Her 5 Çocuğumuzdan 1’i Okulda Aç: Vitamin Eksikliği Çocuklarımızın Beyin Gelişimini Nasıl Etkiliyor?
Çocuklarımız ve doğurganlık çağındaki kadınlarımız, vücudun çalışması için çok küçük miktarlarda ama zorunlu olarak ihtiyaç duyduğu besinleri alamıyor.
Her birinin gıda hakkı ihlal ediliyor. Okul çağındaki çocuklarımızın yüzde 19,3’ü okulda yemek yiyemiyor. Türkiye’nin düşünme ve öğrenme gücünü, eğitim başarısını ve verimliliğini sistematik olarak bilinçli bir şekilde aşındırılıyor.
Demir, B12 ve İyot Eksikliği Çocuklarımızın Beyninde Ne Yapıyor?
Sınıfta en ön sırada oturan bir çocuk düşünün. Dersi dinlemeye çalışıyor ama gözleri karararak tahtaya bakıyor. Kahvaltı etmeden gelmiş okula. Öğle yemeği için parası yok. Sadece karnı aç değil. Vücudu aylardır demir, B12 ve çinko alamıyor. Bunlar beynin sağlıklı gelişmesi için şart olan yaşamsal besinler.
Türkiye’de yaygın ve kronik mikro besin eksiklikleri yani vücudumuzun az ama mutlaka alması gereken demir, B12, folat, iyot, çinko gibi yaşamsal besinlerin yetersizliği, özellikle çocuklarda ve doğurganlık çağındaki kadınlarda beyin gelişimi ve düşünme kapasitesi üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratıyor.
Rakamlara bakalım:
- Türkiye’de kadınlarımızın yüzde 24,3’ü demir eksikliği anemisinden yani kansızlıktan muzdarip. Güneydoğu’da bu oran çok daha yüksek. Kahramanmaraş’ta 2-5 yaş çocuklarda kansızlık oranı yüzde 34,5. Ve 19-40 yaş kadınlarımızda ise yüzde 40.
- B12 vitamini eksikliği de Türkiye’de endişe verici boyutta. Yetişkinlerimizin yüzde 27,4’ü B12 eksikliği yaşıyor. Şanlıurfa’da hamile kadınlarımızın yüzde 72’si B12 eksikliği yaşıyor. Bunların yüzde 48’i ağır eksiklik. B12 eksikliği bebeklerde büyüme geriliği, ağır kansızlık ve ciddi sinir sistemi bozukluklarıyla ilişkili.
- Folat eksikliğinde Türkiye, dünyada en yüksek nöral tüp defekti yani doğuştan beyin ve omurilik kapanma bozukluğu görülen ülkelerden biri. Her 10 bin doğumda 27,5 vaka bildiriliyor. İyot eksikliğinde ise 1999’da zorunlu iyotlu tuz uygulamasına geçilmesine rağmen 16 yıl sonra bile nüfusun yüzde 19’unda iyot eksikliği görülüşü dikkat çekici. Bugün önlem alınsa dahi sonuç alınması on yıllar sürecek.
- Ankara’da okul çağı çocuklarında yüzde 27,8 oranında çinko eksikliği tespit edilmiş.
Satılan Gıdaların Yüzde 92'si Çocuk Beynine Zararlı: Veriler Ne Diyor?
Türkiye’deki beslenme dönüşümünün en kritik boyutlarından biri, fabrikalarda aşırı düzeyde işlenmiş gıda tüketiminin hızla yaygınlaşması. Ankara’da yapılan bilimsel bir çalışmanın sonuçlarına göre, çocuklarımıza yönelik satılan 775 gıda ürünün yüzde 92,7’si ultra-işlenmiş gıda kategorisinde. Yüzde 93,2’si Dünya Sağlık Örgütü’nün beslenme standartlarına uygun değil.
Bu gıdalar beyin fonksiyonlarını doğrudan etkiliyor. Ultra-işlenmiş gıda tüketimindeki yüzde 10’luk bir artış, beyinde düşünme ve hatırlama bozukluğu riskinde yüzde 16’lık bir artışa neden oluyor. Yüksek ultra-işlenmiş gıda tüketimi, diğer sağlık faktörleri kontrol edildikten sonra bile beynin hafıza merkezinde yüzde 5 küçülmeye yol açıyor.
Çocuklarda ve gençlerde etki daha da ağır. Ultra-işlenmiş gıdalar, anne karnından yetişkinliğe kadar beyin gelişimini etkiliyor. Şöyle işliyor: Bu gıdalar önce bağırsak dengesini bozuyor, bu bozukluk vücutta yaygın iltihaba neden oluyor, iltihap vücudun şekeri kullanma becerisini bozuyor ve sonuçta beynin hafıza ve karar verme merkezleri küçülüyor.
Ultra-işlenmiş gıda tüketimi, yaygın ruhsal bozukluk belirtilerinde yüzde 3, depresyon belirtilerinde yüzde 44, kaygı bozukluğunda ise yüzde 48 artış olasılığıyla doğrudan ilişkili.
Her 5 Çocuktan 3'ü Yeterli Protein Alamıyor: Türkiye'de Gizli Açlık
0-5 yaş çocuklarımızın yüzde 14,4’ü mikro besin eksikliği yaşıyor. Bunların yüzde 7,7’si doğrudan açlık, yüzde 6,7’si ise gizli açlık yani karnı doymuş görünen ama vücudu besin alamamış olarak görülüyor. Yoksullukla mücadele eden ailelerimizin çocuklarında bodurluk oranı yüzde 22. Bu oran zengin kesim çocuklarında yüzde 2,1. Aynı ülkede, bir evin gelir düzeyine göre çocuğun boyunu belirleyen bir eşitsizlik var. Türkiye’nin doğusunda bu oran yüzde 21’ken merkez bölgelerinde yüzde 4,5.
Okul çağındaki çocuklarımızın yüzde 19,3’ü, yani her 5 çocuğumuzdan 1’i maddi nedenlerden ötürü okulda yemek yiyemiyor. Dersini dinlemesi gereken çocuklarımız açlıkla boğuşuyor. Her 5 çocuğumuzdan 3’ü yeterli protein ve sağlıklı yağ tüketemiyor. Karbonhidrat ağırlıklı ucuz gıdalarla karnını doyuruyor ama vücudunun ihtiyaç duyduğu besinleri alamıyor.
Erken yaşta kansızlık yaşayan çocuklarımız, tedavi edildikten sonra bile okul çağında düşük akademik performans göstermeye devam ediyor. Yaşamın ilk 1000 gününde önlenemeyen demir eksikliği, kalıcı düşünce, hareket, davranış ve hormonal bozukluklara yol açıyor.
Demir eksikliği kansızlığı yaşayan çocuk ve gençlerde bipolar bozukluk riski 5,78 kat, kaygı bozukluğu riski 2,17 kat ve dikkat eksikliği bozukluğu 1,67 kat artıyor. B12 vitamini eksikliği beyin dokusunun erimesi ve sinir sistemi bozukluklarıyla ilişkili.
Çinko, D vitamini, A vitamini ve iyot eksikliği büyüme geriliğine yol açıyor. Tüm bu eksikliklerin etkileri geri dönüşsüz. Sağlık Bakanlığı’nın düzenli bir Mikro Besin İzleme Programı bile bulunmuyor. Tüm bu durumlar önlenebilirken, sorunlar yaşanmadan tedavi edilebilirken hiçbir şey yapılmıyor. Sistem, sağlık sistemine hasta üretiyor.
Çözüm İçin Ne Yapılmalı?
Ulusal Gıda Güvenliği Kurumu acilen kurulmalı. Tarım ve Orman Bakanlığı; Gıda Bakanlığı, Veteriner ve Su Ürünleri Bakanlığı, Tarım ve Çevre Bakanlığı, Kooperatif ve Kalkınma Bakanlığı olarak dörde bölünmeli. Ulusal Gıda Güvenliği Kurumu bünyesinde Gıda Kaynaklı Hastalıklar Uzmanlar Heyeti ile Gıda Hakkı İhlalleri İzleme Merkezi oluşturulmalı.
Gıda Bakanlığı bünyesinde Beslenme ve Halk Sağlığı Dairesi kurulmalı. Sağlık Bakanlığı, tüm yurttaşlar için Mikro Besin İzleme Programı uygulamasına başlamalı. Tüm yurttaşlarımızın tahlillerinde tüm mikro besinlere bakılmalı, sonuçlar yaş gruplarına göre sınıflandırılmalı ve günlük olarak Ulusal Gıda Güvenliği Kurumu’na haritalandırılmış veri olarak iletilmeli.
Gıda Hakkı İhlalleri İzleme Merkezi bu verilerden anlamlı istatistik üretmeli. Veriler ve istatistikler anlık harita olarak halkla paylaşılmalı. Gıda Kaynaklı Hastalıklar Uzmanlar Heyeti bu veri ve istatistikleri değerlendirmeli ve çözüm üretmeli. Üretilen çözümler Gıda Bakanlığı’nın Beslenme ve Halk Sağlığı Dairesi’ne ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iletilmeli. Gıda Bakanlığı, yerel düzeyde gıda zenginleştirme teknolojileriyle çözülmesi gereken durumlar için gıda işletmelerine üretim zorunluluğu getirmeli.
TBMM’de bu sorunların neden kaynaklandığı tüm muhataplarına sorulmalı ve Meclis prosedürleri işletilmeli. Çözüm var. Çözüm politik iradede. Çocuklarımızın sofrasındaki eksiklik, geleceklerindeki eşitsizliğin başlangıç noktası. Sağlıklı ve besleyici gıdaya erişim, ne lüks ne de lütuf. Hepimizin en temel hakkı. Bu hak, ancak halkın iradesiyle kurulacak şeffaf ve hesap verebilir kurumlarla güvence altına alınabilir.