İçkiliydi bilmem ne

Şarkıcı Onur Şener katledildi ya… Hemen içki sanık kürsüsüne oturtuldu. Bazı muhafazakarlar bayılır zaten: “İçki içersen böyle olur”, “İçki içti böyle oldu”…

Halbuki içki orada. Evet içki içip şiddet eğilimi ortaya çıkan insanlar da olabiliyor bu hayatta. Ama mesela erkekliğe bakalım. Hergün 1,5 kadın öldürüyor erkekler bu ülkede. Hepsinin erkek olmalarıyla ilgisi var. Bundan dolayı çevresindeki erkeklere potansiyel katil gözüyle bakan kimse var mı? Yani eminim vardır da bu sağlıklı mı?

Uçak kazaları ile yerçekimi arasında ilgi kurmaya benziyor bu. İçki, erkek, yerçekimi bunlar kendi başlarına kötü şeyler değiller. Abartarak söyleyelim, uçak kazalarından yerçekimini sorumlu tutamazsınız.

İçki zaten pahalı bir de habire içkiye fatura çıkarıp durmayın. 

Bunun için gerekli kanunlar var zaten. Hatta lüzumsuz derecede sert bazıları. Bazıları çok mantıklı.

İÇKİ VE HUKUK

Mesela hukukta içki hafifletici sebep değildir. Tam tersine ağırlaştırıcı sebeptir. Bilinçli taksir diye bir şey var. Çok süper bir şey. 

Trafik kazası yaptınız birisi öldü. Taksirle oldu olay. Kusurunuz var elbette. Ama bilerek yapmadınız sonuçta. Suçlusunuz ama ona göre suçlusunuz. Kaza adı üstünde. Ama mesela sollama yasağı olan bir yerde sollama yaparken kaza yaptınız. O zaman tam kaza diyemiyoruz. Şansınızı zorlamışsınız. Bilinçli taksir bu işte. O sollamayı yaparak kaşınmış, kazayı çağırmış oldunuz. İçki içip kaza yapmak da öyle. 

Ya da doktorsunuz, bir hastaya ameliyatta istemeden zarar vermekle içki içip ameliyata girip zarar vermek aynı şey değil.

İÇKİNİN OKULU

“İçki içmeyi bilmek” diye bir şey var ya. Yok aslında. İçki içmeyi bilmemek diye bir şey var. 

Çünkü günlük hayatını idame ettirebilen birisi içki içmeyi de bilen birisidir. İçki küt diye sarhoş etmez. Geliyorum der. Ne kadar gelsin istiyorsan o kadar devam edersin. Çok devam edersen düşersin. Bu kadar basit. 

Normal birisi bir iki kere yanılabilir. Çok yanılıyorsa o insan içki içmemelidir. 

Herkesin kendi içki dengesi vardır ayrıca. O yüzden alkol kontrolü üfleyerek değil ABD’deki gibi motor hareketleri kontrol ederek yapılmalıdır. Çünkü kimi hakikaten bir küçük birayla perişan olur. Kimi olmaz.

ÖYLE SARHOŞ OLMASAN KEŞKE

İlk sarhoşla temasım annemin bir arkadaşının eşi vasıtasıyla olmuş. Adam bana şakalar yapmaya çalışmış. Ben de ona “Servet amca sen başka Servet amca olmuşsun” demişim. 3 filanım.

3 yaşında olmamın da etkisiyle yanılmışım. İçki içince insanlar başkaları olmazlar. Kendileri olurlar. İçkisizken takınılan pozlar şekiller makyajlar düşer. 

İçki içip çevrenize sarkıntılık mı yapmaya başladınız? Saldırganlaştınız mı? Bunlar yan masadan gelmedi. İçinizden geldi.

“İçkiliydim çok özür dilerim” kadar yanlış bir cümle olamaz. İçkili olmak mazeret olarak kullanılamaz. Cümlenin doğrusu şudur: “Çok özür dilerim.”

İlle içki işin içine katılacaksa şu söylenebilir: “İçerken böyle yapacağımı, içimi dışarı çıkaracağımı tahmin etmeliydim. Buna rağmen içtim özür dilerim.”

İçince bazıları hiç değişmez. Aslında neyse ki birçok insan içince değişmez. Pek azı değişir. Görünür olan, acayip olan değişenler olduğu için onlar akılda kalır.

Sarhoşluk nahoş bir şeydir. Uzun yıllar barmenlik, garsonluk, DJ’lik yaptım. Çok sarhoş gördüm. Hiçbirini sevmedim. Hatta yanımda sarhoş olan arkadaşlarıma özellikle kötü davrandım. 

SADECE NAHOŞ DEĞİL

Sarhoş insan sadece nahoş olmaz salak da olur. Barmenken içki diye tutturan sarhoşlara naz yapar sonra “Sana son olarak bir cin tonik verebilirim benden” derdim. Hem bedava hem içki işte. Sonra sadece tonik verir gönderirdim. Seyrek olarak bunun cini az olmuş diyene biraz daha tonik ekler yollardım. Onunla mı uğraşacağım?

Eşyalarını kaybedenler, sevgilisini masada unutup tuvalete diye kalkıp gidenler, kendi evini bulamayanlar… Hele sarhoş olup sıradan arkadaşlarını, eski sevgililerini arayanlar…

Bir arkadaşım (erkek) evine gitmiş sarhoş. Eski vakitler; helalar alaturka. Uğraşmış uğraşmış kapıyı açamamış. Çok çişi varmış. Yan yatmış yere kapının altından çişini yapmaya başlamış. Kapı içeriden bir açılmış; anne babası… Onların yatak odasıymış meğer.

Böyle anlatınca çok komik tabii. Ama durumu tasavvur etsenize.

Sarhoşluk kepazeliktir. Naralar, öpücemler, sarhoş değilimler…

ÇAKIRKEYİFLİK

Lakin çakırkeyiflik öyle mi ya? Söylemesi bile güzel: Çakırkeyif. 

Oturmuşsun sofraya yavaş yavaş demleniyorsun, güzel güzel sohbet ediyorsun. Uzun sohbetlerin iki içkisi var bu hayatta, ikisi de üzümlü; mümkünse onlar masada tabii. Sarhoş aramaları yok, sarkıntılık yok, arabaya binip çevreye zarar vermek yok, saldırganlık yok.

İçki iki türlü içilebilir. Birincisi, uyuşturucu olarak. Bu tam bir kepazeliktir. Buna alkol almak diyebiliriz. Tuvalet ispirtosu ile 200 yıllık şarap arasında bir fark yoktur. Maksat alkole erişimdir. Tuvalet ispirtosunun ötesi ziyandır.

O yüzden içki içmek ve alkol almak iki farklı şeydir. İnsan evladı içki içer. Uyuşturucu müptelası alkol alır. Maalesef alkol kelimesi, içki yerine de kullanılıyor sık sık. Çok yanlış olarak.

İÇKİYİ ZARARSIZ HALE GETİRMEK

İçki düşmanı kardeşlerime kötü bir haberim var: İçkiyi yasaklayamazsınız. Engelleyemezsiniz. İçki hayatın bir parçasıdır. Kesin bilgi. 

Cumhuriyet ilk iş yasakladı, ABD, İran beceremedi bunu siz mi yapacaksınız?

Ama içkiyi zararsız hale getirebilirsiniz. Olması gereken içkinin mahalle kültürünün bir parçası haline gelmesidir. Nasıl oluyor da Batı medeniyetlerinde edepli bir şekilde içiyorlar? 

Çünkü genel olarak Batı’da içki kültürü var. Her nerede uyuşturucu gibi kullanılıyorsa, yani “alkol alınıyorsa” orada içki bağlantılı suç çoktur.

Her mahallenin nasıl berberi var, meyhanesi de olmalıdır. Evet. Meyhane sayısını arttırarak içkiyi olması gereken yere çekebilirsiniz. İnanmayan Yunanistan’a baksın. Nasıl huzur içinde takılıyorlar. Uzun uzun sohbet ediyorlar. Bütün mahalle meyhaneye mi akıyor? Elbette hayır. İçki içen gidiyor. Tatsızlık filan da çıkmıyor.

Çünkü içki içmek kültür işi olunca güzeldir. İçki kültür işi olunca sarhoş olmak için içilmez. Hava atmak için içilmez. Edebiyle içilir.

Şerefe!