Yavuz Selim Demirağ, eski bir Harbiyeli. Askerlere kurulan “Balyoz” davasında yargılananların çoğu Harp okulundan arkadaşlarıydı. Onların duruşmalarını bir gazeteciden çok arkadaşları olarak izledi.

Yeniçağ Gazetesi yazarı, Türkiyem TV'nin yöneticisi Yavuz Selim Demirağ, sessiz sedasız bugün Ankara- Kalecik Cezaevi'ne girecek. Hakkında verilen 11 aylık hapis cezasının bir bölümünü çekecek. Hakkında daha önce verilen hükmün açıklanması geri bırakılan bazı cezaları vedavaları da var.

KONUŞMASI SUÇ SAYILDI

Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk'ün haberine göre Demirağ, 4 yıl önce Nazilli'de bir konferansa konuşmacı olarak davet edildi. Bir soru dokunulmazlıklarla ilgiliydi. Konuşması sivil iki polis tarafından kameraya alındı. Hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Demirağ, Ankara'da ifade verdi. Gıyabında yargılandı ve Cumhurbaşkanı'na hakaretten 11 ay hapis cezasına çarptırıldı. Demirağ hakkında rapor hazırlayan polislerden birisi FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Diğeri ise meslekten ihraç edildi.A Yavuz Selim Demirağ'a, “Askerlik mi yoksa gazetecilik mi zor” dedim.

Karşılığı şöyle oldu: “Elbette gazetecilik zor. Askerlikte görevini yaparsın. Ama gazetecilikte her şeyi konuşmak zor. Hele muhalif olmak alabildiğine zor. Bakın, yıllarca FETÖ'ye karşı mücadele vermiş bir gazeteci olarak sırf gözdağı vermek için FETÖ'den gözaltına almışlardı. Yazmaya devam edeceğim. Bu konuda bir gram bile geri adım atmak yok.”

11 Mayıs'ta, Demirağ evinin önünde tanımadığı kişilerin sopalı saldırısına uğradı. Kanlar içinde GATA'ya kaldırıldı. Günlerce tedavi gördü. Demirağ “O saldırı da unutuldu” diyerek şöyle konuştu: “Saldırganlar saat 23.01'de yakalandılar, 01.03 de serbest bırakıldılar. Yani 2 saat 2 dakika. Kaburgam kırılmış, kafam kırılmış, dikişler atılmış hiçbir önemi yok. Ben şimdi cezaevine giderken onlar da beni dövdükleri için kahraman edasıyla dolaşıyorlar. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu linç etmeye çalışan kişi serbest bırakıldıktan sonra elini öperken fotoğraf çektiren AKP adayları oldu. Yumruk atana kahraman muamelesi yapılıyor. O olaydan güç alanlar yazarlara da saldırıyor. Cana kast edenlerin talimatla serbest bırakıldığını düşünüyorsunuz. Çok üzücü bir durum

 ‘CAN GÜVENLİĞİ YOK'

Gazeteciler adliyelerde yalnız insandır. Demirağ, yapılan saldırıları, açılan davaları şöyle yorumladı: “İsteniyor ki basın gerçekleri yazmasın. Asla iktidarı eleştirmesin. Eleştirenler susturulmak isteniyor. Ceza, tazminat davaları eksik olmuyor. Böyle devam edildikçe gazetecileri cezaevleri bekliyor. İşten çıkarmalar, baskılar, dövülmeler yaşanacak. Yazarın can güvenliği de olmayacak. Bugün cezaevine girdiğimde oradan da yazmaya devam edeceğim. Haksızlığa uğrayıp cezaevine girenlerin sesi oldum. Oradan da doğruları yazacağım. Susmayacağım.”