Terörsüz Türkiye’de Tarihi Gün: 88 Saat, 7 Kritik Başlık... İşte Ortak Süreç Raporu
Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda oluşturulan komisyonda rapor yazım ekibi, taslak metni tamamladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş rapora dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Metnin af niteliği taşımadığını vurgulayan Kurtulmuş, “Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz” dedi. Rapora ilişkin çalışmanın ayrıntılarını da paylaşan Kurtulmuş, belgenin 88 saatlik mesai ve 4 bin 199 sayfalık tutanak temelinde hazırlandığını belirtti.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında 21'inci kez toplandı. Komisyon, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında saat 11.00'de TBMM Tören Salonu'nda bir araya geldi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş'un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.
‘4 BİN 199 SAYFA TUTANAK TUTULDU’
Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.
Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Ana raporun eki olarak beş ayrı ek hazırlanmıştır. Bunlar; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin listesi, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital listelerinin web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bugüne kadar gerçekleştirilen 20 toplantının özetleri ile dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesidir. Ayrıca, bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da tutanakların tam şekliyle, toplantı özetinin eki olarak yayımlanacaktır.
Şimdi bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum.
‘TARİHİ SÜREÇTEYİZ’
Değerli arkadaşlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansıması ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir.
On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekâlet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı hâline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dinî farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır.
‘TÜRKİYE, BÖLGEMİZDE BÜTÜNLEŞTİRİCİ POLİTİKALARIN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDECEK’
Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye, bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emeller karşısında daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.
Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.
'HER ADIMI EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE DESTEKLEMEKTEYİZ'
İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.
Sükûnetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve millî dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihî bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclisin denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelligâhı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihî sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları dinmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimsenerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılmış ve ele alınmıştır. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.
‘RAPOR AF MAHİYETİNDE DEĞİLDİR’
Elinizdeki rapor, komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan metinlerinin okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, millî iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır. Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının feshi ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir. Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir.
'TÜRKİYE MODELİ' OLARAK TANIMLANACAĞINA İNANIYORUZ"
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükûnu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor hâline getirmiştir. Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya koymayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.
Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir.
Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.
TASLAK RAPOR OYLANACAK
Altı oturum gerçekleştiren rapor yazım ekibi, komisyonun ortak metin taslağını tamamladı. Hazırlanan belgede “umut hakkı” kavramına doğrudan yer verilmezken, dolaylı bir çerçeve çizildi. Taslakta ayrıca kayyım uygulamasının sonlandırılmasına yönelik bir öneri de yer aldı.
Komisyonun ortak raporunu kaleme alan ekipte, Murat Emir (CHP), Cengiz Çiçek (DEM Parti), Abdulhamit Gül (AK Parti), Feti Yıldız (MHP) ve Bülent Kaya (Yeni Yol) yer aldı.
Toplantıda raporun üyelere sunulması ve ardından oylanması bekleniyor.
KARAR VE YETER SAYISI NASIL BELİRLENİYOR?
Komisyonun usul ve esaslarına göre toplantı yeter sayısı, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile sağlanıyor. Kanun teklifi hazırlanmasına ilişkin kararlar için üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu aranırken, diğer konularda toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu yeterli kabul ediliyor. Usul ve esaslarda açık hüküm bulunmayan durumlarda ise komisyon, karar yeter sayısına göre yöntem belirleyebiliyor.
AYRINTILAR GELİYOR...
Kaynak: Haber Merkezi