Yanlışta ısrar…

Garip bir ekonomi politikaları gündemimiz var… Kemer mi sıkıyoruz, para basıp durmadan hükümet harcamalarını mı artırıyoruz yoksa cari açığı kapatmak için...

Garip bir ekonomi politikaları gündemimiz var…

Kemer mi sıkıyoruz, para basıp durmadan hükümet harcamalarını mı artırıyoruz yoksa cari açığı kapatmak için durmadan ithal mi ediyoruz, anlaşılır gibi değil.

Kafamızda o kadar değişik modeller ve içinden çıkılmaz bir o kadar uygulama var ki, ekonomistler de artık sürecin nereye gittiğini göremez oldular. Bir yandan kamu bankalarının paralel Merkez Bankası gibi davranması, diğer taraftan Merkez Bankası’nın tüm fonksiyonlarını alaşağı eden bir karar süreci tüm para politikasının ne olmadığının açık bir fotoğraf olarak karşımıza geliyor.

Kamu bankaları özelliklerinden dolayı doğal olarak Merkez Bankasıyla ortak beraber çalışabilir ama hiçbir zaman bir paralel uygulama alanı bulamazlar, bulmamalıdırlar… Yaratılan serbesti kapsamında bu olanağı buluyorlarsa (ki öyle), bankaların piyasada ek olarak yaratacakları para arzının kontrolünün sağlanması olanaksız hale gelir ve diğer yanlış uygulamalarla beraber enflasyonu içinden çıkılmaz bir sarmala sürükler.

Son 4-5 yılda olan da bu değil mi?

2018’den günümüze yaşanan ekonomik krizin neden olduğu cılız yatırım ve yetersiz ekonomik büyümeyle ise önümüzdeki yıllarda ekonomik gelişmelere de ışık tutmaktadır.

AKIL DIŞI POLİTİKALAR

İthalata bağlı bir ihracat ve üretim yapısı kapsamında cari açığı azaltmanın olanaksız olduğunu bilen para otoritelerinin, hükümet harcamalarını finanse etmek için para arzını ne kadar artırdıklarını ve para tabanını genişlettiklerini söylemeye bile gerek yok. Bu durumda cari açığı azaltmak, enflasyonu dizginlemek, kur koruma yöntemi ile dolarizasyonu azaltmak ve ekonomik büyümeyi sağlamak beklense de, akıl dışı politikalarla bunun artık olanaksız olduğunu görmek gerekir.

Türkiye ekonomisi potansiyel büyüme oranının yıllık yüzde 6’larda olduğu fikri ile reel büyümenin bunun çok uzağında gerçekleşmesi, neredeyse haftalık olarak önümüze gelen ekonomi politikalarını ilk günden etkisiz hale getirmektedir.

YATIRIMLARIN VERİMSİZLİĞİ

Para politikası ile harcama ve vergi oranlarına bağlı olan maliye politikaları arasındaki koordinasyon eksikliği ya da tam anlamıyla kopukluğu Türkiye ekonomisinde politikaların sadece talep ve emir yöntemi ile oluşturulduğunun da bir kanıtıdır. Onca yapılan yollar, barajlar ve köprüler kısa dönemde gelir yaratıcı etkileri ile bir nebze olsa sosyal refahı artırıyor gibi görünse de, bu yatırımların verimsizliği ve kesikli bir şekilde yarattığı gelir, ortaya inanılmaz derecede uzun dönemli bir alternatif maliyet koymaktadır.

Öyle bir maliyet ki, hem günümüz hem de gelecek kuşakların reel gelirini azaltan türden…

Sadece bunlar da değil…

a. Verimsiz kamu yatırımlarının yarattığı ek yükün yanında, cari açığın hızlı bir şekilde artması,

b. Merkez Bankası rezervlerinin çok uzun zamandan beri eksi hanelerde yer bulması,

c. ekonomik büyümedeki cılız artış ile işsizlik oranlarındaki yapışkan ve uzun dönemli yapısal sorunlar ve

d. rastgele ve günlük uygulamalara dayalı ekonomi politikaları

hem çalışan hem de yatırım yapanın omuzlarında ek yükler oluşturmaktadır.

Bu olumsuzlukları aslında sektörler daha derinden hissetmektedir…

Özellikle yatırımın maliyeti olarak değerlendirilen faiz oranları ile satış fiyatlarının bir göstergesi olan enflasyon oranı arasındaki uçurumun varlığı bile geleceğe dair beklentilerin net olmaması nedeniyle günümüz üretim hacmini artırmakta yeteriz kalmaktadır. Örneğin raf fiyatlarının bir yansıması olan enflasyon oranı yüzde 60 ile ortalama yatırım maliyeti ve faiz oranı olan yüzde 14 arasındaki inanılmaz fark bile ekonomik belirsizlikler nedeniyle yatırımlara yön verememektedir.

Ulusal gelirin yüzde 60’tan fazlasını oluşturan tüketim harcamalarının işsizlik ve yüksek enflasyon oranları nedeniyle büyümeye katkısının azlığı bunda oldukça etkili olurken, toplumun ekonomik gelişmelerden beklentilerinin zayıflığı da yatırım kararlarını derinden etkilemektedir.

ÖNEMLİ OLAN ÖNCELİKLER VE KARARLILIK

Öte yandan tüm bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve refah seviyesini yükseltmek için yeterli neden ve modellerimiz vardır ekonomi biliminde. Önemli olan tercihlerin önceliği ve uygulama alanındaki kararlılığın sürekliliğidir.

Bu başarıya giden yolda ekonomide çoklu faktörlerin etkileşimini analiz etmek zorunludur. Tek yönlü nedenselliğe bağlı yaklaşımların uygulama alanında çoğu zaman alınan mesafe kısıtlı olmaktadır.

Hepsini tartışacağız!