Bahçeli'den Çok Çarpıcı 'Öcalan' ve 'Demirtaş' Mesajı
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP lideri Bahçeli bir kez daha 'terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin tarihi mesajlar verdi. Türkiye'nin tarihi bir eşikten geçtiğini vurgulayan Bahçeli, 'terörsüz Türkiye' ve 'terörsüz bölge' hedeflerine karşı çıkanları, 'kukla ve korkak' olarak nitelendirdi, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.
Bahçeli, konuşmasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye sözlerine ve 'erken seçim' çağrılarına çok sert sözlerle yanıt verdi, 'terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin ise bir kez daha tarihi açıklamalarda bulunurken grup toplantısını şu sözlerle tamamladı:
"Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir."
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
'TÜRKİYE TARİHİ EŞİKTEN GEÇİYOR'
"Hamasetin ilkesiz çekiciliği hakikat ve haysiyetin itibarlı çehresini gölgelerse, emin olunuz ki atılan hiçbir adımın, söylenen hiçbir sözün bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmayacaktır. Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik, hepimize, özellikle siyaset müessesesine ve siyaset yapan zevata ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Mâkeste buluşmak varken makusun tezgâhında bocalamak, akıl ve mantık ihlalinden başka bir şey değildir.
'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' VE 'TERÖRSÜZ BÖLGE' HEDEFİ
Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedefleri, Türk milletinin kaderine aracısız ve fazlasız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır. Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama baçındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır. Kim ve kimler mâkesin yerine mâkusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyorsa, bu surette terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçilerdir.
'KÜRT KARDEŞLERİMİZLE YPG’Yİ YAN YANA GETİRMEK GAFİLLİKTİR'
Millî birlik ve kardeşlik duygumuzu karartmanın ve kaskatı hâle getirmenin emelini taşıyanlar, tarihin uçurumuna yakın bir yerde durmaktadır. Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olmayacaktır. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir.
'YPG'NİN ENTEGRASYONU MEMNUN EDİCİ'
Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen ve olması gereken bir gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle doğrudan ilişkilidir ve bunu destekleyen, tescilleyen bir gelişmedir.
30 Ocak 2026 tarihinde Şam yönetimi ile SDG ve YPG arasında, 10 Mart mutabakatı ile 18 Ocak mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ve askeri ile idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varılmıştır. Bu gelişme, Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır.
SDG-YPG’li teröristler bulundukları mevcut hatlardan çekilecek, hükümete bağlı birlikler Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacaktır. SDG-YPG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Ayn el-Arab’daki silahlı unsurlar ise Halep’e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır. Askerî ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır.
'PKK'NIN KURUCU ÖNDERLİĞİ SÖZÜNDE DURDU'
Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir. Artık komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır.
27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan Barış ve Demokratik Toplum çağrısı, 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığını bulmuş ve böylelikle çok önemli bir etap geçilmiştir.
Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış mühtemelere aldırış etmeden, elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım: PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK ile birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat tahassül oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine, DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir.
'TARİHİ BİR FIRSAT KAPISI ARALANDI'
Araplar, Kürtler, Türkmenler ve diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış, herkes somut gelişmeleri benimsemiştir. Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir, buna karşı azami derecede ve düzeyde sabırlı, tedbirli ve temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır.
PİR SULTAN ABDAL'IN SÖZLERİYLE SESLENDİ
Nusaybin’de bayrağımızı indiren alçaklar, Diyarbakır ve Tarsus’ta sahaya çıkan provokatörler, aynı amaç üzerinden millî birliğimizi yaralamaya kalkışan siyasî odaklar ne yaparlarsa yapsınlar, Pir Sultan Abdal’ın sözleriyle alayına sesleniyorum:
“Koyun beni Hak aşkına yanayım / Dönen dönsün ben dönmezim yolumdan / Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım / Dönen dönsün ben dönmezim yolumdan.”
'ÖZEL'İN SURİYE AÇIKLAMASI HEZEYANDIR'
CHP Genel Başkanı’nın Suriye Devleti’nin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmed Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil edemediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır. Hesabı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların komik durumlara düşürdüğünü anlamalı ve kabullenmelidir.
Dilinin altındaki baklayı çıkarmalı, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf etmelidir. Merhum Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sözlerinden esinlenerek söylüyorum ki, dünyaya baktığın zaman ayrı görür, kendi kendine kaldığın zaman ayrı düşünürsün, yıllarca tezat içinde bir tevile çırpınırsın. Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır. Gelecek olan da her zaman hep tektir.
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI
CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasî ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir, erken seçim diye bir şey asla gündeme alınmayacaktır.
CHP Genel Başkanı seçim kapısını aralamaya vursa da biz Cumhur İttifakı olarak arayacağımız kapının Türkiye’nin ve Türk Yüzyılı’nın cümle kapısı olduğunu biliyoruz. Kapılara yüz sürmek, başka kapılarda medet ummak Cumhuriyet Halk Partisi’nin beklentisi ve dileği olsa da Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın böyle ucuz ve bayat gündemlerin peşinden savrulması, o kapı bu kapı gezip dolaşması siyasi akıl ve mantık dışıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü gelip çattığında Türk milleti, yüksek iradesiyle istismarcı, inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, vurguncu ve organize yolsuzluk çetesine Türkiye’nin kaç bucak olduğunu muhakkak gösterecektir.
EPSTEIN DOSYALARI
Birdenbire, asrın sapıklığı ve ahlaksızlığı olarak değerlendirilmesi gereken ve 3 milyon sayfanın üzerinde olan Epstein belgeleri dünya kamuoyunun gündemine oturmuştur.
Skandallar, itiraflar ve dehşet verici çarpıklıklar, ne hikmetse Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’de SDG’ye ve YPG’ye sırt dönüp Ahmed Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. İşkence gören çocuklardan, taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı skandallar furyası, insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Cinsel istismar suçlusu milyarderler ve çevrelerine ilişkin yayınlanan belgelerin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur.
İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin ve kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının, organize hâlde siyasî ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce son derece mümkündür. İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılması, nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek mahiyettedir.
'ÖCALAN UMUDA, DEMİRTAŞ YUVASINA...'
Aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum."
Kaynak: Haber Merkezi