İktidar Gıda Denetimini Neden Senin Telefonuna Yüklüyor?

Türkiye'de gıda denetimi yapısal olarak çöktü. AKP iktidarı bu çöküşü onarmak yerine sorumluluğu yurttaşın sırtına yüklüyor. Kamusal görevlerin bireyselleştirilmesi yolu seçiliyor.

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Güvenilir Gıda Uygulaması Nasıl Çalışıyor, Gerçekten İşe Yarıyor mu?

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı "Denetim Elinde" sloganıyla bir uygulama tanıttı: Güvenilir Gıda. Bu uygulama yurttaşa şunu söylüyor: gıda güvenliği ihlali gördüğünde fotoğrafla, GPS koordinatıyla bakanlığa bildir. İşletmelerin denetim geçmişini QR kodla sorgula. Taklit ve tağşiş listelerine, yani içeriği bozulmuş ya da sahte gıdaların listesine anlık eriş.

Kulağa pratik geliyor olabilir. Ama burada atlanan bir nokta var. AKP iktidarı bu uygulamayla kendi asli görevini yurttaşa devrediyor. Mantık şöyle işliyor: önce sorunu olağanlaştır, sonra çözümü bireyselleştir, başarısızlık olursa faturayı yurttaşa kes. "Neden şikayet etmedin?" de, topu ona at.

Bir iktidar denetleyemediği alanı yönetemediğini kabul edemiyorsa orada gerçek bir kriz var demektir. Türkiye'nin gıda denetim sistemi tam bu noktada. AKP iktidarı yönetemediğini kabul etmek yerine sorumluluğu yurttaşa aktarıyor ve sorunu görünmez kılmaya çalışıyor.

Gıda Güvenliği Kimin Sorumluluğu: İktidarın mı, Yurttaşın mı?

Gıda demokrasisi iki model üzerinden şekilleniyor. Birincisi kamusal müzakereye dayanan katılımcı model. Herkesin gıda politikasında söz sahibi olduğu bir düzen. İkincisi bireysel hakları ve tüketici özgürlüğünü öne çıkaran liberal model. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın uygulaması ikinci modelin en uç biçimi. Yurttaşı tüketici konumuna indirgiyor ve kendi güvenliğini sağlamakla yükümlü kılıyor. Ama aynı yurttaşın gıda sisteminin yapısını değiştirme gücü elinden alınmış durumda.

Anayasa'nın 56. Maddesi açık: herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip. Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşamını sürdürmesini sağlamakla yükümlü. Bu madde doğrudan gıda güvenliği demese de sağlık hakkının ayrılmaz parçası olarak gıda güvenliğini kapsıyor. Yani gıda denetimi anayasal bir kamu görevi.

Emekçi sofrasında acı çekiyor. Emeklinin, öğrencinin, çiftçinin, kısacası halkın sofrasındaki acı görülüyor. Bu insanların hiçbiri markette QR kod okutarak güvenli gıdaya ulaşmak zorunda bırakılmamalı. Güvenli gıdaya erişmek için uygulama indirmek zorunda kalan bir toplumda iktidar görevini yapmıyor demektir.

Gıda güvenliğini bireysel şikayet mekanizmalarına indirgemek sorunu siyasetin dışına itiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bu yolla hem kendi asli sorumluluğundan sıyrılmak istiyor hem de kendisine yönelen eleştirileri tek hamleyle savuşturmak istiyor. Peki çözüm ne? Çözüm yok. Artık sorunun kaynağı yurttaş: "Şikayet etseymiş, göz yummasaymış." Gıda güvenliği bir kamu hakkıdır. Ne uygulama indirmekle sağlanır ne fotoğraf çekmekle. AKP iktidarı, bu sorumluluğu üstlenmek zorunda. Peki sen ne yapabilirsin?