"Bu mektup kalemden göze, dilden kulağa değil, yürekten yüreğe yazılmıştır" diyen Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun, '710 Sivil Toplum Kuruluşu'na gönderdiği mektuptaki çok çarpıcı ifadeleri özetliyorum:

"Bu mektubu size tarihe kayıt düşen bir hasbihal olarak kaleme alıyorum.

-İnandığımız değerler adına gelecek nesillere nasıl bir miras bırakacağız?

-Nereye gidiyoruz?

-200 yıllık birikim ne hale düştü?

-Bizim ideallerimiz neydi, bugün bu çileler üzerine kurulan iktidarda yaşananlar ne?

İki asra yaklaşan bu birikimin en temel hedefi adaletti; bugün ise en çok örselenen kavram:

-Adalet.

Toplumun en az güven duyduğu kurum:

-Yargı.

Nesiller boyu aktarılan Hz. Ömer'in adaletinden elimizde ne kaldı?

-Kadı önünde ayakta hesap veren Fatih ideali bir masal mıydı?

İnsanlarımızın üzerindeki;

-Her türlü baskı yok edilecek,

-Düşünce, inanç ve basın özgürlüğü hayata geçirilecekti.

-Korku iklimine nasıl gelindiğini hiç sormayacak mıyız?

-Yolsuzlukları görmezden mi geleceğiz?

'Önce ahlak' diyerek çıkılan yolda 'siyasi ahlak' kavramının iktidardakileri bu kadar tedirgin etmesi ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın 'ilçe başkanı bulamazsınız' demesi:

-İçimize siniyor mu?

Hani insanları güzel söz ile çağıracaktık?

-Kadınlara, hekimlere, öğrencilere, farklı düşünenlere yönelen nezaket dışı hitaplar kulağımıza ya da ruhumuza güzel geliyor mu?

Halk yoksulluktan kıvranırken iktidardakilerin;

-Duyarsızca lüks ve şatafat içinde yaşaması,

-Kamu ihalelerinin ve kaynaklarının dar bir zümre arasında paylaşılması, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan,

-'Bir kişiye tam 9, 9 kişiye bir pul dağıtan sistem' eleştirisi şiirlerde mi kaldı?

'Nass' diyerek uygulanan politikalarla dünyanın en yüksek faizinin yaşanmasının,

-Nassa olan inancı nasıl sarsmakta olduğunu görmüyor muyuz?

Dini değerlerimizin iktidarda kalabilmek için araçsallaştırılmasının genç nesillerin dine inançlarını nasıl sarsmakta olduğu gerçeği:

-Yüreklerimizi titretmiyor mu?

'Giderlerse gitsinler' diyen otoriter bir sesin gençlerin ülkeye aidiyetini nasıl yıprattığını;

-Çocuklarımıza veya torunlarımıza bir soralım bakalım ne cevap alacağız?

Bir başka devlet başkanından 'aptal olma' diye alınan mektup,

İsrail ile ilişkiler normalleştirilirken Mavi Marmara şehitlerinin unutulması,

Uygur Türklerinin soykırıma tabi tutulmasına sessiz kalınması;

-Hepimizin başını önüne eğdirmedi mi?

Vicdanımıza sormaktan korkmayalım:

-Kim bu değerleri savunmaya çalıştı, kim bu değerleri yıprattı?

Sakın ha;

-'Kol kırılır yen içinde kalır' demeyelim!

Sakın ha;

-'Kazanımlarımızı kaybederiz' de demeyelim!

'Sorumlu ben değilim ki' diye düşünerek kendimizi kenara çekiyorsak;

-Kendimizi aldatıyoruz demektir!

İşte, bu süreçte;

-Ya kendimize gelip değerlerimizin gereğini yapacağız,

-Ya da bu ağır sorumluluğun vebalini Rabbimiz, milletimiz ve gelecek nesillerimiz huzurunda taşıyacağız.

Bu buhrandan çıkış için bizim kendimize çizdiğimiz yol haritasını sorarsanız;

Hangi düşüncede olursa olsun toplumumuzun her kesimi ile açık yürekli bir empati kurarak toplumsal barışı tesis edecek;

-Herkesin birbiriyle selamlaştığı, halleştiği,

-Ortak geleceğimizi birlikte inşa etme iradesi sergilediği bir sosyal ve siyasi iklim oluşturacağız.

-Ötekileştirmeye dayalı kutuplaştırmayı tırmandırmak yerine toplumsal aidiyet bilincini pekiştireceğiz.

Nihayet ülkemizin üzerindeki kara bulutları dağıtmak üzere;

-Özgürlük, adalet, liyakat, emanet ve samimiyet ilkeleri temelinde kapsamlı bir zihniyet devrimini,

-Şeffaflık ve hesap verilebilirlik temelinde siyasi ahlak devrimini,

-Toplumsal refah ve gelir adaleti temelinde yapısal ekonomik dönüşüm devrimini gerçekleştireceğiz.

Son sözüm şu olsun;

-Körü körüne itaat ile susarak işlerin düzeleceğini sanıyorsak, büyük bir yanılgı içindeyiz demektir!"

Değerli okurlarım,

İşte bu mektup AKP'nin neden 3 parça olduğunun en samimi itirafnamesidir.

Gerek Ahmet Davutoğlu gerekse Ali Babacan, AKP içindeki çürümüşlüğü görüp önce parti içinde isyan ederek, sonra da partilerinden ayrılarak ortaya koydular.

AKP kuruluşunda millete "3Y" diyerek 3 sorunla mücadele vaat etmişti;

-Yolsuzluk yapılmayacak,

-Yoksulluk bitecek,

-Yasaklar kalkacak…

Bugün AKP hangi noktada?

-Yolsuzluklar zirvede,

-Yoksulluk zirvede,

-Yasaklar zirvede…

Recep Tayyip Erdoğan AKP'nin dününü ve bugününü en iyi bilenlerden olan Davutoğlu ve Babacan'a kızmakta haklı çünkü;

-AKP'nin çöktüğünü en iyi onlar anlatıyor…