T24'ün kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın hakkında, “Fuat Avni” tweetlerinin haberleştirildiği gerekçesiyle 15 yıla kadar hapis cezası öngören “terör örgütüne üye olmaksızın yardım” suçundan açılan davanın ikinci duruşması, bugün (2 Temmuz Perşembe) saat 10.50’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcı esas hakkında mütalaasında beraat kararı verilmesini istedi.  Mahkeme, yüklenen suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle Doğan Akın'ın beraatine hükmetti.

Kararda, "Sanık hakkında terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek  yardım etmek suçundan kamu davası açılmış ise de, üzerine yüklenen suçun unsurları oluşmadığından ve yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğundan beraatine karar verildiği ifadesi kullanıldı. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Temmuz 2019’da, T24 ve Diken'in de aralarında bulunduğu bir grup haber sitesine, 2014-2016 yılları arasında "Fuat Avni" mahlasıyla kullanılan Twitter hesabından yapılan bazı paylaşımları "neden haber yaptıkları" gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Çağlayan’daki İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen T24 hakkındaki davanın ilk duruşması 19 Şubat 2020’de yapıldı. 17 Nisan’a ertelenen davanın 2. duruşması, Covid-19 salgını nedeniyle tekrar ertelenerek 2 Temmuz 2020’ye bırakıldı.

“Fuat Avni” mahlaslı hesaptan paylaşılan binlerce tweetten Mart 2014-Nisan 2016 arasındaki iki yılda toplam 108 tweetin haberleştirilmesi gerekçesiyle açılan davanın iddianamesinde, “Doğan Akın'ın örgütle hiyerarşik bir ilişki içinde olduğunun tespit edilmediği, T24'te örgüt aleyhine çok sayıda yazı ve haber yayımlandığı" belirtiliyor, bu nedenle "kasıt unsurunun mahkemece değerlendirilerek yargılama yapılması” talep edildi.

T24 Genel yayın Yönetmeni Doğan Akın, ilk duruşmada mahkeme heyetine "Tarihlere dikkat çekmek istiyorum" diyerek, T24'te Gülen cemaatinin devletteki kadrolaşmasına ilişkin olarak 2010 yılı başından itibaren yapılan yayınlara işaret etti. Mart 2014-Nisan 2016 arasında Twitter'da Fuat Avni hesabından yapılan 108 adet paylaşımın T24'te haber yapılmasıyla ilgili olarak yargılandığını hatırlatan Doğan Akın, "herhangi bir hukuk devletinde kamuoyunun, siyasetin, parlamentonun, sosyal medyanın ve ana akım medyanın ana gündemi olan böyle bir konuya gazeteciliğin kayıtsız kalamayacağının" altını çizdi.

Doğan Akın savunmasında özetle şunları söyledi:

- 1987’de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim, aynı yıl Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda gazeteciliğe başladım. Daha sonra Milliyet Ankara Haber Müdürlüğü, Milliyet Haber Merkezi Müdürlüğü ve Doğan-Burda Dergi Grubu Yayın Direktörlüğü yaptım. Bu özeti yapmamın nedeni; 32 yıldır gazeteciyim, bu sürenin 22 yılını saydığım kurumlarda muhabir ve yönetici olarak geçirdim. 1 Eylül 2009’dan itibaren 10 yıldır ise kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğum T24’te gazetecilik yapıyorum. Peki, kendi kurduğum ve yayın politikasını belirlediğim T24 nasıl bir yayın politikası izlemiş? Baktığınız zaman; daha T24'ün kuruluşunun üzerinden birkaç ay geçmişken, 9 Şubat 2010 tarihli köşe yazımda, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'in görevden alınmasının nedeninin, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın telefonlarının gizlice yasa dışı dinlenmesi olduğunu vurgulamışım. Yazıda, Gülen cemaatinin Akyürek vasıtasıyla Erdoğan'ın telefonlarını dinlediğini, ayrıca cemaatin devlette kadrolaşma girişimlerinin bürokraside gergilim yarattığını anlatmışım. Akyürek bugün FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklu.

- Bu yazıdan sadece 8 gün sonra, 17 Şubat 2010'dan itibaren T24'te, "İşte Türkiye'yi ayağa kaldıran cemaat dosyası" başlığı altında Erzincan Başsavcılığı döneminde makam odasına yapılan baskında gözaltına alınan İlhan Cihaner'in tutuklanmadan önce hazırladığı ve Gülen cemaatine de uzanan 6 bin sayfalık soruşturma dosyasının yayını başlamış. Yayın 17 Şubat 2010'da başlamış. Tarihe dikkatinizi çekmek istiyorum; Gülen cemaati mensuplarının yargıdaki bu kürsüleri işgal etmeye çalıştığı ve bu girişiminde önemli bir başarı elde ettiği, medyanın sindirildiği/korkutulduğu bir dönem. T24, bütün baskılara, korkutma ve sindirme girişimlerine aldırmayarak 6 bin sayfalık Cihaner dosyasını yayımlayan ilk haber mecrasıdır. Cihaner'i makam odasında gözaltına alan özel yetkili savcı Osman Şanal, bugün FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklu.

- Cihaner dosyasından kısa bir süre sonra, 25 Ağustos 2010'daki köşe yazımda, "Fethullah Gülen cemaatinin ilk büyük operasyonu" olarak tarihe geçen Van 100. Yıl Üniversite'ndeki operasyonu ele almışım. Dönemin özel yetkili savcısı Ferhat Sarıkaya'nın "tıbbi alımlarda organize yolsuzluk, çıkar amaçlı çete" iddiasıyla başlattığı soruşturmada dönemin 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın ve 100. Yıl Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı gözaltına alınarak tutuklandı. Arpalı, yolsuzluk suçlamasını onuruna yediremeyerek tutukluluğunun yaklaşık dördüncü ayında cezaevinde intihar etti. Sarıkaya'nın operasyonundaki bütün hukuki sakatlıkları bu yazımda ve daha sonra defalarca yazdım. Defalarca tekrarlanan bu yazılardan yıllarca sonra, Temmuz 2016'da "Gülen cemaatinden talimat ve para aldığını" itiraf eden Sarıkaya bugün FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklu.

- T24'teki bu yazı ve yayınların zaman kurgusu, zaman ayarı yoktur. 10 yıllık yayınlara baktığınızda doğrusal bir çizgide kararlılık sergileyen bir yayın politikası görürsünüz. Örneğin Zaman gazetesi, cemaatle bağlantılı Deniz Feneri Derneği'ne yapılanların hiçbir derneğe yapılmadığını iddia edince, 30 Ekim 2014'te T24'te yayımlanan bir yazı kaleme aldım. "Zaman Gazetesi ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?" başlığını taşıyan bu yazıda; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile derneğin müteveffa genel başkanı Prof. Türkân Saylan'ın cemaatin en köklü yayını olan Zaman'da nasıl iftira ve yalanlarla hedef alındığını, nasıl bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütüldüğünü, derneğin burs verdiği çocukların nasıl 'fuhuş' ve 'teröristlik'le suçlandığını gazeteden alıntılar ve kupürlerle tek tek anlattım.

- T24'te yüzlerce benzeri olan haber ve yazılara son bir örnek vermek istiyorum. "7 Şubat MİT krizi" olarak tarihe geçen olaydan sonra cemaat mensuplarının odaklandığı düşünülen özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gündeme gelince, Gülen cemaati yayınlarında büyük bir karşı kampanya başlatıldı. 11 Haziran 2012'de "Sanık Fethullah Gülen'in savunmasından cemaate hatırlatmalar" başlığıyla T24'te yayımlanan yazımda; Gülen'in eski özel yetkili mahkemeler olan Devlet Güvenlik mahkemelerinde yargılanırken bu kurumlara adalet adına yönelttiği tepkileri kaleme aldım. Yazıda, MİT krizi sonrası özel yetkili mahkemelerin kaldırılmaması için mücadele eden Gülen cemaatinin, Fethullah Gülen bu mahkemelerde yargılanırken nasıl tam tersi bir tutum sergilediğini hatırlattım.

"Fuat Avni tweetlerini de, bu hesabı sorgulayan açıklamaları da haber yaptık"

Evet, Mart 2014-Nisan 2016 arasında Fuat Avni adlı hesaptan atılan 108 adet tweeti haberleştirdik. Neden, nasıl haberleştirdik, sorusunun üç yanıtı var.

Birincisi; bu tweetler siyasetin, siyasi parti temsilcilerinin, TBMM Genel Kurulu kürsüsüne kadar parlamentonun, sosyal medyanın; kısacası bütün kamuoyunun gündemindeydi. Herhangi bir hukuk devletinde bu kadar gündemde olan bir hadiseye gazetecilik kayıtsız kalamaz.

İkincisi; konu ana akım medyanın da gündemindeydi. Ana akım medya içinde rekabet eden T24'ün de tartışmalara neden olan ve bütün medyada gündemde olan bu konuya kayıtsız kalamayacağı açıktır. Hürriyet'ten Milliyet'e, CNN Türk'ten Mynet'e, açın bakın, Fuat Avni araması yaptığınızda yüzlerce tweetin haberleştirildiğini göreceksiniz. Yanlış anlaşılmasın; burada o yayınlara neden dava açılmadığı gibi bir soru dile getirmiyorum. Doğru olan o yayınlara dava açılmaması, yanlış olan T24'ün ve benim dava edilmem.

Üçüncüsü; T24 iki yıl içinde 108 Fuat Avni tweetini haberleştirirken Fuat Avni hesabını sorgulayan açıklama, görüş ve haberlere yer vermiş mi? Evet verdi. Üstelik bunu üç boyutta yaptı. İlk adımda Fuat Avni hesabını sorgulayan bütün açıklamalara -başta Başbakan ve hükümet üyeleri ve siyasi partiler olmak üzere- T24'te yer verildi. İkinci boyutta adli makamların, soruşturma makamlarının girişimleri yer alıyor. T24, Fuat Avni hesabına ilişkin adli makamların bütün girişimlerini, suçlamalarını haberleştirdi. Üçüncü boyutta ise, T24, bunlarla yetinmeyerek gazetelerdeki, Fuat Avni'yi hedef alan çok sayıda yazıyı, açıklamayı ve haberleri alıntılayarak yayımladı.

"Burada gazetecilik yargılanıyor"

Burada mesleğimizin doğasına ilişkin olarak bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Gazetecilik; olayların, kişilerin ve kurumların, yayınlara konu oldukları için 'meşrulaştırıldığı' şekilde değerlendirilecek bir meslek değildir. Gazetecilikte sadece katıldığınız görüşlerin yayınını yapmazsınız. Biz örneğin terör saldırılarını da, cinsel saldırıları da yayımlıyoruz, ancak bu yayınlar o saldırıları meşrulaştırmaya çalıştığımız anlamında yorumlanamaz. Örneğin; "bekârlardan vergi alınsın" diyen bir yazarın görüşünü haber yapıyoruz, ancak bu haberi yapmakla bu görüşe katılmış olmuyoruz. Kamuoyunun haber alma, gazeteciliğin haber verme görevi yolundaki yayınları "meşrulaştırma" iddiasıyla değerlendirmek, gazeteciliği icra edilemez hale getirir.

- Gazetecilerin yargı mensupları, savcılar gibi davranması beklenemez. Bu yönde yüksek yargının içtihatları da var. Ancak bir an için öyle olduğunu varsayalım ve gazetecilerin savcılar gibi davranması gereksin. Biz T24'te Mart 2014-Nisan 2016 arasında 108 adet Fuat Avni tweetini haber yaptığımız için ben burada yargılanıyorum. Bu davayı açan savcılıkların Fuat Avni hesabı için düzenlediği iddianamenin tarihi ise 2017. Bir yanda 2014-2016 arasında yapılan Fuat Avni haberleri için T24'e dava açan bir savcılık girişimi, ama diğer yanda Fuat Avni hesabı için 2017'de iddianame düzenleyen bir savcılık girişimi var. 

- Özetlemeye çalıştığım yazılarım, T24 yayınları ve gazetecilik yaklaşımları açısından baktığımda karşıma tek soru çıkıyor. Benim ve T24'ün, darbe girişimine kalkışan bir örgüte destek olmamız için nasıl bir nedenimiz olabilir? Ben bu sorunun yanıtını iddianamede göremiyorum. Tam aksine, iddianamede; MASAK raporuna dayanarak benim ve T24'ün örgütle hiçbir mali ilişkisinin bulunmadığı, emniyet raporuna dayanılarak örgütle hiçbir bağımızın görülmediği belirtiliyor. İddianamenin sonuç ve istem bölümünde ise "örgütle hiçbir hiyerarşik bağımızın tespit edilemediği, aksine örgüt aleyhine çok sayıda yazı ve haber yayımladığımız" belirtiliyor ve "kasıt unsurunun mahkemenizce takdir edilmesi” talep edilerek yargılanmam isteniyor.

- Kurucusu ve yöneticisi olduğum T24'ün yayınlarından ve kendimden zerre kadar kuşkum yok. Ancak bu tür davaların; darbe girişimi gibi anayasaya, demokrasiye, topluma karşı büyük bir suç karşısında bütün kesimleriyle bir araya gelmesi beklenen toplumun kafasında soru işaretleri yarattığını, hukuk ve demokrasi için birliktelik arayışına zarar verdiğini düşünüyorum. Burada gazetecilik yargılanıyor, suçlamaları reddediyorum.

Taylan Tanay: İddianamede suç tespiti yok

İlk duruşmada daha sonra söz alan T24 ve Doğan Akın'ın avukatlarından Taylan Tanay, iddianamelerin nitelikleri itibarıyla "suç atım" belgeleri olduğunu, ancak davaya dayanak olan iddianamede bir suç atfı bulunmadığını vurguladı. Benzer davaların iddianamelerinde "örgüte yardıma ilişkin savcılık kanaati ile cezalandırma talebinin" yer aldığına işaret eden Taylan Tanay, Akın'a yönelik iddianamede ise "kanaat" değil "şüphe"den bahsedildiğini, "varsa kasıt unsurunun mahkemenin takdirine bırakıldığını" ve "cezalandırma değil yargılama" talep edildiğini anlattı. Tanay, iddianamede "suç tespiti" yapılmadığını belirterek "derhal beraat kararı" verilmesini talep etti.

Aslı Kazan: Van ve Erzincan olaylarında T24'ten başka mecra bulamıyorduk

T24 ve Doğan Akın'ın avukatlarından Aslı Kazan da, dava konusu edilen 2 yıllık dönemde T24'te yaklaşık 100 bin içerik yayımlandığını, buna karşılık bu dönemdeki 108 tweetin haberleştirilmesi nedeniyle Doğan Akın'ın yargılandığını, sadece bu karşılaştırmanın bile "örgüte yardım" gibi bir iddiayı dayanaksız bıraktığını anlattı.

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 4. maddesinde "İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir" hükmü bulunduğunun altını çizen Aslı Kazan, sorumluluğun ancak "sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise" doğduğunu söyledi.

Kazan, T24'te Fuat Avni tweetlerine ilişkin olarak yayımlanan haberlerin sunuş biçiminde böyle amacın görülmediğini ve T24'ten söz konusu hesaba bir yönlendirme yapılmadığını vurguladı. Söz konusu dönemde Fuat Avni hesabından binlerce tweet atılmasına karşın T24'te sadece 108 tweetin haber yapıldığını altını çizen Aslı Kazan, bu durumun da T24'ün Fuat Avni hesabına yönlendirme yapma, tweetlerindeki görüşlere katılma gibi bir saikle değil, sadece habercilik amacıyla hareket ettiğini ortaya koyduğunu belirtti.

Aslı Kazan; bugün FETÖ'den tutuklu olan savcı Ferhat Sarıkaya'nın haksız suçlaması karşısında cezaevinde intihar eden Enver Arpalı'nın ailesinin de, yine bugün FETÖ'den tutuklu olan savcı Osman Şanal'ın Erzincan'da makamına baskın yaparak tutuklattığı İlhan Cihaner'in de avukatı olduğunu, o dönemlerde bu iki savcının hukuki açıdan kabul edilemeyecek operasyonlarını haber yaptıracak mecra bulamadıklarını, sadece T24'e ulaşabildiklerini anlattı.

T24 ve Doğan Akın'ın avukatlarından Serdar Laçin de, meslektaşlarının açıklamalarına ek olarak, Twitter'daki Fuat Avni hesabını hedef alan ve sorgulanan açıklamalar ve adli girişimlerin de haber yapıldığının, T24'ün gazetecilik dışında bir saikle davranmadığının açık olduğunu belirterek beraat talep etti.

Savunmaların ardından savcılık esas hakkında mütalaa için süre istedi, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşması görülen dava 17 Nisan 2020 tarihine ertelendi.
İddianameden: FETÖ yapısında faaliyete dair hiçbir veriye ulaşılamamıştır
İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Murat Çağlak tarafından hazırlanan iddianamede, Doğan Akın hakkında yapılan ‘araştırmanın sonunda örgüt bağını gösteren hiçbir veriye ulaşılamadığı’, şu ifadelerle dile getirildi:

"İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 20/05/2019 tarihli yazısı ekinde gönderilen rapora göre; Bylock, Bank Asya hesap hareketleri, örgütün tepe yönetimi ile irtibat, örgüt ile iltisaklı vakıf, dernek üyelikleri, SGK kayıtları gibi hususlar ile ilgili yapılan sorgulamada şüphelinin FETÖ/PDY hiyerarşik yapısına dahil olarak faaliyet gösterdiğine dair herhangi bir veriye ulaşılamamıştır."
İddianamenin devamında, banka hesapları da incelenen T24 ve Doğan Akın hakkında Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) gönderdiği CD ve rapora dayanılarak "şüphelinin örgütle iltisaklı kişilerle mali ilişki içinde olmadığı" belirtildi.

İddianamenin sonuç ve istem bölümünde de, "Doğan Akın'ın örgütle hiyerarşik bir ilişki içinde olduğunun tespit edilmediği, T24'te örgüt aleyhine çok sayıda yazı ve haber yayımlandığı" belirtildi ve "kasıt unsurunun mahkemece değerlendirilmesi" istenerek TCK'nın 15 yıla kadar hapis cezası öngören “örgüte üye olmamakla birlikte bilerek/isteyerek yardım" hükümleri uyarınca yargılama yapılması talep edildi.