İktidar, koronavirüs salgınına karşı sokağa çıkma yasağı talep eden CHP'nin talebini adım adım ve kısmen hayata geçirirken, sokağa çıkma yasağı çağrısından darbe ve kaos planı çıkaran yandaş alemler alınan bütün kısıtlama kararını da lkışlamaya devam ediyor.

Duruma dikkat çeken KARAR yazarı Akif Beki ise yandaşların bu tavrıyla dalga geçti. 

Beki'nin "Bırakın Maliye ve İçişleri kızsın bu saçmalıklara! " başlıklı yazısı şöyle:

Sabah yazarı Engin Ardıç değil sadece, sivrilerek göze girme taklaları atan iktidar propagandistleri bir süredir aynı senaryoyu işliyor:
Sokağa çıkma yasağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tuzak kurmak için isteniyormuş.

‘İktidar altından kalkamaz, kapanılan evlerde açlık baş gösterince de sosyal patlama olur, iç savaşa kadar gider’ hesabı yatıyormuş ısrarların arkasında...
Muhalefeti ne rahatsız edecek bu uçukluklar, asıl Maliye ve İçişleri bakanlarına dokunuyor ucu.

Direkt şöyle karalamadıkları kaldı: ‘Kasada ihtiyat akçesi mi var, kara gün parası çoktan harcandı, muhalefet haklı, sokağa çıkma yasağını finanse edemeyeceği için topa basmıyor devlet, maaşların kiraların sorumluluğunu alamadığı için çalışma hayatını istop ettirmiyor, biz de asıl nedeni saklamak için işte böyle akla ziyan kılıflar uyduruyoruz’...

Putin açıkça söyledi mesela, Rusya ekonomisi korona yüzünden zor durumda diye.
Zorda olsak, herhalde bizde de yetkililer lafı dolandırmaz, yekten söylerdi.

Dünya ne kadar küçüleceğini hesaplarken Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, bizim ekonomimizin büyüme hedeflerini tutturacağını müjdeliyor.

Dünyadan ‘pozitif’ yönde ayrışan belki de yegane ülke olmaya adayız şu halde.

Ne hakları var şimdi işgüzar propagandistlerin, aldatmacalarla bu iyimserliğe gölge düşürüyor, hazineyi aciz gösteriyorlar.

‘Kimsesizlerin kimsesi olamayacağı, evde gelirsiz kalacaklara bakamayacağı için devlet sokağa çıkma yasağı ilan etmiyor’ deseler...İktidar savunusu adına pompaladıkları bu zırvalardan daha fazla zarar veremezlerdi iktidara.

BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU

Yumurtaya kulp takma gayretiyle, beter borazanlıklar da dolaştırılıyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir başta, CHP’li belediyeler önlem alacağına daha çok insan ölsün de iktidar yıpransın diye sinsice çabalıyormuş da...

Sokakları boşaltıp İstanbul’u terör örgütlerine teslim edecek, sonra da FETÖ yardımıyla devlet içinde paralel devlet kuracakmış, İmamoğlu’nun tezgahı buymuş da...

‘Öfkeme çok öfkeliyim, yakalarsam çok pis kırarım ağzını burnunu’ hezeyanı, ne kadar öfkesini gerçekten yenmeye niyetli bir bilince aitse...Bu fanfar bandosunun yaygaraları da ancak o kadar iktidarın iddialarıyla uyumlu ve tutarlı.

Demezler mi; 65 yaş üstüne sokak yasağı, Mansur Yavaş’ın fikri çıkmadı mı? AK Partili Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin açıklamadı mı?

Madem bu yolla sokak kalkışması planlanıyor, iktidar da sokağa çıkma yasağı için bastıranlara tuzak diye direniyor, yoksa parasızlıktan değil...

Yavaş’ın akşam bir WhatsApp grubunda önerdiği yasak, Şahin’in Soylu’ya iletmesiyle nasıl oluyor da sabah hemen hayata geçiriliyor?

Sormazlar mı; yardım kampanyasını devlet içinde devlet olmak, ayrı baş çekmek, ikilik ve fitne çıkarmak için açtılarsa...

Cumhurbaşkanlığının bir sözüyle nasıl oluyor da aynı İmamoğlu ve Yavaş, ulaşım hatlarında bedava yüzbin maske dağıtmaya başlıyor, ikiletmeden?

Hem daha çok insan ölsün, açlık çıksın, iktidar zorda kalsın diye hastalığı yaymaya, herkese bulaştırmaya çalışıyorlarsa...

Niye yardım organize etsin, sorumluluk alsın, engellemelere rağmen ellerini taşın altına koymakta diretsin ki CHP’li belediyeler?

Üstelik sokağa çıkma yasağı o kadar tehlikeliyse, sokak darbesine davetiye çıkarmakla birse...

Sağlık Bakanı Koca’nın “Teması kesmezsek kontrol zorlaşır” uyarısı, Sabah’ın dünkü manşetinde ne arıyordu?

Bakan Soylu ne demeye park, sahil, yaş ve sosyal mesafe kısıtlarını ihlal edenlere ceza kesen valileri, polisleri örnek gösteriyor, Twitter’dan duyurup tek tek alkışa boğuyor?

GEL DE İŞKİLLENME: KORONA CHP’Lİ MİYMİŞ!

İpe sapa gelmez, ileri tutar tarafı olmayan bu hezeyanlar, muhalefeti vurmaz. İktidarı başarısızlığa kılıf arıyor durumuna düşürür ki bilhassa Maliye ve İçişleri bakanlarının yerinde olsam, ‘hedef bizi tefe koydurmak mı’ diye ciddi işkillenirdim.

İçişleri “Asılsız ve provokatif paylaşımlar”ın anında tepesine biniyor. Her hafta yüzlerce tespit, onlarca gözaltı bilgisi geçiyorlar.

Halkı yanılttığı, tedbirleri hafife aldırarak genel sağlığı tehlikeye attığı, toplumu kin ve nefretle birbirine düşmanlığa kışkırttığı, paniklettiği, korku saldığı, devlet yetkililerine güveni sarstığı, yalan ve iftira yaydığı gibi gerekçelerle...

Salgın yüzünden cezaevlerini boşaltmaya, azılı mahkumları bile çıkarmaya hazırlanan iktidar, Twitter’da “asılsız ve provokatif paylaşımlar”ı affetmiyor.

Değindiğim borazanlıkların binde biri kadar bile ‘asılsız ve provokatif’ olmayan paylaşımlarından dolayı insanlar savcılığa, karakola çekiliyor, nezareti boyluyorlar.

Bunları yazanların da kapısında polis bitsin demiyorum, bunlara dokunulmazken öbürlerine niye yalnız!

Yalan ve iftira onlara yasakken bunlara serbest mi? Yanıltıcı tezviratla salgına tedbir aldırmamaya alenen tahrik bile ediyorlar, kamu sağlığına daha büyük tehdit mi olur?

İktidar ne söylüyor, tamburası ne çalıyor...

Bu martavallarla halkı koronavirüsün kripto CHP’li çıktığına inandıracağını zanneden tambura takımından ne olur yahu!

Ha, ‘temsil ve yönetme yetkisi kimdeyse hesabını da ondan sormayayım öyleyse, savunmayı vekaletime sahip olmayan avukattan isterim tamam, tokmak iktidarın elinde dursun da davulu şöyle muhalefetin boynuna asayım’ der mi kimse?

Eleştiri ve şikayetlerini muhalefete, beğeni ve takdirlerini iktidara iletmeye ikna eder mi milleti şişirilen balonlar, emin misiniz?