RIFAT DOĞAN - Artı Gerçek/  İstanbul’u 1989 ile 1994 yılları arasında yöneten Nurettin Sözen, 31 Mart seçimlerini aday olduğu ve kazandığı 1989 yerel seçimlerine benzetiyor ve “öyle bir hava hissediyorum” diyor.

CHP’nin yerel seçimde İstanbul için temel stratejisinin İYİ Parti, Saadet Partisi ve HDP’nin desteğini alacak bir aday belirlemek üzerine olduğunu belirten Sözen, bunun gerçekleşmesi durumunda şu an bıçak sırtı olan seçimleri CHP’nin kazanacağını söylüyor.

Sözen’e göre Ankara, İstanbul ve İzmir gibi üç büyükşehirde kaybetmesi durumunda AKP’nin iktidarda kalamayacağını ve erken seçime gitmek zorunda kalacağının altını çiziyor.

İktidarda bulunan ANAP’ın gerilemesine neden olan 1989 yerel seçimlerinin İstanbul ayağında Bedrettin Dalan’ı geçerek kazanan Nurettin Sözen, CHP’nin yerel seçim stratejisini, sağdan aday formülüyle ilgili düşüncelerini ve Erdoğan’ın kendi dönemiyle ilgili sözlerini Artı Gerçek’e değerlendirdi.

İşte Sözen’in Artı Gerçek’e yaptığı açıklamalar:

DİNİ OYA TAHVİL ETMEKTE ÇOK BAŞARILILAR

Muhalefete seçimi kazandıracak püf noktalarını bizimle paylaşabilir misiniz, önerileriniz nelerdir?

Nurettin Sözen: İsmet Paşa da Ecevit de çok ciddi seçimler kaybetti. Erdoğan da öyle. Örneğin Erdoğan Beyoğlu’nda belediye kaybetti, iki dönem de milletvekilliğini kaybetti. Seçim kaybetmek önemli değil. Ama ben temel soruya cevap vereyim. 17 yaşında siyasete başladım, 64 yıldır aktif siyasetin içindeyim. Birçok görevde bulundum. Şunu bunun için söylüyorum: Hiçbir sağcı lider, hiçbir dinci lider bu dönemki kadar dini oya tahvil edemedi. Bu kendi açılarından bir başarıdır. Dinin oya tahvili bence günah, dinimize saygısızlık. Ama mevcut iktidar ve başındaki Erdoğan, Erbakan’ın bile yapamadığını yaparak her olayı dini açıdan ele alarak insanların akıllarına oynayarak dini oya tahvil ediyor. Bütün mesele budur. O yüzden CHP laik bir parti, hiçbir şekilde dinin siyasette kullanılmasını uygun bulmuyor ve böyle yaparak da doğru yapıyor. Atatürk’ün en büyük armağanıdır Türkiye’ye laiklik. Devlet düzeninde toplumsal yaşamda laiklik olmazsa olmazdır.

Mevcut iktidar iç siyasette laikliğe tamamen ters uygulamalarla, tamamen onun karşısında bir İslam devleti gibi laikliği çiğneyen uygulamalarda bulunuyor. Çok mu çalışıyor çok mu hizmet ediyor? Hayır. Dediğim gibi dini oya tahvil ediyor. Bu açıdan üstün bir beceriye sahipler. Temel sorun bu.

İLLE DE İKTİDAR OLACAKSIN DİYE BİR ŞEY YOK

Bu sorunu aşmak için muhalefetin iktidar olması gerekmiyor mu?

Siyasi partiler iktidar olmak için vardır derler, hayır. İktidar olmak için yoktur. Türkiye’de bazı şeyler CHP’nin istediği yönde gelişiyor, bazı kötülükleri önlüyor, CHP bazı olumlu gelişmelerin sağlanmasına yardımcı oluyor. Önemli olan bu laik demokratik düşünce sisteminin Türkiye’de savunmak. Ama ana muhalefet olarak ama milletvekili olarak, ama kongrelerde ama sokakta. Yazarak ve konuşarak. Mühim olan bu düşüncelerin yaygınlaşması. İktidar olsan tabi daha iyi, savunduklarını hayata geçirirsin ama ille de iktidar olacaksın diye bir şey yok.

YARIŞIRKEN KARŞINDAKİNİN PERFORMANSI DAHA ÖNEMLİ

Şunu sorayım o zaman CHP neden iktidar olamıyor?

Neden olamıyor. İki kişi yarışta, senin performansın çok iyi ama bu yetmez. Karşındakinin performansına bakmak lazım. Karşısındakinin performansı bu açıdan çok önde. Dini istismar ederek, inancımıza manevi baskı yaparak oya tahvil etme becerisinde çok başarılılar.

Yerel seçimde de mi böyle olacak?

Hayır bu söylediğim genel seçimler için. Yerel seçimlerde başka faktörler var. Bunun için on tane daha faktör sayabilirim. İyi anlatmak, iyi anlatılmak ve anlaşılmak, iyi aday çıkarmak. Bunların hepsi önemli. Bu açından dini oya tahvil yerel seçimlerde daha sınırlı. O seçimlerde kendisini, kendi çıkarlarını düşünüyor, kendi gerçek düşüncelerini hayata geçirmek için fırsat kolluyor. Yani yerel seçimler genel seçimlerden farklı olarak daha başka faktörlere sahiptir.

BU SEÇİMLERDE 1989 HAVASI HİSSEDİYORUM

Bu yerel seçimlerde sizce ne öne çıkıyor, çıkacak?

Ben bu seçimlerde 1989 havasını hissediyorum.

HÜRRİYET VE MİLLİYET BENİ DALAN’DAN 15 PUAN GERİDE GÖSTERİYORDU

Nasıl yani biraz açar mısınız?

1989’da seçimlere bir hafta, 10 gün kala Hürriyet ve Milliyet, o dönemin iki büyük gazetesi, kamuoyu yoklamalarında beni 15-20 puan Bedrettin Dalan’nın gerisinde gösteriyorlardı. Ben Dalan’ı seçimlerde yüzde 15 farkla geçtim. Bu kamuoyu şirketlerinin ve gazete sahipleri çoğu benim dostum, daha sonra onlarla konuşuyordum ve bu konuda şakalaşıyordum. Kamuoyu yoklamaları çıktığından bu yana bir siyasi yarışmada böyle bir yanılgı görülmemiştir diyordum. Ne diyebilirler ki bunun karşısında? Onlar da aslında kamuoyu yoklaması yapmıyorlar aslında kamuoyu oluşturuyorlar. Yönlendiriyorlardı.

ANKET SAHİBİ SONUÇLARLA OYNAMIŞTI

Başka bir şey daha var, araştırmalarda farklı sonuçlar çıkıyor fakat anket sahibi bunun sonuçlarını değiştiriyor. Maalesef bana da oldu bu. Çünkü diğer aday bu kişilere büyük olanaklar sağlamış. Herkese matbaa vermiş, başka olanaklar vermiş.

CHP YILBAŞINDA 300 ADAY DAHA AÇIKLAYACAK

Oraya da geleceğiz ama şimdiden söyliyim, CHP’nin seçim çalışmaları çok iyi gidiyor. Yılbaşında 300 aday daha açıklayacak.

İKTİDAR BU SEÇİMLERİ KAYBEDERSE HÜKÜMET DEVAM EDEMEYEBİLİR

Bu seçimler sizce neden önemli?

Bu seçimleri ülke düzeyinde ya da İstanbul, Ankara ve İzmir’de kaybederse Türkiye’de rejim yani bizim onaylamadığımız bu tek adam rejimi tekrar değişebilir ve hükümet devam etmeyebilir. Krize girebilir. Üç büyük ili kaybederse ki gördüğüm ana muhalefet partisi bunun için uğraşıyor. O zaman bu rejim yeniden ele alınmak zorunda kalınacak.

İKTİDAR OLARAK KALAMAZ, ERKEN SEÇİM OLABİLİR

Erken seçimden söz edebilir miyiz o zaman?

Gidilebilir. Her şey olabilir. Bu üç büyükşehiri kaybetmiş bir iktidar, iktidar olarak kalamaz.

Belediyecilik anlamında beğendiği isimler hangileridir? İstanbul’da görmek istediğiniz isimler var mı?

Çok başarılı belediye başkanları var. (Odasındaki resmi göstererek) Bakın şurada İzmir, Kayseri, Gaziantep gibi altı tane büyükşehir belediye başkanı var.

BÜYÜKERŞEN’İ İSTANBUL’DA GÖRMEK İSTERDİM

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen yaptıklarıyla çok beğeniliyor…

Büyükerşen benim arkadaşım. O Dünya Gazetesi muhabiriyken ben gençlik kolları başkanıydım. Arkadaşlık ederdik. Eskişehir’i gezdirdi bana. Gerçekten çok başarılı. Tam bir sosyal demokrat belediye başkanının yapması gerektiği gibi sağlığa, kültüre ve çevreye önem veren çok değerli bir arkadaşım. Sanırım bu dönemde de aday olacak, başarılar diliyorum.

Onu İstanbul’da görmek ister miydiniz?

Tabi görmek isterdim.

SAĞDAN ADAY FORMÜLÜNÜ DOĞRU BULUYORUM

CHP’nin sağdan aday formülünü nasıl buluyorsunuz?

Çok saygı duymak lazım çünkü bu seçim stratejisi. Mevcut tek adam rejiminden kurtulmak istiyorsak ne yapmamız lazım? Bu iktidarı düşürmek lazım. Onun için ne yapmak lazım? Onun seçimi kaybetmesini sağlamak lazım. Demokrasi konusunda kalkıp İYİ Parti ile Saadet Partisi ve bana göre çok gerçekçi olarak HDP ile görülmese bile el altından olan dayanışma ve birliği, ana hedeflere temel hedeflere uygun ve doğru olduğunu düşünüyorum.

CHP’YE GEÇMİŞSE SAĞCI DEMEK DOĞRU DEĞİL

Sağdan böyle bir aday var mı?

Buna sağdan adam demek doğru değil. Bir aday CHP’ye gelmişse onun programını ve siyasetini benimsemiş demektir. Sağ partiden gelmiş olanlar var, onlara da saygı duyuyorum çünkü o insanlar AKP’ye gitmiş olsaydı daha büyük mevkilere getirebilirlerdi. Onlar ise AKP’nin halkın ve ülkenin yararına olmadığını düşündükleri için CHP’yi seçtiler. Geçmişlerinde sağa hizmet etmiş olabilirler. Buna benzer birkaç aday var bizde ama onları sağdan geldi diye sağcı kabul etmeyi doğru bulmuyorum.

CHP OY KAYBETMİYOR, GERÇEK ORANI BU

CHP'nin oy kaybında sağdan aday seçiminin etkili olduğunu düşünüyor musunuz?

CHP oy kaybetmiyor. Türkiye’de laik, sosyal demokratların gerçek sayısı bu. Ölçüsü, gerçek oranı bu. Tarafsız insanlar var, halen gerçeği görememiş insanlar var ama Türkiye’de gerçek sosyal demokratların oy oranı bu. Bu oran iki eksi iki fazla ama bu civarda dolayısıyla şimdi bir sosyalist parti gelse oylama yapılsa Türkiye’de, ya yüzde 3 alır ya da yüzde 5 alır.

İktidar nasıl olunur? Gittikçe bilinçlenmeyle olur, eğitimle olur. Yanlışların doğru değerlendirilmesiyle olur. Bazı koşullar ders oluyor. O zaman CHP’nin oyu artıyor.

EKONOMİNİN TOPARLANABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM

Kriz var, Türkiye derin bir krize doğru gidiyor yorumları sık sık yapılıyor, mevcut koşullarda ve yerel seçim olması nedeniyle avantaj olabilir mi, olmaz mı?

Tabi avantaj. Ama yani Türkiye’yi düşünelim siyaseti bir yere koyalım. Avantaj veya dezavantaj olması ayrı bir şey. Kendi adıma ülkemin şu durumundan üzüntü duyuyorum. Herkes için üzülüyorum ve maalesef çözüm görmüyorum. Sadece ekonomik kriz yok, onu yaratan bir siyasi kriz var. Kötü bir iç politika uygulaması var. Kötü bir dış politika var. Dış politikadaki savaşları iç politikada kullanmak gibi yanlışlar var. Ama bunların alternatifini de görmüyorum. Ekonominin toparlanabileceğini düşünmüyorum. Bu koşullarda iktidarın izlediği politikalarla dövizin düşüşe geçebileceğini, huzurun ve barışın tesis edilebileceğini düşünmüyorum. Bu açıdan morali bozuk bir seçmenim.

CHP, İYİ PARTİ, SAADET VE HDP’NİN DESTEĞİNİ ALACAK ADAY İSTİYOR

İstanbul'da CHP'nin sağından mı solundan mı bir aday görmek istersiniz? Size göre nasıl bir aday olmalı?

Doğrusu İstanbul adaylığı konusunda çok karışık. CHP ciddi bir çalışma yapıyor bu konuda. CHP halk ittifakı dediğimiz İYİ Parti, Saadet ve HDP’nin desteğini alacak bir aday istiyor ve bu doğru bir politika. Şu an kim kazanabilir? Bıçak sırtı bir seçim var, CHP bu seçim politikası ve stratejisiyle seçeceği uygun bir adayla seçimi kazanacaktır.

DIŞARIDAN BİR ADAY OLMAYACAK

Bu aday dışarıdan biri mi olacak?

Hayır, dışarıdan değil. Dediğim gibi üç partinin desteğini alacak bir aday olacak.

Bu söylediğiniz zor değil mi?

Onlara çok ters gelmeyen, onlarla kavga etmemiş olan, onlara karşı çıkmamış olan adayla niçin olmasın? İki üç tane aday sundum, üç partide belirli bir aday üzerinde mutabık oldular ve olabilirler dedim.

Böyle bir öneri gitti mi CHP’den üç partiye?

Ben merkez yöneticisi değilim. Merkez yönetimi bu planlamayı yapıyor. Ben böyle olabileceğini düşünüyorum. Böyle olabildiği zaman kazanabileceğimizi düşünüyorum.

MUHTAR KENT’İN İSMİ ŞU AN İÇİN GEÇMİYOR

Adaylardan Muharrem İnce, Gürsel Tekin, Akif Hamzaçebi, Abdüllatif Şener ve bir dönem Coca Cola CEO’su Muhtar Kent’in ismi geçiyordu. Bu söylediğinize hangisi daha uygun?

Muhtar beyin ismi ilk zamanlarda konuşuluyordu ancak şu an pek geçmiyor. Muhtar arayışı da aslında az önce söylediğim üç partinin de desteğini alsın diye yapılan arayışlardan biriydi.

CHP’NİN TEMEL STRATEJİSİ ÜÇ PARTİNİN DESTEĞİNİ ALMAK

Temel stratejisi bu mu olacak yani üç partinin desteğini alacak bir aday?

Evet bu olacak. AKP’ye seçimi kaybettirmek ve CHP çatısı altında girecek adaya seçimi kazandırmak. Proje bu ve doğru bir proje. Çünkü Ankara, İstanbul ve İzmir’i CHP kazandığı zaman bu iktidar böyle gitmeyecek ve iktidarın bu iş böyle gitmiyor deyip şapkayı önüne koyacağından ve erken seçim dahil birçok arayış içine gireceğinden eminim. Üç büyükşehirde seçimi kaybetmiş bir iktidarın iktidarda kalması mümkün değil.

BİNALİ YILDIRIM İSTANBUL’DA KAYBETMEYE MAHKUM

AKP’nin adayı kesin gibi... İstanbul için ismi geçen Binali Yıldırım için neler söylemek istersiniz? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Binali’yi tanırım. Birincisi zaten AKP politikacısı ve ben AKP’ye nasıl baktığımı söyledim. İzmir’de mütevazi bir aileden gelen aday karşısında kaybetti. Burada da kaybetmeye mahkum. Dolayısıyla burada seçimde ağırlık olarak adayın profili de önemli. Örneğin Abdüllatif Şener AKP kurucularından biri. Başbakan yardımcılığı da yaptı. Aynı zamanda öğretim üyesi. Yıldırım’ın olması bir şeyi ifade etmiyor. İstanbul’da İYİ Parti, Saadet ve HDP CHP adayı konusunda mutabık kalırsa CHP bu seçimi çok rahat kazanır.

ERDOĞAN YALAN SÖYLÜYOR

Sizin döneminize atıfta çok bulunuyor. Çöp ve hava kirliliği konusunda öte tarafta bunca kötü belediyecilik deneyimine rağmen CHP İstanbul'u niye geri alamadı sizce?

Yalan söylüyor. Size ispat edeceğim yalan söylediğini. Bizim doğalgaz projesini kurban kestim, temelini attım. Bitiş törenleri yaptık. Başından sonuna kadar projenin sahibi biziz. Hava kirliliği vardı, insanlar maske takıyordu gibi sözler, yani bunlar doğru değil. Çöp projesi bir ABD hibe projesidir. Amerika’dan temin edilmiştir. Bu çöp projesi yeni havalimanı projesinden daha büyük bir projedir. Kopenhag Belediyesi’nin bir şirketiyle ortak yapılmıştır. Çöp suyundan elektrik üretildi, ayrıştırılır ve geri kazanılır. Bu projenin yüzde 98’i bitmiştir. Sadece devir teslimi yapılmamıştır. İstanbul’un çöp meselesini Ağrı’da falan konuşmak çok ayıp.

İNSAN YALAN SÖYLERKEN UTANIR

Daha üç gün evvel “musluktan su akmıyordu” diyor. Utanır insan. Yönetime geldim ve benim de elimde değildi, kuraklık yaşandı. Bu susuzluk karşısında ne önlem aldık? Yağmur bombaları getirttik ve o tarihte yağan yağmurların yüzde 15’i bu yağmurlardı ve İTÜ kontrolünde yapıldı bunlar. Bu aldığımız önlemler sayesinde her şey normale döndü. Melen projesi, bizim zamanımızda yapıldı. Yani bu suyu ben mi kullanıyorum. Bunu söylemek ayıptır, yalandır.

MECLİS’TE 15 ULUSLARARASI PROJE SAYDIM, ERDOĞAN YANIT VEREMEDİ

Hiç gereği yokken, 2006 yılında bütçe görüşmelerinde saat 22’de, bunu da iyi hatırlıyorum. Erdoğan Istıranca Derelerini gündeme getirdi. “Biz yaptık” falan dedi, ben de “yalan söylüyorsunuz” dedim. Sataşmalar oldu, söz aldım anlattım. Size şimdi 15 uluslararası proje sayacağım dedim. Çöp projesi, doğalgaz, Sazlıdere, Istranca dereleri, Melen, metro, tramvay projeleri gibi. Bunu Meclis tutanaklarından arayabilirsiniz. Parlamento sessizliğe büründü. Erdoğan’dan ses yok, sustu. Ne laf atarak ne söz alarak yanıt vermedi.

AÇILIŞINI YAPACAKLARI ÇAMLICA KULESİ PROJESİ DE BANA AİT

Bugünlerde Çamlıca’da yapılacak kulenin açılışını yapacak. O 1990’larda yaptığımız temel atma töreni fotoğraflarının olduğu bir projedir. Bize aittir. İnsan utanır. 28 yıl evvelden bahsediyorum. Bizi 28 yıl geriden takip ediyorlar. Her gün kanallarda haber yapılıyor ama bir gazeteci de çıkıp sormuyor, bu ne zaman yapıldı diye. Proje kime ait? Kimse sormuyor. Siyasette yalan söyleyen çoktur ama bir Cumhurbaşkanı yalan söylememeli. Bir Cumhurbaşkanına yakışmıyor.

Devleti yönetimi de böyle. Bu bir felsefe, AKP zihniyeti böyle. Önce o zihniyetten kurtulmak lazım.