Adalet’te Akın Gürlek Dönemi
Türkiye siyasi tarihi, kritik dönemeçlerde verilen dikkat çekici kararlarla şekillenir. Dün gece Resmî Gazete’de yayımlanan atama kararı da tam olarak böyle bir miladın habercisi oldu: Akın Gürlek artık Adalet Bakanı.
Aslında bu atama, sadece bir koltuk değişimi değil; son iki yıldır İstanbul’da şahit olduğumuz "yargısal etkinliğin" Ankara nezdinde tescil edilmesiydi. Bu atama, Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koltuğunda oturduğu bu sürecin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdirinin belgesi oldu. Belli ki Sayın Cumhurbaşkanı, İstanbul’da görev yaptığı sürede birçok sarsıcı soruşturmaya imza atan Başsavcı’yı çok daha büyük hizmetlerle görevlendirmişti.
Akın Gürlek’i diğerlerinden ayıran en büyük özellik, adaletin hem teorisini bilmesi hem de mutfağında yer alması. 1982 Nevşehir doğumlu olan Gürlek, 2005 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Türkiye’nin pek çok yerinde hâkimlik yaptı. 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı gibi "ateşten gömlek" sayılan makamlarda oturdu.
Peki, bu neden önemli? Çünkü Gürlek; dosya incelemeyi, delil toplamayı, örgütlü yapıların yargı koridorlarında nasıl labirentler kurduğunu çok iyi biliyor. Adaletin sadece bir kavram değil, uygulanması gereken sert bir pratik olduğunu sahada deneyimledi.
Yargının kendi işleyişinden kaynaklanan kimi sorunlarına hâkim. Bakan Yardımcılığı dönemindeki bürokratik vizyonu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki operasyonel kabiliyetiyle birleşince, bugün karşımızda yetkin bir bakan profili duruyor.
Gürlek’in Başsavcılık dönemi, deyim yerindeyse kimilerinin dokunulmaz kabul ettiği her odağa dokunulduğu bir dönem oldu. Hatırlayalım, 2 Ekim 2024’te göreve başladığında ajandası çok netti: Kamu düzenini bozan kim varsa hesap verecek. Bu süreçte yürütülen ve Türkiye’nin gündemine oturan operasyonlar, aslında Gürlek’in bakanlık vizyonunun da şifrelerini veriyor:
* İBB ve Belediyelerdeki Yolsuzluk Soruşturmaları: Aralarında Ekrem İmamoğlu, Murat Çalık, Resul Emrah Şahan ve Rıza Akpolat’ın da bulunduğu isimlere yönelik yürütülen soruşturmalar, "hukuk önünde herkes eşittir" ilkesinin somut bir göstergesi oldu.
* Yasa Dışı Bahis ve Silahlanma: Sokaklardaki huzuru bozan ruhsatsız silahlar ve gençlerimizi esir alan yasa dışı bahis baronlarına karşı eşi benzeri görülmemiş bir süpürme operasyonu yapıldı. Finansal ağlar kesildi, "bahis imparatorlukları" yerle bir edildi.
* Medya ve Ünlüler Dünyasındaki "Kirli Ağ": Belki de en magazinsel olanı buydu. Fenomenler ve medya dünyasındaki uyuşturucu, müstehcenlik ve çıkar amaçlı suç örgütü ilişkileri tek tek deşifre edildi. Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerin de içinde bulunduğu operasyonlarla, ekranların arkasındaki o karanlık tablo aydınlatıldı.
* Kritik Dosyalar: Menajer Ayşe Barım’dan başlayan geniş bir yelpazede; organize suçlar ve kamu güvenliğini tehdit eden her yapı Gürlek’in radarına girdi.
Adalet Bakanlığı koltuğu, sadece kanun çıkarma yeri değildir; o kanunların her bir vatandaş için eşit ve kararlı uygulanmasını sağlama makamıdır. Yasa dışı bahisçiden uyuşturucu tacirine, yolsuzluk yapandan terörle iltisaklı olana kadar her türlü kirli yapının üzerine korkusuzca gitmek gerekir. Bu iş için en uygun isim de şu anda Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek.