Şişli’deki Agos gazetesindeydi Hrant Dink. 19 Ocak 2007 idi. Gazetedeki işlerini halletmiş, dışarı çıkmıştı. Tam kapının önündeyken arkasından gelen 17 yaşındaki Ogün Samast tarafından vuruldu. Anlayamadı önce kimse ne olduğunu. Bir Ermeni, gazeteci bir Ermeni öldürülmüştü.

Evrensel Gözde Tüzer'in haberine göre, Gabriel Garcia Marquez’in romanı “Kırmızı Pazartesi”deki gibi beklenmişti aslında bu cinayet. Göz göre göre gelmiş, kimse engellememişti. Nefret suçlarının, ırkçı faşist saldırıların ardı arkası kesilmemişti Hrant Dink’e. Kendisi “Adliye koridorlarında üzerime saldırıyordu faşistler, ırkçı küfürlerle. Pankartlarla hakaretler yağdırıyorlardı. Yüzlerceyi bulan ve aylardır yağan telefon, email, mektup tehditleri her seferinde biraz daha artıyordu” diyerek anlatmıştı bu durumu Hrant bir yazısında. O artık güvercin tedirginliğinde yaşıyordu. “İnsanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir bedel olduğunu bilir misiniz siz ey bakanlar..? Bilir misiniz..?” diyordu.

Hrant’ın arkadaşlarından Bülent Aydın “Hrant Dink cinayetinin işlendiği günden bugüne kadar nefret suçları durumunda daha iyi bir yerde değiliz. Hrant Ermeni gazeteciydi, Agos’un genel yayın yönetmeniydi. Ve nefret suçuna kurban gitti. Yıllar süren linç kampanyası sonrası bu cinayet yaşandı. Bu cinayetin öncesi ve sonrası da yargılama aşamasında olmalı” diyerek anlatıyor.

"HRANT ERMENİ DÜŞMANLIĞINDA ÇÖZÜME YAKLAŞIYORDU"

Halbuki o tüm samimiyetiyle yaşananları anlatıyordu. Ermenilerin neler yaşadığını anlatırken İstanbul Ermeni Patrikhanesine, “Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak ön yargılar kırılır” diyerek Agos’u çıkarmaya başlamıştı 5 Nisan 1996’da. Agos gazetesinin şimdiki Genel Yayın Yönetmeni Yetvard Danzikyan şöyle anlatıyor Hrant’ı: “Hep anlatılır. Trabzon’daki bir panelde Hrant’a yoğun eleştirilerle başlayan panel, yumuşak bir tonda sona ermişti. Hrant aslında devlet eliyle körüklenen Ermeni düşmanlığının çözümüne yaklaşıyordu.”

"IRKÇI BİR KAMPANYAYLA HEDEF HALİNE GETİRDİLER"

O tüm samimiyetiyle anlatırken Ermeni sorununu, devlet eliyle körükleniyordu ırkçılık ve ciddi bir nefret söylemine, saldırılara dönüşüyordu. Danzikyan “Dink cinayeti bir günde olmadı.

Özellikle 2004 ve 2007’ye kadar onu hedef haline getirmek için her şeyi yaptılar. Mahkeme çıkışlarında fiziki saldırılarda bulundular, tehdit ettiler. Irkçı bir kampanyayla hedef haline getirdiler” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Çünkü Hrant, kendi sıcak kanlı tarzıyla insanları yakalıyordu. İnsanlara Ermeni meselesinin ne olduğunu anlatıyordu. Ve Türkiye’nin bir kısmı bu mesajı almıştı. Bunu aldıkları için Hrant’ın öldürülmesi bir travma yarattı. Toplanan 100 bin kişiyi buna bağlıyorum.”

Ve Hrant 19 Ocak 2007’de Agos önünde cinayete kurban gidiyor Hrant. Sonra adalet talebi başlıyor.

Danzikyan şöyle diyor:

“Cinayetin işlendiği gün itibariyle perde arkasında, içinde, kıyısında devlet görevlilerinin de olduğunu herkes anlamıştı. Cinayetten sonra; gerek Hrant Dink cinayeti davasını takip edenler, gerek adalet talep edenler, herkes; devletin içinde olduğunu, devletin yargılanması gerektiğini söylemişti. Fakat bu yapılmadı. Tetikçinin çevresindeki 2-3 kişi tutuklanıp kapatılmak istendi.”

En başından beri davayı takip eden Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu ise 2004’te Hrant’ın valilik görüşmesinde MİT görevlilerinin olduğunu ve Genelkurmay Başkanlığının isteği ve talimatı ile gerçekleştiğini, Hrant Dink’in, Yasin Hayal tarafından öldürüleceği, cinayete hazırlığa yönelik keşifler yapıldığı, krokiler çizildiği, silah temin edilmeye çalışıldığı ve nihayetinde de silah temin edildiği bilgilerinin devletin tüm istihbarat birimleri tarafından cinayetten önce ayrıntıları ile bilindiğini, cinayetten sonra cinayette sorumluluğu olan devlet görevlilerinin sorumluluklarını, cinayete iştiraklerini gizlemek için belge ve bilgileri yok ettiklerini, arşivleri düzenlediklerini anlatıyor.

"CİNAYETTEN 1 YIL ÖNCE DEVLET BİLİYORDU"

Danzikyan Abdi İpekçi’den Uğur Mumcu’ya kadar Türkiye’deki siyasi cinayetlere bakıldığında devletin bilgisi olmadan yaşanmadığını söylüyor ve “Hrant Dink Ermeni olduğu için öldürüldü. İlk kez bu kadar kamu görevlisi bir siyasi cinayet nedeniyle yargılanıyor. Bu Türkiye tarihinde ilk kez olan bir şey. Ve bunu sağlayan koşullar belli. Bu mızrağın çuvala sığmadığının göstergesi. Bu kamu görevlilerinin yardımı olmasaydı bu cinayet işlenmezdi” diye anlatıyor.

Danzikyan şöyle devam ediyor:

“Tüm bu cinayet sırasında devletin tüm birimlerinin 1 yıl önce Hrant’ın öldürüleceğini biliyor olduğunu öğrendik. Trabzon Jandarması kendi muhbirleri vasıtasıyla Hrant’a yönelik bir suikast planlandığını öğreniyor. Hrant’ın canına kastedilecek bir eylem yapılacağını biliyorlardı. Ne yaptılar? Hiçbir şey.”

Cinayetin işlendiği günün hemen ardından 10 binlerce kişi Agos gazetesi önünde toplandı. “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganlarıyla, “Hrant Dink’i Katledenleri Lanetliyoruz”, “Hepimiz Hrant Dink’iz!” pankartlarıyla…

"KARANLIK ZİHNİYETTE GEDİKLER AÇILMIŞ DEĞİL"

Ogün Samast yakalandı, yargılama hemen başladı, ancak 2016’ya kadar hemen hemen hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı. Tüm taleplere cevap 9 yıl sonra geldi. Danzikyan “Bu da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla, adalet talep edenlerin ısrarıyla, her 19 Ocak’ta binlerin toplanmasıyla olabildi. 9 yıl sonra kamu görevlileri yargılanmaya başlandı. Peki kamu görevlilerinin yargılanmasıyla her şey halloldu mu? Dink ailesi avukatlarının ve adalet talep edenlerin çok geniş talepleri vardı” diyor yargılamalar için.

Bülent Aydın bugün gelinen noktayı şöyle anlatıyor:

“13 yıl boyunca nereden nereye geldik? Tetikçilerin ve azmettirenlerin yargılandığı ve bizim Hrant’ın Arkadaşları olarak ‘müsamere’ olarak nitelediğimiz ilk duruşmalardan sonra bugün daha geniş kapsamlı 77 sanığın yargılandığı ve büyük bölümünün kamu görevlileri olduğu, o dönemin emniyet yetkilerinin de dahil olduğu bir sanık grubu var.

Dava halen tanıkların dinlenilmesi aşamasında ve önümüzdeki şubatın 18’inde 103. duruşması yapılacak. O günden bugüne karanlık zihniyette gedikler açılmış değil. Bu konuda Hrant’ın avukatlarının davanın çeşitli aşamalarında sunduğu soruşturmanın genişletilmesi talebi henüz karşılanmadı.

AİHM kararlarından sonra çeşitli soruşturma kararlarının alınabilmesi sonrası ve nihayet devlet içerisindeki değişikliklerden sonra resmi kişilerin yargılanması ancak mümkün olabildi. Bu arada cinayetin üzerinden 9 yıl geçmişti. Bugün kapsamlı devam ediyor.”  

Hakan Bakırcıoğlu “Cinayete giden süreçte yaşananlar, Hrant Dink’e yönelik linç süreci etkin şekilde soruşturulmadı ve bu süreçte yer alan kişiler hakkında ve Hrant Dink’e yönelik koruma tedbiri almayan İstanbul Valilik görevlileri ile MİT İstanbul Bölge Başkanlığı görevlileri ile yanı sıra cinayeti tasarlayan örgüte yönelik operasyon sürecini organize etmeyen MİT Trabzon Bölge Başkanlığı görevlileri hakkında iddianame düzenlenmedi” diyor yaşananlar için.

"'ÖLDÜR’ DİYENLER YARGILANSIN"

Peki adalet talep edenler ne istiyor? Bülent Aydın ilk gün olduğu gibi “Öldür diyenler yargılansın” talebinin devam ettiğini, cinayet öncesi sürecin soruşturulması ve bütün aktörlerin mahkeme önüne çıkması gerektiğini söylüyor “13 yıldır Hrant Dink’i anmaya onun davasına sahip çıkmaya devam ediyoruz. Ve 13 yıldır ‘Hrant Dink cinayeti aydınlatılsın’ talebimiz devam ediyor.” diyor.

Bülent Aydın “Her yıl olduğu gibi adalet taleplerimizi tekrarlayacağız. Bu cinayetin arkasında olduğu ayan beyan belli olan bu karanlık zihniyetin aydınlatılmasını tekrarlayacağız. Hrant için adalet öyle sağlanacak.” diyor.

Ve 13 yılın sonunda yine Hrant Dink 13. Kez vurulup düştüğü yerde her yıl olduğu gibi saat 15.00’te Şişli’deki Agos gazetesi önünde anılacak ve bu yıl “Utanmak için geç değil” denilecek.

"HRANT’I ÖLDÜRDÜLER AMA HRANT’IN SÖZLERİNİ SUSTURAMADILAR"

Peki Hrant öldürüldü ve sesi sustu mu? Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvard Danzikyan anlatıyor: “Hrant’ın öldürülmesi travma yarattı. Türklere Kürtlere Ermenilere... Keşke Hrant yaşasaydı, yanımızda olsaydı. Ama şimdi daha fazla insan Hrant’ın görüşlerini okuyor, dinliyor. Hrant’ı öldürdüler ama Hrant’ın sözlerini susturamadılar. Hem Türkiye’de hem yurt dışında daha fazla yankılanıyor Hrant’ın sesi. Ermeniler, Türkler, Kürtler Hrant’ın hayatını sözlerini öğrenmeye geliyorlar”

Ayrıca Danzikyan Şişli’deki Agos gazetesinin çalışma ofisinin 23.5 Hrant Dink Hafıza Mekanı olarak dönüştürüldüğünü anlatarak “Orada Hrant’ın yazılarını okuyorlar. Hrant’ın hayalleri ve umutlarını yaşıyorlar. Daha fazla ses oluyor.” diyor. 

"NEFRET SUÇLARI İŞLENMEYE DEVAM EDİLİYOR"

Peki 13 yılın sonunda nefret suçlarında, ırkçılıkta bir gerileme oldu mu? Bülent Aydın diyor ki: “Ancak bugün nefret suçları işlenmeye devam ediyor. Hatta nefret suçlarının hedefi olanlar bugün sadece gazeteciler, sadece Ermeniler değil. Alevilerden, kadınlara, Kürtlere kadar çerçevesinin daha genişlediğini söyleyebiliriz. Keşke bugün bu açıdan daha iyi bir yerde olsaydık. Hrant cinayeti aydınlanmaya, yüzleşmeye vesile olabilirdi. Bu geleceğimizi de aydınlatabilirdi. Ancak henüz böyle bir yerde değiliz.”