dalarak, gündemi değiştirerek nereye kadar? Bu sorular izaha muhtaçtır…

Ülkemizi ve insanımızı zorlayan, yaşamı savaşa çeviren koşulların yarattığı umutsuzluk günbegün tırmanırken, yürek ve akıl süzgecinden geçmeyen sözler ortamı geriyor mu? Hem de nasıl! Fikri iktidar tesis edildi mi? Açalım…

Tarihsel dokusu yok edilen şehirlere, kültürel birikimi yok sayılan kentlerimize, çağdaşlığın sembolü ilçelerimizin betona mahkûm edilişine, ruhu çalınan dokuya, ülkesine yabancılaşan insanımıza, doğduğu yerden gitmenin yollarını arayan gençlerimize bakınca; fikri iktidar başarıyla tesis edilmiş demektir…
Akıl, bilim, hak, hukuk, adalet, halkçılık, planlama, çağdaşlık, aydınlanma, ulus devlet, barış, kardeşlik demek olan cumhuriyetin sınırlı olanaklarla, fakat sınırsız fedakârlıkta bulunarak kurduğu ve canla başla savunduğu değerler bu kadar hoyratça harcanarak geniş anlamda iktidar tesis edilmiş demektir. Mahzun olmaya mahal yoktur…

Yine tarihsel, toplumsal, sosyal, kültürel sorumluluk unutularak ülke yönetildiği için, sanılanın ve savunulanın aksine gün ve gelecek başarıyla tasarlanmış demektir…
Ülkeyi yönetimin deyimiyle dizayn eden, gelinen noktaya ciddi katkı sunan(!) işin mimarları olan muktedirler ne düşünür, ne der bilinmez ama, bir bilgeye göre; “Kitleleri harekete geçirmek bazen kolay, bazen zordur, ama düşünsel anlamda durdurmak mümkün değildir.” Yorumsuz!

Yoksul sayımız cumhuriyet tarihinin bütün rekorlarını kırmış. Halkımız borç harç yaşıyor, artık “batıyoruz” demiyor “battık” diye haykırıyor. 2021 bütçesinin şimdiden 245 milyar TL açık vereceği tahmin ediliyor. Ve CB içimize sular seller serpen sözleriyle; “Büyüme oranına bakıyorsun. Şu anda dünyada en iyi noktada olan bir ülkeyiz. IMF’nin, OECD’nin ölçeklerine bakıyorsun, en iyi konumda olan ülke konumundayız!” ve devam ediyor; “Ya böyle bir şey var mı? Şu anda evine ekmek götürmeyen biri var mı Türkiye’de? İnanıyor musunuz bunlara” deyip noktayı koyuyor. En yüksek tepe ve en etkili ağızdan çıkan son derece açık ve net bu sözleri duyunca dertlenmeye gerek var mı? Yorumsuz…

Türkiye’nin kurtuluş denklemi olan Cumhuriyet, tarihten silinmek istenen bir ulusu ayağa kaldıran Atatürk, Cumhuriyetin sıfırdan başlayarak inşa ettiği her şeyi ve cumhuriyetin kaleleri sayılan tüm mirası darma duman eden, babalar gibi satan bir anlayışın yaptıkları yapacaklarının teminatı mı? Ya da görünen köy kılavuz ister mi? Yorumsuz…

Her gün, her saat, her konuda konuşarak, eleştirerek, yaptıklarının altını çizerek konuşanlar; doğal alanı yağmaladıklarını, ülkenin nefes kanallarını tıkadıklarını kabul ediyor mu? Asla…

Ama Allah için müjde vermedikleri günümüz yok. Karadeniz’de tarihimizin en büyük doğalgaz rezervini kullanmamıza ve satmamıza az kalmışken, şimdi de yerli ve milli elektrikli arabamıza binmeye hazırlanıyoruz! Parçaları dışarıdan alıp birleştiriyormuşuz ne gam! Sen algı yönetimine bak ve sus! Tasarım İtalya’dan! Mekanik aksam Almanya’dan! Motor üretimi Alman Bosch firmasından! Hayati parça olan batarya ABD- Çin merkezli Farasis firmasından! Ama adı yerli ve mille olacak aracın adı TOGG! Vay hale, vay halimize…

Askıda kahveyle başladık, ekmeğe evrildik, acaba daha neleri askıya çıkaracağız? Dağıtmasam bari konuyu, bir an önce sonuca bağlasam…

Haaa ne diyordum? En değerli miras olan doğruluğu rafa kaldırırsanız, emeği görmezden gelirseniz ekmek askıya çıkar diyecektim, unuttum!

Öngörüsü sıfır, önyargısı tavan, özgüveni tam olanlara! Kendini ifade edemeyen, kendini izah edemeyen yoksul kesimi bu kadar horlamayın diyecektim unuttum!
Kimileri dünlere kimileri de yarınlara tutunurken, anılar daha fazla kaybolmadan, kentler daha fazla betona boğulmadan, dayanışma şimdi değilse ne zaman sorusunu soracaktım! Unuttum…

Olup biteni görünce, gelinen noktaya bakınca; hem kendisiyle, hem yaşadığı toplumun tepkisi ve tepkisizliğiyle yüzleşince siyasetin olmazsa olmazı iki S’si vardır. “Sevgi ve Sabır” diyerek, biz de var mı diye soracaktım? Unuttum…

Üzgünüm: Dağlarında çiçekler açan! Akrabalarımızın, eşimizin, dostumuzun yaşadığı, güzel insanların kenti İzmir! Seninle soluk alıp veriyor, seni dualarımla, kollarımla, yüreğimle sarıyor, aramızdan kayıp gidenlere rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum…

Teşekkür notu: Kars’ın kurtuluşu nedeniyle yazdığım yazıya, Cumhuriyet Bayramı nedeniyle televizyondaki konuşmama gösterilen ilgiye, gönderilen iletilere, insanı saran sarmalayan sözlere ağız ve gönül dolusu teşekkürler…