Uzun yıllar ‘MHP' ve ‘Türkiye'de milliyetçilik' üzerine çalışan gazeteci - yazar Kemal Can, AKP'nin 21. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Cumhur İttifakı'na dair değerlendirmelerde bulundu.

Gazete Duvar'da 'MHP ile AKP’nin maceralı birlikteliği' başlığıyla yayımlanan yazısında usta isim, iki partinin ortaklığının belki de 2012'de yaşanan MİT krizinden hemen sonra pişirilmeye başlandığını dile getirdi:

"(...) Şaşkınlık ve hayret uyandırmasının arkasında, özellikle AKP’nin ilk döneminde MHP ve Bahçeli’nin yürüttüğü sert muhalefet ve geri alınması zor görünen sözler vardı. Ancak sonraki yıllarda söylenmiş sözün bir kıymeti, dönülmüş yolun bir bedeli olmadığı anlaşıldı. Bu ortaklığın pek sağlam olmayacağına inancı besleyen bir başka gerekçe ise İslamcı ve milliyetçi siyasetin kadim rekabetiydi. Fakat Necip Fazıl’ın hülyası olan milliyetçi-mukaddesatçı çoğunluğun ezici iradesi, girilen kutuplaştırma yolunun kuvvetli yapıştırıcısı yapılmaya çalışıldı.

'HER AN SÜRPRİZLİ BİR FİNAL BEKLENTİSİ, MESELEYİ HAKKIYLA ELE ALMAYA ENGELDİ'

Son olarak, özellikle muhalefet çevrelerinde –kendi hayal kırıklıklarını bastırmak için- bu işbirliğini fazla yüzeysel gerekçelerle (hatta komplolarla) açıklanmaya çalışılması, başladığı gibi her an sürprizli bir final beklentisi, meseleyi hakkıyla ele almaya engeldi. 'Koltuk değneği' açıklaması, AKP ile MHP birlikteliğinin çok kolay bozulacak zayıf ve geçici bir ittifak olduğu fikrini bir hüsnü kuruntu olarak canlı tutuyordu."

Sürecin beklendiği gibi işlemediğini ve neredeyse her yıl tekrarlanan 'çatlak' iddialarının sonuç vermediğini dile getiren Can, "İktidar ittifakı, Bahçeli’ye 'Biz de artık gericiyiz' dedirten, Erdoğan’a daha önce ayaklar altına aldığı milliyetçiliği baş tacı yaptıran bir yolculuğa dönüştü. Çünkü ideolojik mayası popülizmle güçlendirilmiş, birbirine ihtiyacı her aşamada artan tarafların zorunlu birlikteliği simbiyoza dönüştü" ifadesini kullandı; ardından şunları kaydetti:

'İKTİDARI UZATMANIN FORMÜLÜ, GENİŞ KALABALIKLARLA İLİŞKİ KURABİLMENİN EN BÜYÜK ENGELİ HALİNE GELDİ'

"Gerilim başlangıçtan itibaren hep vardı ama iktidar olmanın ve fikrini iktidarda tutmanın daha iyi formülü de yoktu. Ortalama sağ fikriyatın, senelerdir hikaye ettiği, özel bir tarih anlatısı kurduğu iç ve dış düşmanlar, halka yabancı elitler söylemi, tabanları yan yana tutarken biraz da zemini yeniden şekillendirdi. Ancak iktidarı uzatmanın bu formülü, destek bulduğu geniş kalabalıklara siyasi cevap üretebilmenin ve onlarla ilişki kurabilmenin en büyük engeli haline geldi.

'CUMHUR İTTİFAKI BÜTÜN SİYASİ YETENEĞİNİ BEDEL OLARAK MASAYA BIRAKTI'

Cumhur İttifakı, ucube bir sistem eşliğinde iktidarı sağlama alırken, bütün siyasi yeteneğini bedel olarak masaya bıraktı. Belki de bilerek feda etti. Bunun ilk kurbanı da, bir parti olarak sahneden çekilen AKP oldu. İddia edildiği gibi AKP ve MHP ittifakı, birbirlerinin tabanlarında yarattıkları alerji veya toksik etki yüzünden ve sadece konjonktürün azizliğinden dolayı değil, kolay iktidar formülünün uyuşturucu etkisi yüzünden erimeye başladı. İktidarı koruyan reçete, ortakları güçten düşüren zehre dönüştü. Şimdi aynı reçeteyle ve daha yüksek dozla yeniden bir uzatmanın peşindeler."

Yazının tamamı.