Bakanlık parayı verdi, ‘zorunlu oyun’ şartını kaldırdı: ‘Bize verilmeyen bütçenin hesabını soruyoruz’

Kültür Bakanlığı, özel tiyatrolara verdiği bütçe desteği için aradığı ‘zorunlu 15 oyun oynama’ şartını kaldırdı. Karar, destekten yararlanamayan özel tiyatroların tepkisini çekti.

Bakanlık parayı verdi, ‘zorunlu oyun’ şartını kaldırdı: ‘Bize verilmeyen bütçenin hesabını soruyoruz’

Kültür ve Turizm Bakanlığı, özel tiyatrolara destek amacıyla her yıl belli bir bütçe ayırıyor. Geçtiğimiz yılın ekim ayında, 2021-2022 sanat sezonu için 428 özel tiyatronun projesine 13 milyon 500 bin lira destek sağlanacağı açıklanmıştı. Buna göre, bakanlığın belirlediği şartları sağlayan tiyatrolara destek ödemesi yapılıyor. Tiyatrolara ise oyunu belirlenen sayıda sahneleme şartı getiriliyor. Bununla birlikte, oyun için yapılan harcamaların faturaları da, yapılan destek ödemesinden az olmamak şartıyla bakanlığa bildiriliyor. Ancak bakanlık, 25 oyun sayısını önce 15 oyuna düşürdü, ardından tamamen kaldırdı. Alınan bu karar, destek ödemesi alan tiyatroların, oyun sahnelemeden bu desteği almaya hak kazandığı anlamına geliyor.

Bakanlığın desteğinden yararlanamayan tiyatrolar karara tepkili. Moda Sahnesi Sanat Yönetmeni Kemal Aydoğan, “Bakanlığın bizim kamusal bütçemizi kötüye kullandırtmaması gerekir. Bu destek kamu bütçesidir, kuruşuna kadar hesap verilmesi gerekir.” dedi. Öte yandan Aydoğan, bakanlığın desteğinden yararlanan bazı tiyatroların gerçekten ‘tiyatro’ olup olmadıklarının da şaibeli olduğunu kaydetti.

Oyuncular Sendikası Genel Sekreteri Sercan Gidişoğlu ise, Kültür Bakanlığı ile tiyatro örgütlerinin görüşmelerinin sürdüğünü söylerken, sorunun yalnızca oyun sayısından kaynaklanmadığını, daha şeffaf bir sistem getirilmesi gerektiğini ifade etti.

“BU DESTEĞİ ALAN TİYATROLARIN BİR KISMINI TANIMIYORUZ”

Bakanlığın 2021-2022 sanat sezonu için ayırdığı proje desteğinden yararlanamayan Moda Sahnesi Sanat Yönetmeni Kemal Aydoğan, geçen yıl vergi borcu nedeniyle alamadıkları desteği, bu yıl da ‘Türk örf ve adetlerine uymadıkları’ için alamadıklarını söyledi. Moda Sahnesi’nin bu ifadeyle gayriresmi olarak yaftalandığını belirten Aydoğan, şöyle konuştu:

“Bu destek pandemi döneminde arttırılarak verildi ve bu yıl sadece ‘oyunlarınızı çıkarın, videoya çekin, bize gönderin’ denildi. Halbuki daha önce 25 oyun oynanmasının belgelenmesi isteniyordu. Bu sezon zorunlu oyun sayısını 15 oyuna düşürdüklerini söylediler. Normalde tiyatrolar aldıkları paranın karşılığında 15 oyunu oynamak zorundaydılar. Fakat geçen hafta alınan bir kararla bu 15 oyun oynama zorunluluğu kaldırdığını söyledi bakanlık, pandemi nedeniyle. Burada bir tuhaflık var, o da şu; hâlâ pandemi sürüyorsa tüm tiyatrolara neden başka türlü bir destek verilmiyor. Vergi, sigorta muafiyeti sağlanmıyor, kira desteği verilmiyor, çalışanlara geçim ücreti verilmiyor. Pandemide bunların hiçbir sağlanmadı. Bir kere bu desteği alan tiyatroların kim olduğunu bilmiyoruz. 428 tane tiyatro desteği aldı, onların kim olduğunu en baştan itibaren bilmiyoruz. İçlerinde rüştlerini ispat etmiş tiyatrolar tabii ki var, bu 428’in bir kısmı var ki kimse tanımıyor. Hatta birtakım şaibeler de çıktı ortaya ama açıklanmadığı için bilemedi kimse. Yeni kurulan şirketlerin de başvurduğu ve faydalandığı, tiyatro geçmişinin olup olmadığının bilinmediği birtakım şirketler… Bu kimin kaybı? ‘Türk örf ve adetlerine uygun değildir’ diye yaftaladığı Moda Sahnesi’nin kaybı, 30-40 bin destek alan tiyatroların kaybı, onlar 80-90 bin lira alabilir ve işleri görülebilirdi. Dolayısıyla burada bir ayrımcılık ve kayırma söz konusu. Bakanlık bir gün çıkıp ’15 oyun oynama zorunluluğunu kaldırdık’ diyemez. Derse koşulları kötüye kullanmış olur. Tiyatrolar parayı alırken 15 oyun oynayacağı taahhüdünde bulunduysa bu 15 oyunu oynayacak. Deprem, sel, yangın olmadıysa Türkiye büyük bir badire geçirmediyse, geçen yılın temmuz ve ağustosunda ne olduysa hala geçerli. Devletin tiyatro olmayıp para alanlara karşı bir kayırması söz konusu diye bir şüphem var, beni bu şüphe konusunda rahatlatmaları gerekir ancak bakanlık bu konuda açıklama yapmayacaktır.”

“O HESAP VERİLECEK”

Faaliyette olan tiyatrolar için bu sayının önemli olmadığını çünkü oyunu zorunlu sayı olmadan da sahnelediklerini kaydeden Aydoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bakanlığın bizim kamusal bütçemizi böyle kötüye kullandırtmaması gerekir. Şu an hak edenler alamadılar o parayı. Hak etmeyenler, tiyatro yapmadan bu parayı kazanmış oldular. Kamu bütçesidir bu, kuruşuna kadar hesap verilmesi gerekir. Vergi verdiğimiz ve bu kaynakları oluşturan devlet, bizim emeğimizi hak etmeyen birilerine kullandırtmaya başlar, sanat da üremez kültür de üremez. Bize verilmesi gereken ve verilmeyen, kime verildiği de ticari sır gerekçesiyle açıklanmayan bir yerde bize verilmeyen bütçenin hesabını soruyoruz. O hesap verilecek. O parayı alanlar taahhütlerini yerine getirecek. Kamu bütçesi ticari sır olamaz. Kamu bütçesinden kullandığınız kamunun parasıdır. Herkesin gördüğü ve ulaşabileceği yerde durmalı. Biz elektriğimizi ödeyemezken birileri kamusal bütçeden aldıkları paraları zimmetlerine geçirdiler.

Hukuk, adalet böyle çalışır mı? Keyfilikle hukuk çalışmaz. Devlet koşulları en baştan koyar. Destek alan tiyatroların tespiti konusunda ortada nitelikli bir ölçüm olmadığı için de bunlar oluyor.”

TİYATRO SANATÇISI MÜRŞİTPINAR: BAŞI SAKAT OLDUĞU İÇİN SONUNU DOĞRU BİR TARAFINA GETİRMEK ZOR

Konuyla ilgili değerlendirme yapan Karagöz oynatıcısı Nihat Mürşitpınar, tiyatro yönetmeliğindeki sorunlara değinerek, birkaç yıl boyunca destek aldığını ancak bu yıl alamadığını söyledi. Mürşitpınar, “Belli bir bütçe ayırıyorlar. Bakanlıkla ilişkisi olan ve jüride olan tiyatro sanatçıları kendi eşine dostuna daha fazla veriyorlar. Bugüne gelirsek zorunlu oynanmayı 15 oyuna düşürmüşler. Pandemi dolayısıyla tamamen kaldırmışlar. Başı sakat olduğu için sonunu doğru bir tarafına getirmek çok zor. Kime verdiniz, açıklayamıyorlar. Hangi gruplar kaç lira aldı? Öyle olaylar oluyor ki… Bakanlığın başvurusunun zamanı bile geçmiş, birileri devreye giriyor, bir şirket adına oyunu öneriyorlar başvuruyu uzattırıyorlar ve başvuruyorlar.” ifadelerini kullandı.

“TİYATROLAR ÖRGÜTLENMELİ”

Mürşitpınar, yönetmelikteki kuralların düzenlenmesi gerektiğini söyleyerek şunları kaydetti:

“Fatura istenmesine gerek yok. Oyununu öyle ya da böyle bir yerde oynuyordur. Birçok tiyatroya hibe gibi verilmesi lazım. Fatura istediğinde ‘ışık alamazsınız, ses cihazı alamazsınız…’ Işık ve ses olmadan yapılmaz ki. Böyle yardım yapacağına ücretsiz salon ver. Daha doğru bir yardım olmuş olur.

Birkaç yıl öncesine kadar Bakanlığın sitesinde kimin kaç lira aldığı yazılıyordu ancak kaldırıldı. Tiyatrocular araştırmasın diye kaldırdılar.

Ortada doğru dürüst tiyatro örgütü yok. Bir sürü özel tiyatro var. ‘Ses çıkarırsak yardım vermezler’ diye düşündükleri için ses çıkarmıyorlar. Salonu olan tiyatrolar örgütlenmek zorundalar. Bu iş kişilerin keyfiyetine bırakılmamalı, bir birlikleri olmalı.”

OYUNCULAR SENDİKASI GENEL SEKRETERİ GİDİŞOĞLU: YÖNETMELİĞİ DAHA ŞEFFAF VE KATILIMCI HALE GETİRMEYE UĞRAŞIYORUZ

Oyuncular Sendikası Genel Sekreteri Sercan Gidişoğlu, aynı şartın geçen sene de kaldırıldığını ifade etti. Pandemi nedeniyle bu kararın alındığını ifade eden Gidişoğlu, bakanlığın tiyatro örgütlerinin talebi doğrultusunda bu kararı aldığını söyledi.

Gidişoğlu, “Oyun sayısı pandemiyle ilgili geçici bir uygulama. Tiyatro destek yönetmeliğinde daha daha temel ve öze dair değişiklikler yapılması için de önümüzdeki sezon için değişiklik önerileri de oldu. Destek yönetmeliğinin birçok sorunu vardı. Biz 2 yıldır bunu gündeme getiriyoruz. Bir kısmı geçen yılki değişiklikle giderildi ama hâlâ sorun olduğunu düşündüğümüz noktalar oldu. Son toplantıda bunu Bakan Bey’e de söyledik. Oyun sayısından ziyade farklı destek türleri, destek mekanizmasının daha modern ve daha şeffaf bir hale gelmesi için kurumlar görüşlerini belirtiyor. Bakanlık önerileri dinliyor. Süreç devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Desteği almış ama tiyatro faaliyeti yapıp yapmadığı tartışılacak kurumlar varsa bu esasen oyun şartından ziyade onların başta bu desteği alıp alamamaları meselesi daha kritik bir soru. Biz de Oyuncular Sendikası olarak, bu konunun içinde muhataplardan biri olarak, tiyatro örgütleriyle el ele, bu sistemin düzelmesi ve tiyatro faaliyeti yapan şirketlerin tiyatro olduklarının tescil edilip kayıt altına alınması ve tiyatro tanımının düzgün yapılması için kanunda yapılması gereken değişikliklerle ilgili önerileri sunduk. Bunlar şu anda bakanlık ile tartışılıyor. Tiyatroların esas sorunu ticarethane gibi olmaları. Kültür kurumu olarak özel bir statüleri yok. Özel statüleri olması için bakanlıkla 2 yıldır çalışmalar devam ediyor.” şeklinde konuşan Gidişoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

“Tiyatro sektöründe çalışan insanların sorunları uzun süredir konuşulmamış, devletle ilişkileri bir yumak haline gelmiş. Çözülmesi biraz zaman alıyor. Pandemiyle başlayan bir diyalog var. Diyaloğun büyük kısmı tiyatroların yaşamsal sıkıntılarını nasıl çözeriz üzerine. Temel yapısal sorunlara değinmeye çalışıyoruz. Yönetmeliği daha şeffaf, katılımcı, demokratik ve daha fazla tiyatroların faydalanabileceği bir hale getirmeye uğraşıyoruz.”