Bütün dünyada kitleler demokrasi illüzyonu ile yönetilirken asıl maksat gerek  muhalefet gerek iktidarların egemen elit çıkarlarına aykırı işler yapmamasıydı.

Bu kontrollü iktidar ve muhalefetleri medya, iletişim ile yönetmek alışılagelmiş bir insanlık oyunu iken, medya bu illüzyonu gerçek güç sanınca iş çığırdan çıktı.

Bu arada bu oyunun içinde kelle koltukta hayatları pahasına gerçekten insanlık için gazetecilik yapmış bütün gazetecileri saygıyla anmak lazım. Bu sistemin içinde namusuyla gazetecilik yapmak bir seçim işi.

Peki bu işler neden çığrından çıktı, bu konuda işin bizzat içinde olan bilhassa medyayı yani ‘etkileme endüstrisi’ ni yönetenler güçlerini sahi zannetmeye başlamış olacaklar ki, Weinstein, Roger Ailes, hatta dolaylı bulaşık Epstein ve arkadaşı Maxwell’in kızı Ghislaine Maxwell skandalları art arda patladı. Sahi Ghislaine ne oldu bu orada?

Bu arada kıymetlim Ümit Zileli Türkiye skandallar ülkesi demekte haklı ama İngildere’de son skandalın Prufumo skandalı olduğu iddiasına itiraz etmek zorundayım. Hadi Philby çok yıllar oldu, Murdock’un eşi Wendy Tony Blair, Cherie ve Tony Blair çifti başlı başına ne olacak... Hadi onu da bırak yahu Prince Andrew daha yeni bütün kamusal görevlerinden alındı, hangi suçlamalar yüzünden? Üstelik iddiaların sahibi kadınla henüz küçük bir genç kızken yıllar önce sarmaş dolaş çekilmiş fotoğrafını nasıl izah ediyorsun sorusuna ‘izah edemiyorum‘ diyerek kendi ayağına sıkmadı mı?

İngiltere skandala doymuyor yerim kısıtlı kısa kesiyorum, kusura bakma Ümitciğim ama fark gereğini yapıyorlar.

Biz medya gücünün bugünkü hale gelmesine geri dönelim; şu aralar her gün bir keramet yumurtluyorlar. En son HDP’ye ekranlarda yer verilmemesini eleştiren Avukat Salim Şen’e Didem Arslan "Salim Bey burası bir kamu televizyonu değil. Özel bir sektörüz. Bu bir tercihtir" diye ders veriyor, tam da adamına!

Hiçbir şeyin farkında değil demek ki, RTÜK diye titizlenirken, uyarırken neden titizlendiğinin de farkında değilmiş. 

Yasalar, düzenlemeler filan da boşuna. Peki o zaman neden iki de bir ‘cevap hakkı, bağlanabilirsiniz’ diyordu, kimlerin cevap hakkı olup olmadığı da keyfine göreydi demek... Yapılacak şey gayet açık, çıkmayın bu programlara.

Veya kadına şiddet meselesinde meslektaş dayanışması yapamazsınız, yaparsanız dünya dışı kalırız. Bütün dünya kadın beyanını esas olarak kabul edip kararlar alırken hiç kek kük etmeyin ve bilhassa kadın siyasetçiler çıkmayın, bu konunun altından kalkamazsınız.

Yeteri kadar medyanın elinde oyuncak olan oylarımız ve siyasetçilerimiz artık kesin prensiplerini koymalılar.

Medyadakiler ellerindeki gücün kendilerine ait olduğunu vehmettiler, bir nevi olmayan güç zehirlenmesi.

Fena kaptırdılar, öyle ya onlar isterse artistsin, onlar isterse politikacısın, onların istediği marka marka, şarap şarap, kitap kitap; kendilerine kerametler, öngörümler, geçmişleriyle ilgili mitler yaratmaya başladılar. Halk deyimi ile iyice azıttırdılar, patronlarına iyi burjuva olma, görgü dersleri verenler olduğu gibi kendilerini elde gitar uzun saç 68 genci ilan edenlere de ses çıkmadı. Kimse bunlarla uğraşmak istemedi çaresiz bir kabullenişle bu günlere sürüklenildi.

Ama zaman acımasız.

Çağın teknolojileriyle ele avuca sığmaz bir nesile artık böyle bir medya yönetimi çok bayat gelmeye başlamıştı, ne var ki ‘egemen elit’ yeteri kadar elit olmadığından çıkarlarını bunların koruyamıyacak hale geldiğini anlayamadı. Ortak noktaları bunlarla patronların muhayyele yoksunu olmalarıydı. Engels de zaten bizden çıkmadı.

Magazin, basit şöhretler üzerinden etkileme tamamen yerle bir olurken inat ettiler, eskiyi internet ortamına taşıyarak para sirkülasyonu tamam devam etti belki ama hiç bir iş bu eski akılla tutmadı.

Medyanın kanaat önderleri ise başı kesilmiş ama hala koşmaya devam eden tavuklara döndüler. Yıllarca patron uğruna bu illüzyonda yer alıp, yıllarca patron güzellemelerinden sonra şimdi halkı çıkarlarını koruyorum bana komünist diye hakaret ediyorlar diye ağlayan, pozlara girenler bile var, hay çok yaşayın!

Seni kim komünizm ile suçlayacak yahu, sen daha en kısa mesafe ücreti taksi için 13 olmuş hala 9 tl diyorsun, halkın arasında ya güya pazara gidiyor dönüşte taksiye biniyor, atış serbest.

Kontrollü muhalefet gazetecilerinin kan ter içinde ama başı kesilmiş tavuk halleri işi hala çözememiş olduklarını gösteriyor.

Aslında, Kai Diekmann Alan Webber’e vermiş olduğu röportajındaki sözlerinde bu ‘çığırdan çıkmanın’ sonçlarını dijital çağa ve bu çağın yeni müşterilerine bağlamakla birlikte, şaşkın, zamanın ruhunu nasıl anlamadıklarını da itiraf ediyor. Trump’ın geleneksel medyayı düşman, dijital medya ve twitter gibi mecraları dost ilan etmesiyle seçim kazanmış olmasına şaşırmıyor.

Trump’ın geleneksel medya starlığından bu noktaya gelmiş olması ve öncesi de şaşırtmıyor, neticede onlar sayesinde ama sonrası geleneksel medyanın Trump tarafından düşman ilan edilmesi atlatıldıklarını gösteriyor anlaşılan. Bu kısımda biraz düşünelim.

Medya şahsiyet ve yöneticilerinin çığırdan çıkma evresinde belirlenen sınırlar, medya ile şekillendirmeler insanları kalıba sokmalar gerçek muhalefeti önlesin diye yapılırken medyayı ve beraberindeki ünlülerini de yok etti, lafı uzattım tam ellerinde patladı.

Bizimkiler başlarına gelenden habersiz hala kafası kesik tavuk gibi koşuşuyorlar dediğim bu,  kabul etmek istemiyorlar ama gerçek bu. Hoş onların kabul edip etmemesi kimin umuru, saklanacak yer yok, deniz bitince biter.

Zamanın ruhu denen şey nedir?

Demokrat Parti radyo zamanı diyebiliriz, vatan cepheleri filan köpürdü.

Derken Özal TV zamanı, ANAP’ı coşturdu özel TV'lerin açılması.

Şimdi bakalım Twitter zamanı kimlerin olacak.

Ama geleneksel medya etkisini ve iş modelini çoktan kaybetti.

Kontrolü kaybetmesi ise bir bakıma kötü değil; kontrol elindeyken asıl sorundu hangi şarkıyı dinleyeceğinizi, hangi kitabı okuyacağınızı, hangi filmi izlemeniz gerektiğini, hangi şarkıcıya tapınacağınızı, kendi muhitinin ‘hocaların hocalarıyla’ saksağan gibi kafanıza kakan bir medya herkesin canına yetti.

Hele bu ülkenin adının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu unutup sistemli bir şekilde Türk düşmanlığı yapan filim, dizileri yüceltmenin de bir alemi yoktu. Aksi saçmalayanlarla da denge olmadı, yahu Kayı boyu bu uyduruk dizileri yapanlar kadar zengin değildi be.

Bir çadır, bir at, bir avrat üç beş baş hayvan hepsi bu bir de bunlara bak.

Eski medyada hala direnenler var. Bahane muhtelif, güvenlik meselesi ise tamamen farklı bir konsept yani geleneksel medyanın söylediklerini yaparsan vatansever, laik, olacaksın, yandaşları dinlersen iman etmiş olacaksın diye bir fantaziye bu nesil ve aklı başında insanlar güler ancak. 

Cumhuriyet yeniden zümrüdü anka gibi küllerinden uçar geleneğini bozmaz ama artık dünya Mersin'e giderken tersine gitmeye paydos zamanı. Prens Andrew kamusal görevlerinden alınırken hata üzerine hata yapanların medyada yapıştıkları yerden kaldırılmaları zor olmamalı. Allah'a şükür aç açıkta değiller. Aksi büyük bir zafiyeti işaret eder, moral bozar.

Şu anda en büyük yanlış mesleki dayanışma adına bir kadına karşı birleşmek olur.

İyiler zor yetişiyor, az yetişiyor ama bir Şule Aydın mesela o duru abartısız güzelliği ve diğer sunuculardan farklı kendi stilinde giyimi (diğerleri iman tahtası yarı kapatan strech üstü ceket üniforma giyiyorlar, türban içine giyilen bone göğse geçirilmiş gibi.)

İnsana umut veriyor, umarım yolu açık olur.