Ara Tatiller Kaldırılıyor Mu? Bakan Tekin, Tartışmalara Son Noktayı Koydu: 'Böyle Devam Edeceğiz'

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ara tatil uygulamasının geleceğine ilişkin açıklamalarda bulundu. 180 iş günü eğitim ve öğretmenlerin kanunen 2 aylık tatil hakkı bulunduğunu hatırlatan Tekin, resmi ve dini bayramlarla birlikte takvimin sıkıştığını belirterek, “Yerleştirdiğimiz sürece problem yok ama yerleştiremeyince bu ara tatil uygulamasını yapmayabiliriz” dedi.

Ara Tatiller Kaldırılıyor Mu? Bakan Tekin, Tartışmalara Son Noktayı Koydu: 'Böyle Devam Edeceğiz'
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CNN Türk’teki bir programda soruları yanıtlayarak eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tekin; PISA sonuçlarından okul güvenliğine, cep telefonu kullanımından yapay zekâya, ara tatil uygulamasından Heybeliada Ruhban Okulu’na kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu.

PISA SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ

2026-2027 eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla öğretmenlere teşekkür eden Tekin, PISA sonuçlarının Türkiye’nin eğitim performansındaki değişimi görmek açısından önemli olduğunu söyledi.

Bakan Tekin'in konuşmasından satır başları:

'NİTELİKLİ ELEMAN YETİŞTİRMEK MİLLİ GELİRE KATKI SAĞLIYOR'

2026-2027 eğitim öğretim yılı başladı. bütün öğretmen arkadaşlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum. fedakarca çalışıyorlar, biz de kendilerine bu süreçte yol arkadaşlığı yapmaya çaba sarf ediyoruz. Öğretmenlerimize, öğrencilerimize, ülkemize hayırlı olsun. Akademik çalışmalar, nitelikli eleman yetiştirmenin ülkelerin milli gelirlerinin minimum 2 puan üzerinde etkilediğini gösteriyor. bizim yaptığımız işler ekonomiden savunmaya kadar toplumu her alanda yakından ilgilendiriyor.

PISA SÖZLERİ

Dünyada tüm bakanlık kendi eğitim sürecini kendi izleme denetleme süreçleri yaparlar, eksik ve yanlışların takibi yapılır. bizde de izleme-değerlendirme daire başkanlığı var, izlenir, notlanır... İç denetim birimimiz var. Buralarla denetim yapıyoruz. yapılan raporlamalar her ülkenin kendi iç sisteminde yaptığı değerlendirmeler. Bir de uluslararası geçerliliği olan kurumların değerlendirmeler var. biri de PISA çalışma grubu... uluslararası arenada karneyi görmek için önemlidir buralar.

'BU ÇOCUKLAR BU KOŞULLARDA EĞİTİMİ HAK ETMİYORLAR'

Bu yapı ülkelerin eğitim süreçlerindeki fiziki altyapısını raporluyor. Türkiye 2003'te bu döngüye dahil oldu. OECD ortalamalarının çok gerisindeydik. PISA 2003 değerlendirmesinde ise ilk 30'un içinde yoktuk. Çok kötü bir grafikti. Sayın Erdoğan 2001'de siyaset yolculuğuna çıkarken "Bu çocuklar bu koşullarda eğitimi hak etmiyorlar" parametresinden hareketle bütün bütçelerde ne büyük kaynağı eğitime ayırdı.

'PISA'DA NEREDEYİZ?'

Biz OECD ortalamalarının üzerine çıktık. Buralarda problem kalmadı. Teknolojinin kullanımı açısından baktığımızda, BM Kalkınma Ajansı'nın verilerine göre etkileşimli tahta bulunması açısından Türkiye çok önde. Biz özellikle TBMM'de en çok muhalefetin eleştirdiği konu; "Sonuç PISA'da neredeyiz?" idi. 2015 itibariyle istikrarlı bir yükselişe geçtik.

'BELKİ BİZ BİRİNCİ OLACAKTIK'

Bu başarıyı eleştirmek isteyen muhalefetin şu dilinden rahatsızım, "OECD ülkeleri pandemi nedeniyle puan kaybı yaşadı" Peki pandemi sadece OECD ülkelerinde mi oldu, Türkiye'de yok muydu? OECD ülkeleri Türkiye'nin son 5 yılda yaşadığı felaketlerden hangisini yaşadı? Çevremizdeki savaşlar, yaşananlar bizi de çok etkiliyor. Dolayısıyla bu eleştiriler eksik. Hangi OECD ülkesi 6 Şubat depremini yaşadı? Çok tutarsız bir eleştiri. Kurduğumuz altyapı ve yatırımlar neticesinde, bu saydıklarım olmasaydı belki de biz birinci olacaktık.

'3 YILDIR YAPIYORUZ'

TÜİK, bölgelerin gelişmişlik düzeyine ilişkin sağlıklı sonuçlar vermesi için hazırladığı istatistikleri OECD'ye verir. Şimdi biz bunları veririz, her okul türünde kaç öğrencimiz olduğunu veririz. Toplamda 3,5 saat süren bu sınavda çocukların motivasyonunu kaybetmeden yapmaları için diğer ülkeler gibi biz de bazı etkinlikleri yaptık. Akademik bir çalışma değil bu.... 8 Eylül'deki toplantıda ülkelerin PISA'daki başarısını artırmak için bazı tavsiyeler oldu. Ebeveynlerin eğitim sürecine katılması önemli. Bu yıl ailelerin katılımını artırmak için etkinlik yapacağız dedik. Bazı çalışmalarımız oldu. Sonra her yıl tekrarladık. Bu yıl çocuğu okula ilk defa başlayan velilere uyum haftasında 9 saatlik ebeveyn eğitimini zorunlu kıldık. PISA bunu 8 Eylül'de söyledi biz bunu 3 yıldır yapıyoruz.

OKULLARDA CEP TELEFONU KULLANIMINA SINIRLAMA

İkinci söylenen şey ise cep telefonu kullanımının yasaklanması. Bunun PISA başarısını pozitif etkileyeceğini söylediler. Bizim ilk yaptığımız şey çocukların telefonlarını dersliklere sokmasını engelleyecek tedbirler almak. Dünyada ilk yapan ülkelerden biriyiz. Öğrenciler de artık kanıksadı, bir şikayetleri yok.

Yüzde yüz katılıyorum ama biz Fatih Projesi başlatmıştık, önemli çıktılarından biri şu olacaktı; 30 milyon öğrencinin tablet kullandığını, etkileşimli tahta kullandığını... Projenin katma değeri şu olacaktı, her yıl ürünün yerlilik oranının artması, içerde böyle bir sanayinin büyümesini istiyorduk. Ülkemizdeki teknoloji geliştirerek daha üst ürün gamında cihazlar yapmamızı teşvik ederek eğitim öğretim sürecinde buralara odaklanmakta fayda var.

Temenni edelim ki Türkiye savunma sanayiinde olduğu gibi bu iletişimle ilgili sahada da, bu sektörde güçlü olarak bulunacağımız adımları atmak gerekiyor. Bu ülkemiz açısından da farklı boyutlarıyla dikkat etmemiz gereken bir alan. 2002 öncesi Türkiye'de 357 bin sınıfımız vardı, şu an 750 binin üzerinde dersliğimiz var. Bu 357 binin yaklaşık yarısı deprem ya da benzeri sebeple yıkılıp yeniden yapıldığını varsayarsak 2002 öncesinden kalan 180-200 bin civarında dersliğimiz var. Dolayısıyla bunların tamamı deprem yönetmeliğine uygun olarak gözden geçirildi. Risk olan okullar yık-yap kapsamına alındı. Yıkılmasına gerek duyulmayan okullar güçlendirme ile çözüldü. Çözülmeyen okullar eğitim-öğretim açısından kapatıldı. Biz gerekli tedbirleri aldık. Ülkedeki okulların tamamı tarandı diyebiliriz.

'500 BİN DERSLİK EĞİTİM ÖĞRETİME KATTIK'

2002'den bu yana da yaklaşık 500 bin derslik eğitim-öğretime katmış durumdayız. Türkiye'deki resmi öğretmen arkadaşlarımızın hukuki statüsü "devlet memuru" dolayısıyla o kanunun uygulanması amacıyla, kamu personeli için hazırlanmış kılık kıyafet yönetmeliği var. Bütün arkadaşlarımız o yönetmeliğe uymak durumunda. Fakat şimdi güvenlik meselesi de dahil birçok konuda, okula yabancı birinin girip girmediğinin, okuldaki öğretmenler ile diğerlerini ayrıştırmak açısından bazı tedbirler almak gerekti. Veli okula giriyor, kim olduğunu bilmiyoruz, onu engelledik. Şimdi okula gelen kişi, öğrenci ya da başkası kıyafetine bakıyor öğretmen mi öğrenci mi ayırt edemiyoruz. Öğretmen arkadaşlarımızın giydikleri kıyafetlerdeki marka reklamlarından, tişörtlerle verilen mesajlara kadar tartışmalı şeylerle karşılaştım. Mesela LGBTİ tezlerini açıklayan veya çağrıştıran şeyler. Bunlar çok doğru değil, tartışmaları beraberinden getiriyor. CİMER üzerinden çok şikayet ulaştı. Ya 657'ye tabi olduklarını hatırlatacaktık ya da daha rahat olabileceklerini düşündüğümüz önlükleri tercih edecektik. Bunu tercih ettik.

TEKİN’DEN OKUL KAYITLARINA YENİ DÜZENLEME

65 bine yakın resmi devlet okulunun hepsi bizim açımızdan eşit. Öğretmenlerimizin hepsi değerli... Şöyle bir tablo vardı; Veliler öğretmen seçme durumundaydılar. Bu bize şunu getiriyor, veli okula gidiyor "Çocuğumu şu öğretmene yazdırmak istiyorum, okul müdürüne para verdim" deniyordu. Çok tercih edilen öğretmenler yanında diğerleri zor durumda kalıyordu. Bunu çözdük. Okula kayıt yaptıran öğrencilerin sınıf ve şube seçimlerini belirlediğimiz parametreler göre şubeleri eşit şekilde dağıttık. Bu uygulama hayata geçtikten sonra ikinci kısım şurada problem vardı. Şöyle düşünün Hakan Bey iki okul var yan yana, biz bütün bu okulların tamamını sokak sokak cadde cadde elektronik sistemimize işlemiş durumdayız. Hangi apartmandaki çocuk hangi okula kayıt yaptıracak vesaire bunların hepsini takip ediyoruz. Dolayısıyla biz herhangi bir sokaktaki öğrenciyi bir okulla ilişkilendirdiysek eğer bu okula otomatik kayıtlı hale geliyorlar. Veli, çocuğunun bu okula değil başka bir okula gitmesini istediği zaman bu artık bizim kontrolümüzden çıkıyor. Gidiyor kayıt bölgesi dışında başka bir okula. Dolayısıyla bu okulun kapasitesi birden bire şişiyor, bu okulda derslik başına düşen öğrenci sayısı Türkiye ortalaması üzerine çıkıyor, diğer okul öğrenci sayısı azaldığı için buradaki öğretmenlerin hepsi norm fazlası haline geliyor. Hep başka bir mağduriyet doğuruyor.

'TARTIŞMALAR MİNİMİZE OLDU'

Bu yıl, okullarımızı kayıt yaptırdıktan sonra planlamamızı velilerin manipüle ettiği alanlar neler onları kapatalım ki bu planlamamız doğru olsun ve bu yıl muvafakatlı öğrenci diye tanımlanan yani birisinin evini adres gösterip oraya kayıt yaptırıyorlardı. Bunu engelledik. Bu yıl kayıt ücreti tartışmaları minimize oldu.

UYUM HAFTASI

Uyum haftasında şunu yaptık, okula başlayan öğrenci ailesi ile birlikte geldi, rehber öğretmenimiz kendilerini iyi ebeveynlik ve iletişim konusunda istişarelerde bulundu. Bir genelge ile kamu personeli olan velilere izin verildi. Son verilere göre yüzde 91 katılım oldu.

'YAPAY ZEKADAN FAYDALANMIYORUM'

Şahsen ben kullanmıyorum, kişisel olarak gelenekselciyim. Yapay zekadan hiç faydalanmıyorum. Çocuklarım kullanıyor, her türlü şeyi soruyorlar ben şaşkınlıkla seyrediyorum. Kullanmayı isterim şu an gelenekçilik devam ediyor. Bakanlıkta ise sadece eğitimde yapay zekanın kullanımı ile ilgili olarak bu konuda bir daire başkanlığı var. Her genel müdürlüğümüz yapay zekadan faydalanabilecek alanları dairemizle konuşuyorlar. En son Türkiye'deki yabancı dil eğitimine ilişkin yapay zeka destekli bir uygulama geliştirdik. "Dilim MEB" uygulaması şu an Türkçe ve İngilizce eğitim veriyor.

ARA TATİL UYGULAMASI

Ara tatil ile ilgili bizim rahatsızlığımız şuydu; yasal mevzuata göre öğrenciler 180 iş günü okula gitmek zorunda, öğrenmenler kanuna göre 2 ay tatil yapmak zorunda. Yıl içerisinde bizim 29 Ekim, 1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, Ramazan-Kurban Bayramı dediğinizde ciddi miktarda tatil var. Bunların hepsini birleştirince 180 iş günü ve 2 ay tatili takvime sıkıştıramıyoruz. 2 yıldır bayramlar tam ara tatil zaman aralığına denk düştüğü için şu an o şeyi Ramazan Bayramı ile kapatıyoruz. Yerleştirdiğimiz sürece problem yok ama yerleştiremeyince bu ara tatil uygulamasını yapmayabiliriz.

TEKİN’DEN RUHBAN OKULU AÇIKLAMASI

Ruhban Okulu'nun açılıp açılmaması konusu önemli bir karar. Bunun kararını devlet verecek. Biz sayın Cumhurbaşkanımız ve dış politikamızı yürüten devlet görevlilerimiz bize açılmasının ülke yararına sonuçlar doğuracağını söylerse buna göre hazırlık yaptık. Nihai karar Sayın Erdoğan'ın ve devletin.

Kaynak: CNN Türk

Etiketler
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yusuf Tekin