Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin kararında şu ifadelere yer verildi:

"Sanığın, suç tarihi itibariyle kendisinden kıdemli olan katılana yönelik olarak, sağ elinin işaret parmağı ile orta parmağının arasına baş parmağını sokup elini yumruk haline getirip, kolunu ileriye doğru uzatarak ’nah alırsın’ dediği, sözlerinin ve el hareketinin Türk toplum kültürüne göre hakaret niteliği taşıdığı;

aynı gün, katılanın, yazılı savunmasını istemesi üzerine, koridorda katılanla karşılaşan sanığın, katılana yönelik olarak ’millete baskı ile ifade imzalatmak değil, adam ol adam’ dediği, sanığın anılan sözleri ve hareketi ile amiri olan katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide etmek suretiyle amire hakaret suçunu işlediği gözetilmeden mahkumiyet yerine suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi,

Kanuna aykırı ve Askeri Savcı ile katılanın temyiz nedenleri ile bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, hükmün 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülmesine ve sonuçlanmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine 10.06.2020 tarihi ile oy birliği ile karar verildi".