KAYDA GEÇSİN

Ekran kibarlığının bu iki kelimesini  hemen her TV de her gün yüzlerce defa duyuyoruz .

‘Günaydın ‘ , ‘Tünaydın ‘  ‘ İyi Akşamlar’  olmuyor,  illa ki konuşmanın  başında veya sonunda ‘İyi Yayınlar’ deniliyor.

Hani 40 defa söylenen olur derler ,  peki ‘İyi Yayınlar ‘ diyince  yayınlar iyi oluyor mu , maalesef olmuyor o dilekler boşa gidiyor .

Yayıncılık ‘iyi yayınlar ‘ temennisi ile dallarına  paçavra asılan dilek ağacı değil iyi olsun , kurallar, kaideler, kanunları var ,  hemde evrensel normlar üzerinden neşet etmiş .

Öyle ‘En Cesur’ ,  ‘En Beğenilen’ , ‘En Sevilen’ , ‘ En Çok İzlenen’ diyince öyledir diye inanan saf izleyici kandırmacası gibi kolay değil. Bu ‘En’ ler bir tane de değil bu nasıl iş hepsi ‘En’ diye soran da yok , ne denirse peki diyorlar da değil, sadece insiyaki ilk akla gelen çok tekrar edilenı kabullenen bir toplumsal Gonzo ‘luk , neyse.

 

Yayıncılık çok özetle işitsel ve görsel içeriğin elektronik  kitle iletişim araçlarıyla , dalgalar vasıtasıyla  izleyiciye yayılması şimdi  sosyal medya gibi bir rekabetle de başbaşa gibi görünsede tam aksi bu yolla dizilere gaz

veriliyor .

 

Yayıncılığın  prensibinde ; Güven, Bağımsızlık, Doğruculuk  , Doğru Sözlülük , Tarafsızlık , Çoğulculuk , Adalet , sosyal değerlerle uyumlu olma, Gizlilik Hakkı , Bu hakka saygı , koruma, şeffaflık , hesap verilebilirlik, Kurumsal İtibar gibi ana başlıklar var .

Bu bakımdan korkulduğu gibi  sosyal medya bu kuralları bilhakkın yerine getiren yayıncılıkla baş edemez bu yüzden sosyal medyadan dizilere gaz veriliyor , eleştiri hikaye.

Dizilerde gerçek hikaye merakı içler acısı bir durumdur yıllardır , gerçek hikayelere dayanırsa memleketin gerçekleri dile getirilir bir zavallı vehimdir.

Bu güne kadar tam aksi kafa karıştırmak , saptırmak için gerekçe ‘gerçek ‘  oldu. Daha acısı hiç biri gerçek filan da değildi .

Ve sonuçta herkesin kötü , ve  kötülüğün kazandığı , iyiyle kötünün çatışması  olmayan , teslimiyet içinde  insanların kendi kendine konuştuğu dramalar   yapıldı , yazıklar olsun.

İnsanların  maraz  davranışlar sergilediği  ,  üst baş paraladıkları  , kendilerini jiletledikleri konserler gibi ;

acı üzerine kurulmuş kötülerin baskın olduğu iyilerin mücadelesi yerine mucize tek bir insana dayalı acılı , dövünen  dizilerle nereye gitmeyi planlıyor idiyseler oradayız .  Maaşallah .

Bu ortamda artık aşklar, meşkler , ilişkiler, aldatmalar filanda  dikkat çekmiyor.

Daha çok acı isteyen bir toplum , izleyici olduğu varsayılıyor .

 

Çünkü  bu ortamda sadece  iki kadının gündem olmayı başardığını görüyoruz .

 

Bu kadınlardan biri   artık Atatürk ve diğer  çıkışları geleneksel bir hal  alan Canan Kaftancıoğlu , ki elli kişiyi temizleyecek   milis gücü beyan eden  Sevda Noyan  bile bu kadar etkili olmadı , bilhassa yanında kafa sallayan ve karısının son sözlerini  tekrar edip duran  ‘Münip Efendi’  kişiliğiyle Engin Noyan’ı görünce karizma bozuldu , güldük.

Halbuki  belli aralıklarla CHP il başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun çıkışları  hep etkili , kapak oluyor.

Serenay filan Canan Hanım’ın yanında geride kaldı , aman hala ayrılmadınız mı Cem ile iyi iyi birde evlenin daha da sıkılalım olduk .

Çok GONZO bir durum .

Ama Canan Hanımla sıkılmak imkansız, hem CHP’li hem Atatürk diyemiyor, hem halkçı , yoksuldan yana   hem özel hastanesi var ,  ve  dikkat çekmeyi seviyor .

 

Canan hanımın  son gündemi  ise  :   Mustafa Kemal Atatürk’e Mustafa Kemal diyor Atatürk diyemiyor , sanki yakın görüşüyorlar karşılıklı  , mesela Savarona’da Atamız ;   ‘Canan ;  Bana Mustafa Kemal’ de , Atatürk deme ,  demiş gibi bir hal .  Derken Can Ataklı’nın  değer verdiği bir  dostu Canan hanımın konuşmalarını toplantıda dinleyince etkilendiğini söylemiş  ,   çünkü kadın gibi değilmiş, gazetecinin ‘değer verdiği dostu ‘  da  tuhaf , kadın gibi olmayan  kadından hoşlanmak ne demek , asıl GONZO o herhalde, bir baktırmak lazım Gülseren Budayıcıoğluna  , bülbül gibi konuşturur önce romanını yazar daha sonra dizisini yapar izleriz .

Canan Hanım gündemi belirliyor , CHP’de, bundan rahatsız olanlar var ,

Sanki Gazi Hazretleri partiyi  teftişe gelecek ,  ya Canan hitapta saçmalarsa gibi gereksiz bir telaş Atatürkçü’lerde , hani olur da gelirse Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün  önce Soracağı o kadar çok şey var ki, İş Bankası hisseleri , Türk dil , Tarih kurumu filan ve daha neler  , Dr. Canan Hanıma gelene kadar  siz ne bok yediniz diyecek çok şey var .

Canan Hanımla gündem olmakta yarışan diğer  kadın Dr. Gülseren Budayıcıoğlu , ‘Kırmızı Oda’   adlı  sosyal medya bombardımanının sahibi,   gerçekleri yazıyorum , yaşıyorum diyen ‘ Yeni Türkiye ‘  Psikiyatristlerin en kraliçesi .

 

Maaşallah  hastaların  ipliğini pazara çıkarmak psikiyatride  modern bir yöntem herhalde.  Psikiyatrisle hasta arasındaki özel, mahremiyet WPA Hawaii deklarasyonu kararları filan beni aşar en iyisi bu konuyla ilgili Prof. Dr. Şahika Yüksel’in 1998 yılında kaleme aldığı raporu okumanız .

https://www.hurriyet.com.tr/ gundem/psikiyatristinize- dikkat-39047715

Dizi ile ilgili aslında söyleyecek pek bir şey yok , çok acıklı söylenen gibi  memleket gerçeklerini yansıtıyorsa ört ki ölem, dizideki doktor hanımın fikirlerini bazen hastalarından duyuyoruz gibi sanki , çalışanları ise ona tapınıyor , kendi hikayesini de anlatacak gibi duruyor doktor hanım , hastalarını dinle dinle olmuyor benimde hikayem var susun ulan diyecek gibi ama yazarına düşmemiş ki onu güzel bir açsın .

Hamdolsun herşey var dizide ,  annesini babasının genelevden aldığını anlatan ‘Yosmanın’  kızı ilahi okudu mevlidhan olmuş, anası için  oynak içinden gelirdi diye anlatırken  babasının başını belaya sokan sevda olarak anlattı  anne ve babasının aşklarını , eski türk filimleri gibi , hani başka kasabadan geneleve bir kadın gelir ….

Derken babasını  anasının eski müşterileri kasabalılar dağda oturdukları kulübeyi basıp   öldürdüler sonra sırayla analarına tecavüz ettiler ,  bu  yetmedi  ablasını dağa kaldırdılar, abla bir iki gün sonra  dağda bulundu kardeşlerine bakmak  için önce evde müşteri kabul etti sonra İstanbula geldi kardeşleriyle  ve geneleve işe girdi , polis bir iki kişiyi tutukladı sonra saldı bu böyle gidiyor , doktorumuz tayyörleri içinde hastasına ne saygı , ne saygı ve sevgi, bütün hastalar sarılıyorlar teşekkür ediyorlar dök içini rahatla bende  hikayeni yazıp satayım seanslarına  herhalde bilerek geliyorlar gerçeklik iddiası olduğuna göre, ben korktum şahsen psikiatriste gidip ipliğini pazara çıkartmaya razı olmak için gerçekten deli olmak lazım .

Bir de sevilmek isteyen bir kız geldi o da yolda potinlerini iyice boka buladı , zıp zıp zıpladı çukurda  ,ama daha önce  bir üniversiteden birincilikle mezun olduğu töreni gördük bu bence en gerçekçi  yanıdı dizinin  öyle üniversiteler var ki zır deliyi bile mezun eder  , neyse boklu potinlerle geldi  kliniğin halılarındaki tepinme sahnesiyle ise Oscar bekliyoruz .

Müslüm Baba konserleri aklıbaşında kaldı bu dizinin yanında  , nerdee o  kendini jiletleyen beyefendiler ,  kendilerinden başka kime zararları vardı .

Saygıyla Kayda Geçsin Cumhuriyet Tarihimizin bu  iki kadını .

Ne yapacağız Kemal Bey ?

necefugurlu@gmail.com