Kılıçdaroğlu: Gezi olayları, gençlerin baskı rejimine karşı direnişidir

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Bugün görülen Gezi davasına ilişkin konuşan Kılıçdaroğu, "Gezi olayları, aslında bu ülkenin genç yetenekli okumuş ve hayatı sorgulayan gençlerin baskı rejimine karşı direnişidir" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Bugün 7. duruşması görülen Gezi davasına ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Gezi olayları, aslında bu ülkenin genç yetenekli okumuş ve hayatı sorgulayan gençlerin baskı rejimine karşı direnişidir" dedi.

Gezi eylemleri için "Saygıyla sevgiyle karşılamamız gerekiyor." diyen CHP lideri, "Anayasanın 34. maddesine göre, herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Bu kadar güzel bir eylemi darbe eylemi olarak tanımlamak doğru değildir." ifadelerini kullandı.

"GEZİ DAVASI BİR AYDINLANMA HAREKETİDİR"

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:

Güzel bir ülkede yaşıyoruz. Beraber kardeşçe yaşamak istiyoruz. Farklı görüşmelerimiz olabilir, siyasi görüşlerimiz olabilir ama huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bütün vatandaşlarımızdan istirham ediyorum, asla ama asla umutsuzluğa kapılmayın.

Demokrasi getireceğiz. Halkın oylarıyla getireceğiz. Halkımız, halkın çıkarlarını savunan, kararlı bir kişiyi, onurlu bir partiyi iktidara taşıyacağım diyecektir.

Bugün önemli bir dava görüşülüyor. Gezi davası... Gezi olayları, aslında bu ülkenin genç, yetenekli, okumuş ve hayatı sorgulayan gençlerin baskı rejimine karşı direnişidir.

Bizim gençlerimiz bir araya gelmekten keyif alıyorlar. Gençler bu ülkenin sorunlarıyla ilgileniyor mu diye düşünüyorken baktık daha iyi sorguluyorlar. Gezi eylemini bir baskının ortaya çıkardığı aydınlanma hareketi olarak görmek gerekiyor. Gençlerimizin hiçbir zaman ellerine silah almadı.

Kılıçdaroğlu: Gezi olayları, gençlerin baskı rejimine karşı direnişidir - Resim : 2

"GENÇLERİMİZ İKTİDARIN BASKILARI YÜZÜNDEN HAYATINI KAYBETTİ"

Saygıyla sevgiyle karşılamamız gerekiyor. Bir dönemin savcılarının hazırladığı iddianamelerle, gençlerimiz, sanatçılarımız, akademisyenlerimiz yargılanıyor. Bunlar doğru değil, adalet kavramının içini boşaltmamak gerekiyor. Gezi olaylarının üzerinden çok zaman geçti, çok sayıda gencimiz hayatını kaybetti, bu gençlerimiz bu iktidarın baskıları yüzünden hayatını kaybetti.

Anayasanın 34. maddesine göre, herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. 1376 yurttaş, oturup Ben de oradaydım diye Gezi Davası için bildiri yazmışlar. Şöyle diyorlar: Ben de oradaydım, ağaçlar, denizler ve doğa benim kardeşim olduğu için. Bunun neresi suç?

"ALT MAHKEME ÜST MAHKEMENİN KARARINI UYGULAMIYOR"

Osman Kavala 840 gündür tutuklu… AİHM’in kararı var, ‘serbest bırakın’ diye. Ama üst mahkemenin verdiği kararı alt mahkeme uygulamıyor. O zaman bu ülkede adalet hiyerarşisine gerek var mı? Bu ülkede adalet var mı?

YARGI KULLANILARAK GENÇLERDEN İNTİKAM ALINMAZ

Her şeye rağmen Gezi Davası’nın adaletli bir şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz. Her şeye rağmen, birlikte yaşayacağız. Ve en önemlisi adalet istiyoruz. Hep beraber demokrasiyi savunacağız.

Yargıyı kullanarak gençlerden intikam alınmaz. Onlar bizim çocuklarımız. O çocuklar bizim evlatlarımız. Ne yapacaksın, hapse atıp gençliği karşına mı alacaksın? Bırak eleştirsinler, onlar genç.

"AKLIMIZI BİRİLERİNE KİRALAMAYACAĞIZ"

Anayasa Saray iktidarı tarafından geçerli değil. Dolayısıyla hepimiz bu davanın adalet içinde sonuçlanmasını bekliyoruz. Her şeye rağmen adalet olmalı. Her şeye rağmen birlikte yaşamalıyız. Bir hep berabar bu ülkede demokrasiyi suvanacağız.

Her düşünceye saygı göstereceğiz. Türkiye böyle güzel olur. Gençlere delikanlı diyoruz bazen dozu aşabilirler. Yanlışları da olabilir ama bize düşen gençlerin gençliğini anlayışla karşılamaktır. Allah'ın bize verdiği en değerli hazine akıldır. Aklımızı kullandığımız zaman bütün bu sorunları aşabiliriz. Aklımızı kullandığımız zaman işsizliği de yoksulluğu da önleyebiliriz. Sorunları çözmenin yolu akıldır. Aklımızı birilerine kiralamayacağız, herkes hayatı sorgulamalı.

Hiç kimse unutmasın aklımızı kullanırken de liyakat yanlıştır. Aklımızı kullanırken, sıcak gündemi de unutmayacağız. Hepimizin toplu olarak yaşadığımız günlük sıkıntılar vardır. Bunları da sorgulayacağız.

Bugünkü Türkiye'den söz edelim. Vatandaş neden perişan? Bu soruyu sormak zorundayız. Emekli neden geçinemiyor? Neden işsizlik var? 8 milyona yaklaşan işsizlik neden var? Bunları sormak zorundayız. Neden hapishaneler neden tıka basa dolu? Neden Orta Doğu bataklığından şehitlerimiz geliyor. Neden sırtını Saray'a dayayanlar içeri tıkılmıyor? Neden görüşünü açıkladı diye üniversiteden yüzlerce akademisyen atılır? Bir alimin bir bilginin dünya için neden değerli olduğunun farkındalar mı?

"DÖRT BEŞ YERDEN MAAŞ ALIYORLAR"

83 milyon vatandaş vergi verirken devleti yönetenler vergi vermemek için arkayı dolanıyor. Neden? Vicdan sahibi, adalet isteyen her vatandaşın bu soruları sorması lazım. 21’inci yüzyılın Türkiye’sinden bahsediyorum. 17 yıldır Türkiye’yi yönetenlerin acziyetinden bahsediyorum.

Milyonlarca insan işsizken, milyonlarca insan asgari ücretle geçinirken, yüz binlerce insan çöp konteynerlerinden beslenirken, neden Saray'a yakın bazıları ikişer üçer maaş alıyor? Gözün doymuyor, gidiyorsun dört beş yerden maaş alıyorsun.

İSVİÇRE’DEN SAMAN İTHAL ETTİK

Neden on binlerce ailenin elektriği, doğal gazı kesilir? Neden yurt dışından saman ithal ederiz? En son İsviçre'den saman ithal ettik. Bizi televizyon başında izleyen vatandaşlarım, senin artık bu gidişe dur demen lazım. “Yaptığınız yanlış” demeniz lazım.

SARAY'IN TÜRKİYE'Sİ İLE HALKIN TÜRKİYE'Sİ FARKLI

Saray'ın Türkiye'si ayrı halkın Türkiye'si ayrı, sizlere bundan bahsedeceğim.

- Saray sosyetesinde işsizlik diye bir dert yoktur. Onların yedi göbeğinin işi hazırdır. Gündemlerinde işsizlik de yok. Arada bir işsizliği çözeğiz, paket açıklayacağız diyorlar. Her pakette işsizlik arttı. Halkın gündeminde ise işsizlik var.

- Saray'ın gündeminde yoksulluk yok. Saray sosyetesi yoksulluğun ne olduğunu da bilmiyor. Vatandaşın simitle geçinmesi bile lütuftur. Arada bir 5o bin dolarlık çantayla yoksul evlerine ziyarete gidilir. Yoksulluğu çözecekmiş gibi yoksulluk afişe edilir. Sen yoksulla alay ediyorsun. Halkın yaşadığı Türkiye'sinde yoksulluk var. Akşam pazar atıklarından beslenen yüz binler var.

- Saray sosyetesinin gelecek endişesi yok. Sadece Türkiye'de değil ABD'de bile geleceklerini garantiye almış. Manhattan'da kamu kaynakları aktarılarak kendilerine gökdelen dikiyorlar. Öğrenci Yurdu yapıyoruz diyorlar, metrekaresi 10 bin dolar! Hangi öğrenci kalacak?

- Saray'da hayat pahalılığından eser yok. Saray'da yaşayan sosyetenin fatura derdi yoktur, eğitim masrafı yoktur, mutfak masrafı yoktur. Bunların tüm masraflarını 83 milyon olarak bir karşılarız. Halkın yaşadığı Türkiye'de mutfaklarda yangın var. Aile boyu intiharlar var. Bu Türkiye ne zaman düzelecek? Bunu soruyoruz. Hiç endişe etmeyin Türkiye'yi huzura kavuşturmak bizim görevimizdir.

"SARAY, VATANDAŞI EZİLMESİ GEREKEN SİNEK GİBİ GÖRÜR"

-Saray sosyetesi vatandaşa hesap vermeyi doğru bulmaz. Vatandaşı ezilmesi gereken sinek gibi görür. Ne hesabı diyor, ben istedğim gibi yerim hesabını vermem diyor. Ama halkın beklediği temiz siyaset.

-Saray sosyetesi, TBMM'yi kendi çıkarlarına hizmet eden bir organ olarak görür. Çünkü bilir ki, TBMM'ye hangi talimatı verirse, AKP ve MHP oylarıyla yerine gelir. Vatandaş TBMM'de kendi sorunlarının çözülmesini ister.

- Saray sosyetesinde hak hukuk kavramları yoktur. Hep bana kavramı vardır. Halkın ise hak hukuk kavramı vardır.

MAN ADASI ÜZERİNDEN VERGİ KAÇIRIRLAR

-Saray sosyetesinin gözünde devlet soyulacak bir organ olarak görülür. Devletten dolarla iş alanlar Saray'ın gözünde makbul vatandaşlardır. Milletin anasına küfür edecek kadar makbuldürler. Ödedeğimiz vergileri sormak bile büyük tehlike.

-Saray sosyetesinde, vergi vermek enayiliktir. Saray'da yaşayan sosyete... Kendi yönettiği ülkeye vergi vermemek için Man Adası üzerinden vergi kaçırır. Belegeleri açıkladım, her şey doğru dendi, masa konuyu inceledi her şey doğru dedi. Mahkemeden yasak kararı getirdiler. Kızılay'ın felaketini biliyoruz. Oysa vatandaş tüm vergilerini öder. Herkes doğduğu andan itibaren vergisini öder.

- Saray sosyetesi devleti bir çiftlik gibi görür. Ye yiyebildiğin kadar. Vergiler yetmez saray borç alır. O da büyük masraftır onu da vatandaşın sırtına yükler. Vatandaş çoğu zaman bunun farkında değil çünkü vatandaşın derdi ay sonunu nasıl getireceğim...

- Saray sosyetesinde icra diye bir kavram yoktur. O kadar ballı bir hayat yaşıyor ki, icra diye bir şey asla düşünemez. Her iki vatandaş biri icralık. Söylense bile inkar ederler. Bu Kılıçdaroğlu hep yalan söylüyor derler.

- Saray'da vatan sevgisi yoktur. Bireysel çıkarlar vardır. Tank Palet fabrikasını bedelsiz olarak Katar ordusuna peşkeş çekenler vatansever olamazlar. Saray sosyetesine tank palet için destek verenler de ne milliyetçi ne vatansaever olaamzlar.

- 15 temmuz şehitleri için toplanan paralar, onu da yiyecekler. Aynı şekilde Beşiktaş'ta hayatını kaybedenler... Onun için de para toplandı. Onu da dile getirmesek onu da yiyecekler. Her şeyi karşılıyor bu vatandaş, hiç değilse bu şehitlerin parasına dokunma..

- Saray sosyetesi döneminde Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez saray bir vatan toprağı terk edilmiştir. Süleyman Şah Türbesi saray sosyetesinin emriyle terk edilmiştir.

- Saray sosyetesine göre, devlet yönetiminde israf esastır dedik. Örnek vereyim, uçan saraylar. 13 tane uçak var, ne yapacaksın o kadar uçağı.

2020 cm bütçesi, bütçeye konan 610 milyon para. Bu kadar para harcanacak.

SURİYE POLİTİKASI

- Suriye politikası... Öteden beri söyledik yanlış diye. Sizin orta doğu bataklığında ne işiniz var diye defalarca söyledik. Her seferinde bizi eleştirdiler. Surye bataklığının bize zararı bir hayli ağır oldu. Orduyu da kullanıyorlar, ölen bizim askerimiz. Sen gidiyordun mitinglere, senin yandaşların karşılıyordu seni kefenle, onları gönder!

24 saatte Emevi Camii'nde namaz kılacaklardı. Biz gitmedik, gidemedik ama Putin gitti. Sen 24 saat değil 24 ay da gitti sen oraya gidemez ama ben oraya giderim ders veriyorum diye. Emevi camine gideceklerdi, Süleyman Şah türbesini kaçırmak zorunda kaldılar.

24 saatte Emevi Camii'ne gidecekleri 3 milyon suriyeli geldi. Bunlar gidecekti oradan 3 milyon 600 kişi geldi.

Gelen Suriyelilere 40 milyon dolar para harcadılar. Bu mudur başarı? Bu mudur Türkiye'nin itibarı. Devleti böyle yönetirsen çıkmaz sokaklarda kaybolursun. Elli sefer söyledim egemen güçler ateşi elleriyle tutmazlar, o maşalardan biri de Erdoğan'ın kendisidir.

Eğer arzu ederlerse 15 temmuz sonrasını açıklarım. 250 şehit adına söylüyorum, 7 sorumun cevabını bekliyorum.

ERDOĞAN'A 5 KURUŞLUK DAVA

Avukatım “Size 500 bin liralık dava açtılar biz de açacak mıyız, açacaksak kaç liralık açacağız” dedi. Ben de “Açacağız, adamına göre biz de beş kuruşluk dava açacağız” dedim.

Etiketler
Gezi davası Kemal Kılıçdaroğlu