MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin CHP Genel Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili sözlerine CHP'den cevap geldi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "Bu bir siyasi nezaketsizliktir. Kemal Kılıçdaroğlu'na dokunmak isteyenler son seçimde yedikleri demokrasi tokadını bir kez daha yiyeceklerdir" dedi.

Kameralar karşısına geçen CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, MHP’nin yaptığı açıklamaya sert cevap verdi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından yapılan yazılı açıklamaya, “Birileri gündeme bomba atalım derken bir canlı bomba eylemi yapmışlardır. Kendilerini, demokratik duruşlarını, meşruiyet anlayışlarını parçalamışlardır. Tahkikat komisyonlarının utancına 2019 yılında MHP’yi muhatap etmişlerdir” yanıtını verdi.

Özel, “31 Mart’ta seçimleri küçük bir farkla kazanan Ekrem İmamoğlu’na dokunmaya kalkanlar, 23 Haziran’da nasıl bir demokrasi tokadı yedilerse, emin olsunlar ki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na dokunmaya kalktıklarında, o tokadın çok daha fevkinde bir demokrasi tokadını bu milletten yiyeceklerine hiç şüphe yoktur” ifadesini kullandı.

Özel, “Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıllık siyasi tarihi boyunca bu kadar vesveselerle dolu, bu kadar acemice ve alelacele kaleme alınmış, bu kadar mesnetsiz bir metinle ilk kez muhatap oluyor. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin, ilk genel başkanından son genel başkanına kadar, idam kararlarının, hapis cezalarının, canlarına kasteden suikast girişimlerinin, linç girişimlerinin muhatabı olmuş, bunların hiçbir tanesine boyun eğmemiş, bir santim eğilmemiş, bir santim geriye gitmemiş bir siyasi hareket olarak; tükenmekte olan bir ittifakın varlığını bu ittifak ortaklığına borçlu olan küçük ortağının hezeyanlarına pabuç bırakacağını düşünenler bu konuda yanılmaktadırlar” ifadesini kullandı. Özel, şunları kaydetti:

PARTİ İÇİNE BİR MESAJ

“MHP’nin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sağlık durumuyla ilgili, geçtiğimiz günlerde hastaneye yatmasından sonra ciddi endişeler, tartışmalar olmuştu. Sayın Genel Başkanımız, doğrudan Milliyetçi Hareket Partisi’nin grup başkanvekilinden bilgi alıp sağlık durumunu takip etmekten tutun, Meclis’in ilk açılış gününde tarafımızdan Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına sayın Devlet Bahçeli’nin sağlığına kavuşup görevinin başına dönmesini temenni etmeye kadar, kendisinin sağlık durumuyla son derece yakından ilgilendiğimiz bir sürecin içindeyiz.

Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili, sayın Bahçeli’nin sağlık durumunun kötüleşmesini istemez. Ama Milliyetçi Hareket Partisi’nin içinde, sayın Devlet Bahçeli’nin sağlık durumu ve siyasete devam edip etmeyeceği konusunda bir takım iç hesapların olduğu hepimizin malumudur.

Bugün yazılan metin, belki Türkiye’ye görünümü altında parti içine ‘Sayın Bahçeli görevinin başındadır, sağlığı iyidir, gündeme hakimdir hatta gündem değiştirmeye mahirdir’ mesajını verip, parti içine yönelik etkili bir mesaj verme kaygısından öte değildir. Elbette Cumhuriyet Halk Partisi olarak böyle bir parti içi çekişmeye, rekabete yönelik bir metnin tarafı edilmekten, buna alet edilmekten üzüntü duyduğumuzu, bunu da siyasi bir nezaketsizlik olarak gördüğümüzü açıkça ifade etmek isteriz.

KENDİLERİNİ DE UTANDIRACAK BİR İŞE TEVESSÜL ETMİŞLERDİR

Bugün Milliyetçi Hareket Partisi, 1950’lerde kalmış ve ardından etkisi olanların bugün utandıran, kimsenin savunmadığı Tahkikat Komisyonlarını 70 yıl sonra kendi partisi içinde kurmaya yeltenecek kadar, kendilerini de ileride utandıracak bir işe tevessül etmişlerdir. Sayın Genel Başkanımız hakkında bir takım çirkin iddialarla bir komisyon oluşturmak hem de o komisyonda yer alan üç zatı, methiyelerle kendi kendilerine övdükleri bir metni sayın genel başkanlarına imzalatmış olmaları da bambaşka bir konudur.

CANLI BOMBA EYLEMİ

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bugüne kadar gündem değiştirme çabalarına çok muhatap olduk. Ancak bugün CHP’nin ittifakının İstanbul seçimlerini kazanmasından sonra bütün siyasi hesapların değiştiği, ittifak ortaklarının kurucularının, önceki bakanlarının ‘Yüzde 50 olmuyor, 40’a çekelim’ diyip üstü örtülü olarak MHP’den kurtulalım meselesini dile getirdiği bir süreçte, gündeme gelmek isteyen birileri gündeme bomba atalım derken bir canlı bomba eylemi yapmışlardır. Kendilerini, demokratik duruşlarını, meşruiyet anlayışlarını parçalamışlardır. Tahkikat komisyonlarının utancına 2019 yılında MHP’yi muhatap etmişlerdir. Bu durumu üzülerek bir kenara not ediyoruz.

DEMOKRASİ TOKADINI YİYECEKLER

Sayın Genel Başkanın dokunulmazlığına gelince, Sayın Genel Başkanın dokunulmazlığı anayasal bir dokunulmazlıktan ibaret değildir. Sayın Genel Başkanın dokunulmazlığı 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde, kendisine, gösterdiği adaylara, ortaya koyduğu siyaset anlayışına karşı milletin gösterdiği teveccüh ve İstanbul’u da aşan Türkiye İttifakı’na dönüşmüş olan kendisine bir sahip çıkmadır ki, 31 Mart’ta seçimleri küçük bir farkla kazanan Ekrem İmamoğlu’na dokunmaya kalkanlar, 23 Haziran’da nasıl bir demokrasi tokadı yedilerse, emin olsunlar ki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na dokunmaya kalktıklarında, o tokadın çok daha fevkinde bir demokrasi tokadını bu milletten yiyeceklerine hiç şüphe yoktur.

OSMAN ÖCALAN’A MİKROFON UZATTIRANLARI İNCELESİNLER

Ayrıca bir komisyon kurulup, bu komisyon bir kısım terör ilişkilerini, terör örgütü ilişkilerini inceleyip, sonra da dokunulmazlık kaldırma noktasına gelecekse, Milliyetçi Hareket Partisi’ne tavsiyemiz şudur. Devletin televizyonunu sınır ötesine, Erbil’e götürüp Osman Öcalan’a mikrofon uzattırıp, Cumhur İttifakı’na destek açıklatan ve bu işe Milli İstihbarat Teşkilatı’nı alet edenleri, Abdullah Öcalan’dan mektup alıp, o mektubu devletin ajansına okutturup, seçimlere birkaç gün kala panik halinde Abdullah Öcalan’ın desteğini Cumhur İttifakı’nın adayına sağlamaya çalışanları incelemelerini, irdelemelerini ve kendi durdukları yeri sorgulamalarını kendilerine tavsiye ederiz.

DEMOKRASİ EGEMEN KILINANA KADAR

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kendi gündemimizi halkın gündemini sürdürmeye, ittifakımızı genişleterek devam ettirmeye, güçlenen siyasetimiz ile birlikte bu tek adam rejimine karşı, rejime kasteden anayasa değişikliğinden sonra bunu hayata geçirenlerin de savunamadığı, eleştirdiği ve kurtulmaya çalıştıkları sözde yeni rejime karşı tam bir demokrasiyi, katıksız bir parlamenter sistemi dünyada örneklerini aşan demokratik bir parlamenter sistemi kurana kadar, kuvvetler ayrılığını sağlayıp, yargı bağımsızlığını sağlayıp, sonuçta bu ülkede demokrasiyi yeniden egemen kılana kadar demokrasi yürüyüşümüz, mücadelemiz ve ittifakımız devam edecektir. Tükenmekte olan bir siyasi hareketin, yok olmakta olan ve tüm anketlerin paniğe sevk ettiği bir ittifakın küçük ortağının hezeyanlarını üzülerek birazcık da tebessümle tarih önünde not ederiz.”