Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Erdoğan'ın iki konuşmasında da göndermede bulunduğu Tekâlif-i Milliye kararlarını köşesine taşıdı.

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüsle mücadele için başlattığı bağış kampanyasını savunurken, Kurtuluş Savaşı sırasında yayınlanan Tekâlif-i Milliye kararlarını hatırlattı.

Bunun üzerine konuyu köşesine taşıyan Altaylı, "Maksat büyük bir yokluk içinde orduyu savaşabilir, savaş alanında kalabilir halde tutmaktır. Bugün hayal bile edemeyeceğimiz bir yokluğun çaresi olarak uygulanmıştır. Bugün devletin durumunun bu olmadığını umuyorum" ifadelerini kullandı.

Altaylı'nın Habertürk'teki "Biraz da onlardan tekalif" başlıklı yazısından ilgili kısım şöyle;

Nedir bu herkesin adını bile söylemekte zorlandığı Tekalif-i Milliye.
Aslına bakarsanız “milli yükümlülükler” anlamına geliyor ve İslam hukukunda vergilere verilen genel ad da diyebiliriz.

Bizde şu anda mevzu olan hali ise hazinesi olmayan, geliri olmayan, vergi toplayamayan, ihracat ve ithalat yapamayan, üretim imkanlarına sahip olmayan ve hatta devleti bile olmayan bir Büyük Millet Meclisi’nin yürüteceği Kurtuluş Savaşı için halkına “yüklenmesidir”.

Halkın parası değil, savaş için gerekli olan malının yer yer yüzde 40’ına, yer yer yüzde 20’sine “Bedeli sonradan ödenmek üzere” el koyulmuştur.

Bakın neler alınmıştır:

1. Her kazada bir Tekali-i Milliye Komisyonu kurulmuştur

2. Her aile 1 kat iç çamaşırı, 1 çift çorap ve 1 çarık vermek zorundadır.

3. Tüccarın ve halkın elinde bulunan çamaşırlık bez, patiska, pamuklu, yıkanmış veya yıkanmamış yün, erkek elbisesi dikmeye yarayacak kumaş, kalın bez, kösele, vaketa, çarık, potin, nal, mıh, yem torbasının yüzde 40’ına bedeli sonradan ödenmek üzere komisyonlara teslim edilecektir.

4. Buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, pirinç, kasaplık hayvan, şeker, gaz, sabun, yağ ve tuzun yüzde 40’ı bedeli sonradan ödenmek üzere komisyonlara teslim edilecektir

5. Halkın elinde kalan taşıt araçları ile ayda bir kez yüz km’den daha uzak olmayan mesafelere asker sevkiyatı yapılacaktır.

6. Ordunun giyimini ve beslenmesini sağlayacak mallara gerekli hallerde el koyulabilecektir.

7. Halkın elinde bulunan cephane üç gün içinde teslim edilecektir.

8. Benzin, vakum, gres, makina, don, saat ve taban yağları vazilinler, otomobil ve kamyon lastikleri, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon aparatları, kablo, pil, çıplak tel asit sülfürik stoklarına el koyulacaktır ve bedeli daha sonra ödenecektir.

9. Demirci, marangoz, dökümcü tesfiyeci, saraç, arabacı esnafları ve atölyeleri ile burada iş çıkarabilecek esnaf, usta ve çırakları ad, sayı ve durum olarak tespit edilecektir.

10. Yük hayvanları, 4 tekerlekli yaylı arabalar, at, öküz ve kağnı arabaları. Top çeker hayvanlar ve yük hayvanları, deve ve eşek sayısının yüzde 20’si alınacaktır.
Görüldüğü üzere maksat büyük bir yokluk içinde orduyu savaşabilir, savaş alanında kalabilir halde tutmaktır.

Bugün hayal bile edemeyeceğimiz bir yokluğun çaresi olarak uygulanmıştır.
Bugün devletin durumunun bu olmadığını umuyorum.