'Diktatör' soruşturması: Canan Kaftancıoğlu'nun ifadesi ortaya çıktı, ders niteliğinde sözler

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan için 'diktatör' benzetmesi yaptığı için başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi.

'Diktatör' soruşturması: Canan Kaftancıoğlu'nun ifadesi ortaya çıktı, ders niteliğinde sözler

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek kullandığı "Demokrasi yoluyla bir diktatörü bu ülkeden göndereceğiz" ifadesi nedeniyle başlatılan soruşturmada ifade verdi.

Bir siyasetçi olarak asli vazifesinin Türkiye'deki politik ve siyasi olguları takip etmek ve bunlarda tespit ettiği olumsuzlukların düzeltilebilmesi için gerekli çabayı ve tepkiyi göstermek olduğunu dile getiren Kaftancıoğlu, devamında şunları kaydetti:

"Ana muhalefet partisine mensup bir siyasetçi olarak icra ettiğim görev yukarıda da izah ettiğim üzere kamusal bir görevdir. Yürütmeyi oluşturan siyasilerin, Cumhuriyetin temel ilkelerine aykırı şekilde iktidar alanını genişletme gayretlerini eleştirmek benim için bir hak değil zorunluluktur.

TDK'YI KAYNAK GÖSTERDİ

Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Güncel Türkçe Sözlükte “Diktatör” kelimesi “Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse” olarak tarif edilmiştir. Görüldüğü üzere siyasi terminolojiye ait bir kelime olan diktatör ifadesinin siyasi tartışma içinde eleştirel mahiyette kullanılması gayet tabiidir.

Ülkemizde özellikle 2017 Anayasa değişikliği ile yürürlüğe giren “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yasama, yürütme ve yargı erklerini tek bir kişi veya parti uhdesinde toplamış olması sonucunda artık kuvvetler ayrılığından ve bunun tabii bir sonucu olarak demokratik bir cumhuriyetten bahsedilemeyeceği kesin olgularla ortaya çıkmıştır. 

Referandum sonuçlarına dikkat çekerek halk iradesinin bu yönde tezahür ettiğinden bahisle elde edilen sınırsız yetkiye meşruluk kazandırmaya çalışmanın Anayasa’nın Başlangıç, 1 ila 4. maddeleri karşısında hiçbir hükmü bulunmamaktadır.  Zira yönetim şeklinin Cumhuriyetten uzaklaşıp, tek başlı bir sisteme doğru evrilmesi karşısında, mevcut sistemin toplum tarafından talep edilmiş olmasının veya sahip olunan yetkilerin demokratik yollarla elde edilmiş olmasının bir kıymeti yoktur.

'BU MİNVALDEKİ BİR KONUŞMANIN İÇERİĞİNDEN SUÇ UNSURU ÇIKARMAK MÜMKÜN DEĞİL'

Soruşturmaya konu edilen 12 Ağustos 2022 tarihinde düzenlenen Cumhuriyet Halk Partisi, Gençlik Kolları İl Başkanları Toplantısında yaptığım konuşmanın geneline bakıldığında, söylemlerimin partimizde görev alan genç arkadaşlarıma, hiçbir koşulda umutlarını kaybetmemeleri, Türkiye Cumhuriyeti’ni içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi buhrandan çıkarmak için her zamankinden daha cesur ve daha gayretli olmaları konusunda telkinde bulunmaktan ibaret olduğu görülecektir. Bu minvaldeki bir konuşmanın içeriğinden suç unsuru çıkarmak mümkün değildir.

'CUMHURBAŞKANINDAN AÇIKÇA BAHSEDİLMİŞ VEYA ŞAHSIYLA İLGİLİ BİR KONUYA DEĞİNİLMEDİ'

Bununla birlikte konuşma içerisinde Cumhurbaşkanı’ndan açıkça bahsedilmiş veya şahsı ile ilgili herhangi bir konuya değinilmiş değildir. Bütünüyle sisteme yönelik eleştiriler içeren bir açıklamanın Cumhurbaşkanı’nın kişilik haklarına saldırı teşkil etme imkanı yoktur. Bu bağlamda matufiyet şartı gerçekleşmemiş ifadelerden dolayı hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilemez.

'DİKTATÖR İFADESİ KÜÇÜK DÜŞÜRME, AŞAĞILAMA KASTIYLA KULLANILMADI'

Öte yandan metin içinde kullandığım diktatör ifadesi küçük düşürme, aşağılama kastıyla kullanılmamıştır. Bu ifadeyi kullanmaktaki amaç, işlemeyen bir sistemi gerekçeleriyle tanımlamak, cumhuriyetin temel kazanımlarını yok sayan bir sistemin demokratik yollarla değiştirilebileceğini ve cumhuriyete işlerlik kazandırılabileceğini vurgulamaktır.

En basit şekilde, yasama yürütme yargı yetkilerini, doğrudan veya dolaylı olarak tek başına kullanan kişi olarak tanımlanan “Diktatör” kelimesinin konuşma içinde kullanılması bir hitap değil, benzetmedir. Cumhurbaşkanı’nın, hükümet sıfatıyla yürütme, meclis çoğunluğuna sahip olan siyasi partinin genel başkanı sıfatıyla yasama ve Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin tamamının seçiminde etkili olma imkanıyla yargı yetkilerine tek başına sahip olmasına yöneltilmiş bir eleştiridir.

'SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞ OLMASI, KULLANDIĞIM TANIMLAMANIN NE DENLİ GERÇEKLERLE ÖRTÜŞTÜĞÜNÜN KANITI'

Nitekim, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları’nın düzenlediği bir toplantıda yaptığım siyasi konuşma içinde kullandığım suç oluşturmadığı aklı selim her yurttaş tarafından kolaylıkla tespit edilebilecek  ifadeler nedeniyle hakkımda derhal soruşturma başlatılmış olması dahi tek başına, kullandığım tanımlamanın ne denli gerçeklerle örtüştüğünün kesin ve açık kanıtıdır."

AVUKATLAR, ERDOĞAN'IN KÜÇÜK DÜŞÜRÜLDÜĞÜNÜ İDDİA EDİYORDU

Erdoğan'ın avukatları aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan suç duyurusu dilekçesinde, Kaftancıoğlu'nun konuşmasında 'Erdoğan'a yönelik küçük düşürücü, aşağılayıcı ve hukuk düzeni tarafından hiçbir şekilde kabul edilemeyecek bir üslup ile yüz kızartıcı ifadeler kullandığı', 'Erdoğan'ın onur, şeref ve haysiyetini zedelediği' ve 'ağır hakaretler ile kişilik haklarını ihlal ettiği' iddia ediliyordu.

Dilekçede, "Şüpheli hiçbir ahlaki ve toplumsal değerle bağdaşmayacak şekildeki ifadelerle müvekkilime alenen hakaret etmiş ve bu hakaretleri basın yoluyla yapması sebebiyle suçun nitelikli hali sübut bulmuştur" ifadesine yer veriliyor ve Kaftancıoğlu'nun, 'Cumhurbaşkanına alenen hakaret' suçundan cezalandırılması isteniyordu.