Bir küçük, mavi su damlası’na ,

“Bugünün dünyasında insanları birbirinden ayıran o kadar çok şey var ki, belki de insanları birleştiren unsurların peşine düşmek, bu tür şeylerin var olduğunu kayda geçirmek lazım." Kieslowski

Her ölüm erken ölümdür .
Kieslowski ustanın sadece 54 yaşındaki ölümünden hemen önce bize hediye ettiği , belki de sinema tarihinin en muazzam üçlemesinin ilk filmi “Mavi “ ..
En sevdiğim film !

Üçleme, batı aydınlanmasının temelini oluşturma iddiasını taşıyan Fransız devriminin ideallerini yansıtan, Fransız bayrağının renkleri Mavi, Beyaz ve Kırmızı ve bunların temsil ettiği Özgürlük ,Eşitlik ,Kardeşlik ideallerinin insana dair yorumlarını içerir.

Aynı zamanda sezgiler,hayaller, rüyalar, önseziler yani insanoğlunun içsel hayatı ve insan hayatının kader,özgür irade ve şans eliyle nasıl değişebileceğine dairdir.

"Bütün filmlerim yönünü tam olarak bulamayan ,nasıl yaşanacağını pek bilemeyen ve umutsuzca arayışta olan bireyler hakkındadır." der usta..

Ve film sinema tarihinin en unutulmaz objelerinden biri olan mavi avizede vücut bulan “Agape” hakkındadır.
Eros’tan arınmış , karşılık beklemeyen, “öteki” olana, “hiçkimse” olana yöneltilmiş, diğerkamlık ve şefkat içeren sevgi olarak Agape..
Filmin finalinde , duyduğumuz choral eserin sözlerini oluşturan , Pavlus'un Korintililere 1. mektubundaki gibi :
“insanların ve meleklerin dilleriyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bir bakır ya da çınlayan bir zilden farkım olmaz.
Eğer peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem ve her türlü bilgiye sahip olsam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim.
Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.
Kalıcı olan üç şey vardır: iman, ümit ve sevgi.
Bunlardan en üstün olanı da sevgidir.”
Ve bu heybetli ve muhteşem müzik eşliğinde , filmin unutulmaz final sekansına gideriz,
Julie'nin yüzü camdadır, sanki kendisini kucaklayıp sevişir.
Olivier ile sevişirken sanki suyun altındaki ya da akvaryumdaki balıklar gibidirler.
Avrupa'nın birleşme müziği eşliğinde Julie tüm diğer karakterlerle birleşir.
Kendisiyle bütünleşme sahnesidir bu
Saat çalar. Yeni bir gün başlar. Yeni bir hayat başlar.
Antoine’ın odasında Blade Runner filminin afişi ve büyük oyuncu Rutger Hauer’in can verdiği Roy Batty karakterini görürüz.
Harika göndermedir bu .
Zira Blade Runner insanı insan yapan şey merhamettir der. Mavi filminin de bize söylediği budur.
Roy Batty’nin son repliği de : "Bütün bu anlar zamanda kaybolup gidecek..tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi...Ölmek zamanı ."dır.
Oradan anneye geçeriz. Anne bir yansımadır. Sonra fark ederiz ki yansımanın da yansımasıdır. Anne paramparçadır.
Hastabakıcı koşar .Julie yeniden doğarken, anne gözlerini yumar.
Hayatın döngüsü ve sürekliliği..
Hepimiz sevgiyle birbirimize bağlanırız.
Bir çocuğun ölümüyle başlayan film, başka bir çocuğun doğumuyla biter.
Yaşamın sürekliliği..
Bu doğuma eş olarak Olivier'nin gözbebeğinde çıplak ve yeni doğmuş bir kadın vardır.
Julie'nin yeniden doğumu.
Ve Julie'nin nihayet ve artık akabilen gözyaşları ..
Ve Mavi yükselir.

" Ben dünyayı yaratmıyorum..Etrafımdaki insanların yüzlerinin yansıyacağı bir damla su oluşturuyorum yalnızca” der Kieslowski.