Recep Tayyip Erdoğan, her konuşmasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na, "Bay Kemal" diye hitap ediyor.

Kılıçdaroğlu bu sözü kendisi için tekrarlayınca Erdoğan dedi ki;

-"Kendisi ile dalga geçmek için kullanıyordum…"

Şu ciddiyetsizliğe bakar mısınız?

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ana muhalefet partisinin lideri ile dalga geçmek için "Bay Kemal" dediğini itiraf ediyor.

Erdoğan 1954, Kılıçdaroğlu 1948 doğumlu.

Kendisinden 6 yaş büyük ki buna dahi saygısı yok.

Kılıçdaroğlu kendisine "Sayın" kelimesi ile hitap ediyor.

Bundan dahi nasibini almıyor.

Değerli okurlarım,

Zaman zaman şöyle düşünüyorum;

-Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a nezaketi ile hitap ederek hata mı yapıyor?

Erdoğan'ı Devlet Bahçeli'nin şu sözlerine benzer şekilde mi eleştirmeli?

"Bir defa şunu buradan açık açık beyan ediyorum; bizim Recep Tayyip Erdoğan isimli bir kardeşimiz yoktur, olamayacaktır.

Türk'üm demekten rahatsız olan bir adamın Ülkücü kardeşi olamaz.

T.C.'yi tabelalardan silen, Andımızı kaldıran, Türklükle karşıma gelmeyin diyen bir adam Ülkücüye kardeş olamaz.

On binlerce vatan evladının katili bir teröristin elini sıkan, terör örgütüne tavizler veren bir adama Ülkücüler kardeşim diyemez.

Devletten, bürokrasiden, iş aleminden atılan, dışlanan, eziyet gören, mahrumiyet yaşayan, sürgüne gönderilen, cezalar alan Ülkücüler ortadayken kardeşlikten söz edilemez.

Dava arkadaşlarıma; faşist, morg bekçisi, şehit istismarcısı, Fatiha bilmeyen, oruç tutmayan, namaz kılmayan, hayvan, katil, ırkçı, kafatasçı sözlerini edepsizce kullanan bir adamın Ülkücüyüm diyen hiç kimse dönüp de yüzüne bile bakmaz.

Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan densize Ülkücüden kardeş olmaz, olamaz.

Bunlara rağmen, 17-25 Erdoğan'a hâlâ kardeşim diyen varsa buyursun devam etsin; ancak hemen aramızdan da çekip gitmeyi aklından çıkarmasın.

Erdoğan, her seçim dönemi Ülkücü kardeşlerim diyerek istismar tezgâhını açmaktadır.

Bu bayatlamış numara artık tutmayacak, küflenmiş taktik işlemeyecektir.

Erdoğan kamunun her imkanını kendi çıkarı için kullanmaktadır.

Devlet; Erdoğan'ın oyuncağı, para kasasıdır.

İş adamları Erdoğan'a bağış sırasına girmiştir.

İhalelerden alınan yüzdelere zam yapılmıştır.

Terör lobisi, kan lobisi, rant lobisi, Rum lobisi, Barzani, PKK, IŞİD, HDP, Türk düşmanları, Mehmetçik katilleri, komplocular, çözümcüler, açılımcılar, kötü adamlar, 63'lükler Erdoğan demektedir.

Papaz okulu meraklıları, İstanbul'u Vatikan'a döndürme hevesinde olanlar, dinler arası diyalogcular, Ekümenlik rüyası görenler, Sevrciler, din tacirleri, mandacılar, BOP'çular, hainler alayı birden Erdoğan'ın yanındadır.

Erdoğan PKK'nın adamı, İmralı canisinin ortağı, Oslo'nun müdavimi, Kandil'in umudu olarak Çankaya'ya taliptir.

Ayrıca hazine, 17-25 damgalı rüşvetçilerin elinde talan edilmektedir.

Erdoğan ve yolsuzluk çetesi milletin kesesini boşaltmaktadır.

Hırsızlar; hırsızlıkla mücadele edenleri kovalamakta, gözaltına almakta, hapse tıkmaktadır.

İranlı şarlatan yatlarda gezip kara parayla sefa sürerken; adalet yerlerde, hukuk diplerdedir.

Millete küfreden havuzcular, ihalelerden yüzde alan, rüşvete kulluk eden eski bakanlar; babacığım babacığım diyerek villada para eritemeyen ileri zekalı çocuklar, bir trilyonu üç beş kuruş gören haramzadeler zevkten dört köşeyken; dürüstlük suçlanmaktadır.

Aday Erdoğan, 17-25 Aralık'ta cezaevine giren kasacısından kutucusuna kadar kim varsa serbest bırakan malum yandaş hâkimleri bu kez de emniyetin üzerine salmıştır.

Yargıdaki son düzenlemelerle kendisine candan ve siyaseten bağlı sulh hakimlerini devreye sokmuştur.

İnlerine gireceğiz diye diye, haşhaşi, virüs, ajan, casus, hain sözleriyle; dün devlete konuşlandırdığı, devlete sızdırdığı kimseleri bugün ekin gibi biçmektedir.

Erdoğan'ın kirli çamaşırlarını bilenler, gizli ve hain ilişkilerine tanık olanlar susturulmakta, cezalandırılmaktadır.

Türkiye böyle gidemez.

Türk milleti bu rezaletlere daha fazla katlanamaz.

10 Ağustos; Ankara'da şehit sömürüsü yapıp, Diyarbakır'da PKK'ya umut aşılayan, çözülmeye bedenini, canını, başını koyduğunu ileri süren adamın kenara çekileceği tarihtir.

10 Ağustos; rüşvetin, zilletin, hakaretin, iftiranın, iç ve dış politikada çöken itibarın kaybedeceği tarihtir."

Değerli okurlarım,

Bu sözleri söyleyen ülkücü Devlet Bahçeli, bugün Erdoğan'ı, anayasa hükmünü görmezden gelerek MHP'nin cumhurbaşkanı adaylığına layık görüyor.

Erdoğan ve Bahçeli pek yaman…

Kemal Kılıçdaroğlu sakın onlara uyma…

Edepli ve itibarlı siyasi duruşunu asla bozma…

Sizler de bilin ki;

-Kılıçdaroğlu beyefendiliği ve devlet kariyeri ile Bahçeli ve Erdoğan'ı ezer geçer…