Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan MEB’in Ramazan Genelgesine Destek: Etkinliklerin Anayasal Dayanağı Var

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesine destek vererek, öğrencilerin manevi değerleri öğrenmesini ve paylaşma bilincini geliştirmesini amaçlayan etkinliklerin anayasal çerçevede gönüllülük esasına dayalı olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Yapılan doğrudur. Yerindedir. Hukukidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan MEB’in Ramazan Genelgesine Destek: Etkinliklerin Anayasal Dayanağı Var
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasındam satır başları şöyle:

"Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler; sizlere en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Radyo ve televizyon kanalları, sosyal medya platformları ve diğer iletişim vasıtaları üzerinden toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarıma, dünyanın farklı coğrafyalarında milletimizi gururla temsil eden tüm kardeşlerime, Türkiye sevdasını yüreğinde taşıyan tüm dost ve soydaşlarımıza buradan selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum.

DÜŞEN F-16 UÇAĞI: 'ŞEHİT HABERİ DERİNDEN ÜZDÜ'

Dün gece maalesef üzüntü verici bir haber aldık. Balıkesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığımızdan kalkan ve görev uçuşu yapan F-16 uçağımız kaza kırıma uğradı ve uçağımızın pilotu şehit oldu. Öncelikle kahraman şehidimiz Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Şehit haberi bizi derinden üzdü. Kazanın nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştır. Şehit pilotumuzun ruhu şad, mekânı inşallah cennet olsun.

Aziz kardeşlerim, AK Parti Grup Toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Katılımlarıyla toplantımızı şereflendiren kıymetli misafirlerimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Ahde vefanızdan, dayanışmanızdan ve sevdanızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. AK Parti’nin millete hizmet davasına hem gönül hem de omuz verdiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Milletçe mübarek Ramazan’a kavuşmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. Öncelikle siz milletvekillerimizin ve misafirlerimizin Ramazan-ı Şerif’ini tüm kalbimle tebrik ediyor, bu rahmet mevsiminin milletimize, İslam dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Bizleri bir kez daha Şehr-i Ramazan’a ulaştıran Cenabıallah’a sonsuz hamd ediyor, şükrediyoruz. Rabbim tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri katında makbul buyursun. Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı bu mübarek günler aynı zamanda hepimiz için büyük bir fırsattır. Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam âleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi, Ramazan’ın gönüllerimizi kaynaştıran, kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması en büyük dileğimiz, en büyük arzumuz ve temennimizdir.

ÇARPICI ‘GAZZE’ MESAJI

Gazze’de 10 Ekim’de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef Ramazan-ı Şerif’i buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle. Diğer taraftan ülkemiz genelinde Ramazan-ı Şerif gerçekten çok çok farklı bir manevi atmosferde idrak ediliyor. Camilerimiz dolup taşıyor. Çocuklarımız ve gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor. Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur’an-ı Kerim’in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor.

‘ÜLKENİN HER YERİNDE TERENNÜM EDİLEN İLAHİLERLE COŞKUYU YAŞIYORUZ’

Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi ve manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. “Kâbe’de hacılar Hu der Allah” ilahisini yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek hâline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla lafza-i celali seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı.

‘KİMSE BUNDAN RAHATSIZ OLMAMALI’

Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri ve aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim. Kimse bundan gocunmamalı. Rahatsız olmamalı. Kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır. Bu milletin fotoğrafıdır.

MEB'İN RAMAZAN GENELGESİNE İLİŞKİN

Değerli milletvekillerimiz, burada bir konunun üzerinde özellikle durmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz kapsamında Maarif’in kalbinde Ramazan teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayetimize bir yazı gönderdi. Bu yazıda neler var. Gençler, bu yazıda neler var. Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek. Okul aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri ve tecrübe etmeleri için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma bilinci geliştirilecek, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. Şimdi birincisi, bu etkinlikler gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak. İkincisi, bu etkinlikler hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da Anayasa’nın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur. Yerindedir. Hukukidir. Ramazan’ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş, memnuniyetle sahiplenmiş, fevkalade olumlu karşılamıştır.

Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde, Ramazan-ı Şerif’ten sadece bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı. O bayat laiklik elden gidiyor şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı. Bakın bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idüğü belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya ve her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar Batı’da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar.

‘BUNLARIN DERDİ LAİKLİK DEĞİL’

Laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrip ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil. Hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle, bu milletin ta kendisiyledir. Hayırdır. Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor. Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor. Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde cıvıl cıvıl, hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor. Gençlerimizin dilinde küfür ve hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor. Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın. Dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın. Şimdi isterseniz kendini halktan üstün gören, kendini seçkin ve imtiyazlı gören, kendini bu devletin yegane sahibi olarak gören 28 Şubat heveslisi bu güruhu neyin rahatsız ettiğini şöyle bir hatırlayalım. İşte bütün mesele bu. Rahatsızlıklarının esas sebebi ayrıcalıklarını kaybetmeleri. Milletle eşitlenmek, milletle aynı hak ve ödevlere sahip olmak bunların işine gelmiyor. Türkiye’nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi yatağında akması bunları rahatsız ediyor.

‘BİZİ BİR MİLLET YAPAN, MANEVİ DEĞERLERİMİZDİR’

Değerli milletvekillerimiz, çok değerli kardeşlerim, bugün bir kez daha şunu altını çizerek ifade ediyorum. Bu milletin mayasında İslam var. Bizi bir millet yapan, bizi her türlü farklılığımıza rağmen bir arada tutan manevi değerlerimizdir. Ordumuz, unutmayın, Peygamber ocağıdır. Şehitlerimiz İslam şehitleridir. Zaferlerimiz İ’la-yı Kelimetullah istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur’an’ı, Peygamber sevgisini, Ramazan’ı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır, ne istikbal kalır, ne millet kalır, ne de devlet kalır. Ne diyor İstiklal Marşımız. 'Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' Evet, bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inleyecek ve bu sayede Hakk’a tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak. Dil uzatamayacak. Hiç kimse ona kast edemeyecek.

‘İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ GÖRMEK İSTEYENLER TÜRKİYE'YE BAKSIN’

Biz büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur’an vardır, Peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmedi Hani ve daha niceleri İslam’ın gür sadasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır. Ezanı unutursa, Kur’an’ı unutursa, Peygamber’i unutursa, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı unutursa bu milletten geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmaz. Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın. Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın. Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz. Biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var, Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi daha niceleri var. Avrupa’da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın. Ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye’ye baksın. Ders alsın. Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu Devleti’nin, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası, Türkiye’nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz. Ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunuruz. Sonuna kadar koruruz.

‘KENDİ ÖZÜMÜZLE BÜYÜYECEĞİZ’

Projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri, çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz. Ezandan, Kur’an’dan, camiden, namazdan, oruçtan, Ramazan’dan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler. Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. İstiklal Savaşı’nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli niyetler, aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek. Bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz. Kendi ruhumuzla büyüyeceğiz. Kendi devlet, millet ve medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil, biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz. Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanımızı, başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm milli eğitim camiamızı ve elbette sevgili öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Okul bahçelerini ve camilerimizi bir çiçek tarlasına çeviren yavrularımızın her birini tek tek muhabbetle kucaklıyor, dillerinden Allah niyazı, kalplerinden Hazreti Muhammed Mustafa’nın aşkı hiç eksilmesin diyorum. Türkiye sanılandan çok çok büyüktür ve biz bu büyüklüğü her alanda olduğu gibi milli eğitim alanında da göstermeye, sağlıklı, bilgili, donanımlı, milli ve manevi değerlerini bilen, tanıyan, uygulayan ve yaşatan nesillerle asrın idrakine söyletmeye inşallah devam edeceğiz.

‘ORTAK RAPOR TARİHİ BELGE NİTELİĞİNDEDİR’

Değerli kardeşlerim, demokrasimize kurulan tuzaklara, milletimizin birliğine ve dirliğine yönelik saldırılara, bizi sığ ve sahte gündemlere sıkıştırmaya çalışan oyunlara rağmen hedeflerimize doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Cumhur İttifakı olarak geçen yıl başlattığımız ve bir devlet projesi olarak yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecinde 16 aylık zaman diliminde kayda değer mesafeler alındı. Hamdolsun ümit verici gelişmeler yaşandı. İşte en son Milli Birlik, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 5 Ağustos’tan bu yana sürdürdüğü müzakere ve mütalaalarını geçen hafta tamamladı.

Tüm siyasi parti gruplarının mutabakatıyla kırk yedi kabul, bir çekimser ve iki ret oyuyla nihai rapor onaylandı. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ilk günden itibaren sergilediğimiz yapıcı ve uzlaşmaya açık tutumu rapor aşamasında da aynen devam ettirdik. Komisyonun misyonunu layıkıyla yerine getirebilmesi için kritik kavşaklarda riske girmek dahil üzerimize ne düşüyorsa ziyadesiyle yaptık. Gerek Meclis Başkanımız gerekse partimizi komisyon bünyesinde temsil eden arkadaşlarımız fevkaladenin fevkinde bir gayret gösterdiler. Özellikle komisyonun odağının sapmasına, kuruluş gayesiyle ilgisi ve alakası olmayan gündemlerle sulandırılmasına izin vermedik. Hamdolsun sonuçta diğer siyasi parti gruplarının da katkısıyla sürecin bir aşamasını daha suhuletle aşmayı başardık. Yüz otuz yedi kurum ve kişinin dinlendiği, dört bin iki yüz sayfa tutanağın tutulduğu kapsamlı bir istişare sürecinin ardından hazırlanan rapor bundan sonra yapılması gerekenlere dair çok değerli bir yol haritası ortaya koydu.

Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki tam bir demokratik olgunluk, eksiksiz bir istişare ve siyasi tarihimizde örneği az görülen bir siyasi uzlaşma neticesinde kaleme alınan rapor bir tavsiye belgesi olduğu kadar tarihi bir belge özelliğindedir. Rapor, Türkiye’nin ortak geleceğine, 86 milyonun kardeşliğinin bir kat daha sağlamlaştırılmasına atılan çok değerli bir imzadır. Raporun içerisinden kelimeleri cımbızla çekerek spekülasyon yapma hevesinde olanların sürecin selametine hizmet etmediği aşikardır. Meselenin memnuniyet verici yanı, raporu ve süreci gölgelemek isteyenlerin azınlıkta olması, milletimizin ekseri çoğunluğuyla Terörsüz Türkiye hedefini tam manasıyla sahiplenmesidir. Rapora damga vuran uzlaşı ruhunu çok kıymetli buluyoruz.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI

Siyaset kurumu özellikle bundan sonra atılacak adımlar açısından hem çok ciddi bir enerji hem de büyük bir güven toplamıştır. Şimdi süren bu sürecin yeni aşaması başlayacak. Partimizin ve ittifakımızın sorumluluğu biraz daha artacak. Meclisimiz yeni aşamada da elbette lokomotif rol üstlenecek. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aramızdaki dayanışmayı, eşgüdümü ve iş birliğini doruğa çıkarmamız gereken bir döneme giriyoruz. Sürecin yeni aşaması başlayacak.

Kaynak: Haber Merkezi

Etiketler
Recep Tayyip Erdoğan