CHP'den Kepez Belediye Başkanı Kocagöz'ün tutuklama kararına tepki

Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP), Antalya'daki teleferik kazasının ardından Kepez Belediye Başkan Mesut Kocagöz'ün hakkında verilen tutuklama kararına ilişkin açıklama geldi.

CHP'den Kepez Belediye Başkanı Kocagöz'ün tutuklama kararına tepki

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP), Merkezi Yönetim Kurulu (MYK) bugün saat 13.00'te toplandı. Toplantının ardından yazılı basın açıklamasında bulunuldu. Açıklamada, Antalya'daki teleferik kazasının ardından Kepez Belediye Başkan Mesut Kocagöz'ün tutuklanmasına tepki gösterilerek, daha önce yaşanmış faciaları hatırlatıldı.

Partiden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

''Değerli basın mensupları,

Bizleri ekranları başından ve sosyal medya hesaplarından takip eden kıymetli yurttaşlarımız, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle 12 Nisan Cuma günü Antalya’da teleferik kabininin düşmesi sonucu hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

Olayla ilgili Genel Başkanımız Sn. Özgür Özel’in talimatıyla oluşturulan, Grup Başkan Vekilimiz Ali Mahir Başarır’ın başkanlığındaki heyet, olay günü Antalya’ya hareket etti.

Bu üzücü kaza ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında dün gece, Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında tutuklama kararı verildi. Süreç, partimiz tarafından yakından takip ediliyor.

Bu ülkede 7’si çocuk 25 kişinin öldüğü Çorlu Tren kazasında sorumlu kamu görevlileri, bırakın cezalandırılmayı ödüllendirilirken, onlarca madencimizin hayatını kaybettiği Amasra Maden kazasındaki baş sorumlular hakkında aylarca soruşturma izni verilmezken,

İliç'te toprak kayması sonucu meydana gelen faciada sorumlular korunurken, dün gece gelen tutuklama kararı şüphesiz, siyasi bir karardır.

Kepez Belediye Başkanımız 28 Kasım 2023 tarihinde belediye başkanlığına adaylık başvurusu yapmak için Belediye İştiraki ANET Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ve Genel Müdürlüğü’nden istifa etmiştir. İstifadan sonra işletmede defalarca denetim yapılmıştır.

Ancak;

Bu acı olaydan bile siyasi rant devşirmeyi hedefleyen, partimizi karalamaya çalışanlar öncelikle şunu anlamalıdır:

Kazada sorumluluğu olan herkes, tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesap vermeli ve hak ettiği cezayı almalıdır. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Ancak bu soruşturmayı, siyasetle ilişkilendirmeye çalışanlar, karşılarında Cumhuriyet Halk Partisi'ni görecektir.''

Açıklamada, 'AKP demek çifte standart demek, AKP demek riyakârlık demektir, AKP demek basiretsizlik demektir' başlıkları altında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarına da eleştirilere yer verildi.

'CHP Olarak Tavrımız Net'

Değerli Basın Mensupları,

AKP demek çifte standart demek

AKP’nin bu çarpık anlayışı maalesef devlet kurumlarına da sirayet etti.

Seçimlerin ardından, yapılan itirazlar, “iktidar partisi tarafından yapıldıysa” kabul edildi, “CHP tarafından yapıldıysa”; gerekçe aynı olsa dahi kabul edilmedi.

Hatay halkının iradesine 14 Mayıs’tan bu yana saygı duymayan, halkın iradesini gasp eden AKP, Yerel seçimlerde Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığını sandıkta kazanamadı. Ama mazbata büyük bir kanunsuzlukla AKP’li adaya verildi.İtirazlarımızı yaptık.

Ancak Yüksek Seçim Kurulu da bu kanunsuzluğa ortak oldu ve AKP, Hatay'da depremde yaşamını yitiren 3 bin 389 vatandaşımızın yerine oy kullandırılmasına göz yumdu. Biz biliyoruz ki depremde yaşamını yitiren canlarımız AKP için sadece bir sayıdan ibaretti.

AKP’nin yitirilen canlarımızı bir rakamdan ibaret görmesi yetmezmiş gibi, şimdi de o yitirdiğimiz canlarımızdan oy devşirdiler. İtirazlarımızın sonucu bile beklenmeden AKP'li belediye başkan adayına mazbata verildi. YSK bu usulsüzlüklere sessiz kaldı, hukuk kuralları çiğnendi. Hatay halkının iradesi bu kez de YSK tarafından yok sayıldı ve itirazımız reddedildi.

Sanmayın ki, bu milli irade gaspına sessiz kalacağız. Sanmayın ki Hatay’dan vazgeçtik.
Kurucu liderimizin şahsi meselesi bizim de şahsi meselemizdir. Biz bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız. Bugün 1 saat kadar önce Hatay seçimleriyle ilgili YSK’na “Tam Kanunsuzluk” başvurusu bizzat Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel tarafından yapıldı.

Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “şahsi meselem” dediği Hatay, her bir Cumhuriyet Halk Partilinin şahsi meselesidir ve Hatay halkının iradesine bu anlayışla her zaman sahip çıkılacaktır.

Hatay seçimlerine şaibe bulaşmıştır. Var olan bu kanunsuzluklar nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından Hatay seçimlerinin derhal iptal edilerek yenilenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Değerli Basın Mensupları,

AKP demek riyakârlık demektir…

7 Ekim'den bu yana Filistin’de masum çocuklar katledildi. 33 binden fazla insan can verdi. Gazze’de katliam devam ederken AKP iktidarı İsrail ile ticarete devam etmekte hiçbir sakınca görmedi…

Bu duruma tepki gösterenleri susturmaya çalıştı, ters kelepçe ile gözaltına aldı, meydanlarda pankartları indirtti. 6 aydır Gazze'ye bomba yağarken, Filistinliler açlıkla, susuzlukla mücadele ederken AKP iktidarı ve yandaşları her zaman olduğu gibi sadece kazanacakları parayı düşündüler...

Aylar sonra Ticaret Bakanlığı’ndan İsrail ile ticarette 54 ürüne ihracat kısıtlaması getirildiğini açıkladı.

9 Nisan 2024 tarihinde kısıtlanan bu ticaret, Sayın Erdoğan, Dünya Çocuk Hakları Günü’nde “7 bine yakın masum Filistinli çocuk maalesef bugünü göremedi” derken de devam ediyordu.

Yani bu ticaret, Emine Erdoğan’ın Gazze’li çocuklar için düzenlediği "Kurşun Geçirmez Düşler” sergisine katıldığında da devam ediyordu. Yani bu ticaret, 10 yaşındaki yaralı Gazzeli çocuk (Ahmed Ayyaş) Erdoğan’a “beni kurtar” diye seslenirken de devam ediyordu.

O zaman soruyoruz: Hani ticaret yoktu?

Olmayan ticarete kısıtlama getirilemeyeceğine göre neden halkın gözünün içine baka baka yalan söylediniz?

AKP, İsrail ile aylardır bu ticareti her şeye rağmen sürdürdüklerini bizzat kendi Bakanlıklarının kararı ile itiraf etti. Biz, getirilen ihracat kısıtlamasını çok geç kalınmış olsa da bir adım olarak değerlendiriyoruz. İsrail vahşeti karşısında aylar sonra adım atan AKP, bu kısıtlamayı genişletmeli ve İsrail ile ticaret tamamen bitirilmelidir. Türkiye’nin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu göstermelidir. İsrail’le ticaret Filistin’e ihanettir.

Değerli basın mensupları;

AKP demek basiretsizlik demektir.

Bakın, Ortadoğu’da tansiyon yüksek,

İsrail ile İran arasında karşılıklı saldırılar oluyor. AKP iktidarı, saatlerce ne diyeceğini bilemedi... Bu önemli gelişmeler karşısında başta Dışişleri Bakanı olmak üzere tek bir yetkilinin dahi bu konuda, uzun süre bir açıklama yapmaması, ülkemizin dış politika hanesine eksi puan yazılmıştır.

“Bizden habersiz bölgede yaprak kıpırdayamaz” diyenler; bu saldırılar karşısında dut yemiş bülbüle döndüler.

Ekonomide bağımsız olmazsan,

Dış politikada günübirlik çıkarlara göre şekillenen, tutarsız ve istikrarsız bir siyaset uygularsan, “tavır göstermen gereken yerde ve zamanda” tavır gösteremezsen, uluslararası camiada seni kimse ciddiye almaz.

Füze ve roket atılıyor, “saldırı” bile diyemiyorlar. “Adım” ya da “hamle” diyorlar…
CHP olarak bizim tavrımız net... Biz Filistinlilerin ve tüm mazlum halkların yanındayız. Ortadoğu'da gerilimi yükseltecek tüm politikaların da karşısındayız. Tüm ülkelerin itidalli davranmasını istiyoruz.

Böyle bir ortamda, hiç şüphesiz, ülkemizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün bize gösterdiği “Yurtta Barış Dünyada Barış” anlayışı ile hareket edilmelidir.'