Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, Osman Kavala'nın beraat etmesinin ardından AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı sinirlendiren asıl sebebi yazdı.

"Ne oldu da bir gün öncesinde tahliye beklentisi bu kadar yüksekken ve tepki çekmezken, tahliye bu kadar fırtına kopardı?" diyen Zeyrek "Biraz araştırdım, Beştepe'ye yakın isimlerden soruşturdum. Erdoğan'ın asıl tepkisinin Kavala'nın tahliyesinden çok Gezi Davası'nın “beraat” kararıyla sonuçlanmasına olduğunu öğrendim" ifadelerini kullandı.

Deniz Zeyrek'in Sözcü'de yayımlanan "Erdoğan’ın öfkesi Gezi’ye verilen beraata" başlıklı yazısından ilgili kısım şöyle;

Gezi Davası duruşması öncesinde işadamı Osman Kavala'nın tahliye edileceği yönünde bir beklenti vardı. Hatta, batıdan gelen eleştiriler nedeniyle bunalan Ankara'nın da Kavala'nın tahliye edilmesi fikrine olumlu bakmaya başladığını duyuyorduk.

Ancak kimse Kavala'nın da sanık olduğu Gezi Davası'ndan “beraat” kararı çıkmasını beklemiyordu.

Karar çıktıktan sonra olanları biliyorsunuz:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, mahkeme kararına çok sert tepki gösterdi. Hakimler Savcılar Kurulu (HSK),  Erdoğan'ın bu tepkisini adeta talimat sayıp harekete geçti ve beraat kararını veren heyetle ilgili inceleme başlattı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da Kavala için bu kez 15 Temmuz'la ilgili bir soruşturma süreci başlattı ve Kavalaözgürlüğü tadamadan 15 Temmuz darbe soruşturması kapsamında cezaevine kondu.

Peki ne oldu da bir gün öncesinde tahliye beklentisi bu kadar yüksekken ve tepki çekmezken, tahliye bu kadar fırtına kopardı?

Biraz araştırdım, Beştepe'ye yakın isimlerden soruşturdum.

Erdoğan'ın asıl tepkisinin Kavala'nın tahliyesinden çok Gezi Davası'nın “beraat” kararıyla sonuçlanmasına olduğunu öğrendim.

Neticede muhalefetin göğsünü gere gere sahiplendiği, Abdullah Gül'ün dahi büyük gurur duyduğunu söylediği Gezi Olayları, neticede hem Erdoğan hem de yakın çevresince “hükümeti devirmek için harekete geçmiş dış destekli bir operasyon”  olarak tanımlanıyordu.

Haliyle davadan “beraat” kararı çıkması, Erdoğan cephesinin sarıldığı önemli bir “mağduriyet kozunu” ortadan kaldırmış oldu.

Özetle söylemek gerekirse, mahkeme Gezi'yi “Hükümeti devirmeye teşebbüs suçu” saysaydı, sanıklara en azından Kavala'nın yattığı hapis süresiyle orantılı bir ceza verseydi, Ankara bu kadar fırtına kopmayabilirdi.

Devlet Kavala'nın geçmişini, ilişkilerini, kısacası her şeyini biliyor. Ankara'da Kavala'nın 15 Temmuz'la ilgili dinlemeye takılan bazı konuşmalarında darbeye karşı net tavır ortaya koyduğuna dair bilgiler de dillendiriliyor. Bu ayrıntılardan olsa gerek, Kavala'nın darbe soruşturmasında tutuklanmasıyla ilgili “mahkemenin Gezi'ye beraat kararına karşı, kaş yapayım derken göz çıkarıldı” yorumları yapılıyor.

Soruşturmaların içeriğinden bağımsız olarak söylüyorum:

Bu yaşananlar, (kararlar arasındaki çelişkiler, kararlar üzerindeki siyaset gölgesi, mahkeme heyetlerinin kararlarından dolayı inceleme/soruşturmaların hedefi olması vs) ülkemizde yargının bağımsızlığı ve itibarı açısından hiç hoş şeyler değil.

Yazık güzel ülkemize, çok yazık!