Kendisini arayan astsubayla yaptığı görüşme ve Libya üzerine yazdığı yazılar nedeniyle tutuklanan OdaTV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız’ın, 9 Ocak - 9 Mart 2020 tarihleri arasında, telefonlarının dinlendiği ortaya çıktı.

Cumhuriyet Gazetesi'nden Alican Uludağ'ın haberine göre; dinleme tarihinin 9 Mart’ta sona ermesine karşın, savcılığın Yıldız’ı 3 ay sonra, 8 Haziran’da gözaltına alması soru işaretlerine neden oldu. 8 Haziran’da “Askeri Casusluk” iddiasıyla gözaltına alınan gazeteci Müyesser Yıldız, 12 Haziran’da, saat 02.15’te, “devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri açıklama” suçundan tutuklandı. Sincan Cezaevi’ne konulan Yıldız, koronavirüs tedbirleri kapsamında 14 gün tek başına karantinada olacak. Yıldız, cezaevine girer girmez, avukatından bazı kitaplar istedi.

DİNLEME BİTTİ

Yıldız’ın tutuklanması tepki çekerken, dosyada yeni bilgiler ortaya çıktı. Buna göre soruşturma, Ankara Başsavcılığı’na, 13 Kasım 2019’da yapılan, “Hadımköy Kışla Komutanlığı’nda görevli Erdal B., devlete karşı suç işlemektedir. Gizli kalması gereken bilgileri telefonla dışarıya çıkardığı kanaatindeyim” ihbarı ile başladı. İhbarda adı geçen astsubayın telefonu ise ancak 2 Aralık 2019’da dinlenmeye başlandı.

Dinleme, 2 Şubat’ta sona erdi. Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel’in telefonları ise “askeri casusluk iddiasıyla” 9 Ocak 2020’de dinlenmeye başlandı. Dinleme, 9 Mart’ta sona erdi. Ancak soruşturmayı yürüten savcılık, “tüm deliller dinlemeye dayalı olmasına karşın” operasyonu 3 ay sonra yaptı. Savcılığın, 3 ay neyi beklediği ise soru işaretlerine neden oldu.

Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, hâkimlik sorgusu sırasında yaptığı açıklamada, “Yıldız’ın suçlandığı iki köşe yazısında suç olmadığını” belirterek “Söz konusu soruşturma ihbar mektubu ile başlamıştır. Balyoz vb. davalardan aşina olduğumuz bu yöntem FETÖ taktiğidir. Amacı da müvekkilin dijital arşivine ulaşmaktır. Zira müvekkil, 15 Temmuz tarihinden sonra kritik tüm davaları takip etmiş, buna ilişkin notlar tutmuş ve bu anlamda bir arşiv oluşturmuştur.

Bu arşiv değerlendirilerek birtakım bilgilere ulaşılmıştır. Bu ihbarla bunlar hedeflenmiştir. Zira bu arşiv değerlendirildiğinde kripto FETÖ’cü ve darbecilerin açığa çıkarılması söz konusudur” dedi.

‘ÇAPI YETMEZ’

Cumhuriyet’e konuşan avukat Tokatlı, Müyesser Yıldız’ın iki haberle suçlandığını anımsatarak bunların birinin 24 Aralık 2019 tarihli, “Kim bu Hafter’le görüşen Türk komutanlar”, diğerinin ise 20 Ocak 2020 tarihli, “Libya’ya hangi komutan gitti... Yerine kim geldi” başlıklı yazılar olduğunu söyledi.

Hafter’in yanındaki Türk generalin yazısındaki bilgilerin Yunanistan ve İtalyan basınından alındığını ve yazıda buraya atıf yapıldığını anımsatan Tokatlı, şunları anlattı: “Yoksa bunu bilmeye ve analiz etmeye astsubay Erdal B’nin çapı, psikolojisi yetmez. Müyesser Yıldız, yazının sonunda şunu söylüyor. ‘Hafter’in yanında iki tane Türk subayı var. Onlar FETÖ’cü subaylar değil mi’ diye. Yurtdışına firar eden FETÖ’cülerin ifşası suçu olamaz. O haberin başlangıcında da Müyesser Yıldız’ın Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki vekâlet savaşlarına ilişkin analizi var.

Yazıda, vekâlet savaşlarını yürüten devletlerin bunu kabul etmediğini ifade ederken, ‘Siz neden kabul ediyorsunuz’ diye soruyor. Cumhurbaşkanı Danışmanı, ‘Sadat’çı Adnan Tanrıverdi ve İsmail Hakkı Pekin’in açıklamalarını koyuyor. Yıldız, ‘Bunlar bizim ulusal çıkarlarımıza zarar veriyor, suçu siz işliyorsunuz’ diyor. İkinci haberde şu var: Libya’da görevlendirilecek komutan Metin Gürak. 15 Temmuz’da onu da derdest ettiler, sonra Genelkurmay İkinci Başkanı oldu. Erdoğan, ‘Libya’da bir korgeneral görevlendireceğiz’ dedi. Karargâhtaki tek korgeneral o. Yazı, bundan ibaret.”

‘O ADAM VAZİFELİ’

Avukat Tokatlı, astsubay Erdal B’nin Müyesser Yıldız’ı suçladığının anımsatılması üzerine, “Bu adam vazifeli. Öyle bir adama tetikçilik yaptırıyorlar. Bu adamın itirafçı olduğunu, sorgu sırasında bilmiyorduk. Tekin birisi değil. Psikolojisi bozuk. Aramaların hepsini bu adam yapıyor. Müyesser’in bir defa bu adamı aramışlığı yok. Sanıldığı gibi istihbaratçı değil, lojistikçi. Muhabereci başçavuş” diye konuştu.

HABERLERE ENGEL YOK

Soruşturmanın ihbar üzerine “askeri casusluk” iddiasıyla başlatıldığını anlatan Tokatlı, “Madem, ulusal sırlara bir zarar var, bu iki habere erişimin engellenmesi gerekiyordu. Ancak bunca zamandır herhangi bir engelleme yok. Habere halen erişilebiliyor. Bu yazıları, sorgu sırasında elektrikler kesildiğinde telefondan okudum. Hâkime, ‘Bunun neresinde ifşa, milli sır var’ diye sordum. Geçmişte bavulcu Baransu vardı, bugün de onun rolüne talip birtakım insanlar var. Onlar da Baransu’ların, Zekeriya Öz’lerin akıbetini görsünler, tetikçilik, itibar cellatlığı yapmasınlar” değerlendirmesini yaptı.