Gazeteci Murat Yetkin, organize suç örgütü kurduğu gerekçesiyle hakkında yakalama kararı bulunan ve şu sıralar Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) yaşamını sürdüren Sedat Peker'in son paylaşımlarını köşesine taşıdı.

Yetkinreport.com'da yayınlanan yazısında "Ekonominin çok miktarda dış kaynak girişi olmadan 2023 seçimini çıkaramayacağı konuşulmaya başladı" diyen Yetkin, şöyle devam etti:

"Mayıs - haziran aylarında, henüz Rusya-Akkuyu konusu su yüzüne çıkmadan önce de dışarıdan Türk bankalarına yatırılmaya başlanan 55 milyar dolarla ekonominin düze çıkacağı, ocak başında ücretlere yüzde 100 zam yapılıp kesenin ağzının iyice açılacağı ve Erdoğan’ın böylece seçimi alacağı konuşulmaya başlandı.

'SEDAT PEKER BU SÜREÇTE SUSUYORDU'

55 milyar dolar hesabında 20’nin Suudi Arabistan’dan 10’un da BAE’den gelmesi bekleniyordu.

Sedat Peker bu süreçte susuyordu. Ancak Erdoğan’ın BAE ve Suudi Arabistan gezilerine gitmesi ardından, nisan sonundan itibaren bazen avukatı ya da bazı gazetecilere açıklamalarıyla Twitter üzerinden mesajlar vermeye başladı.
13 Ağustos gecesiyse Deli Çavuş adlı hesabından 75 tvitlik bir dizi yayınladı. Bu defa Cumhurbaşkanının etrafındaki isimlere dokunuyordu.

SORULAR, SORULAR

• Acaba Ankara-Dubai arasındaki dengelerde bir değişiklik mi vardı?

• O 55 milyonu denkleştirmede sorunlar mı çıkacaktı?

• BAE acaba (Oligarklarınkiler dahil) Rus parasının Dubai’dan İstanbul’a yönlenmesinden mi rahatsız olmuştu?

• BAE ve Suudi Arabistan, Katar gibi ABD merkezli Batı mali sisteminden bağımsız olamayan monarşiler acaba Türkiye’deki seçimlere 8-10 ay kala bekle-gör moduna mı girmişti?

Bütün bunlardan Sedat Peker’in talimatla konuştuğu gibi bir anlam çıkarmak doğrusu sığlık olur. Konuşması engellenen herkes, üzerindeki baskı hafiflediği zaman konuşmaya devam eder; hayatın olağan akışına aykırı değildir bu durum.
Ancak mevcut bakış açımız, mevcut denklem, olan biteni bütünüyle anlamamıza izin vermiyor.

O yüzden Av Mevsimindeki gibi bakış açımızı biraz değiştirelim. Yeni bir denklem, yeni bir matris kuralım; belki böylece anlarız."

Yazının tamamı.

NE OLMUŞTU?

Sedat Peker, 'Deli Çavuş' üzerinden yayınladığı son mesajlarında 3 'karanlık yapı'dan bahsedeceğini belirterek, bunlardan biri olduğunu öne sürdüğü iş insanı Hasan Yeşildağ ve kardeşleriyle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuştu:

"(...) Zannediyorum 1998 senesinde kendisini Bulgaristan’a uçakla getirttim. Ben misafir gelen devlet başkanlarının ağırlandığı odada beklerken havaalanı müdürü ve havaalanı emniyet müdürü Hasan Yeşildağ’ı uçaktan alarak yanıma getirdiler. Tabii gördüğü bu olay karşısında çok şaşırdı. Ancak esas şaşkınlığı biz limuzinle giderken 3-4 tane özel koruma araçlarının bizim dönüşlerimizde dahi yolları kesmesi ile nirvanaya ulaştı.

Kendi ağzıyla bana: 'Ben hayatımda böyle bir şey görmedim, senin yerinde olsam Türkiye’ye dönmem.' deyince 'Aynı imkanlarımız Romanya’da da var. Buralarda çok iyiyiz.' demiştim. Kendisine çok saygı duyduğum Ömer Mersan abi de Hasan Yeşildağ’ı Bulgaristan’da misafir ederken her zaman yanımızdaydı (Ömer Mersan abi şu anda 70 yaşlarında). Kendisi de Papa suikasti davasında azmettirici olarak yargılandığı için Hasan Yeşildağ ile gıyaben tanışıyorlardı.

Hasan Yeşildağ birkaç gün misafirim olup Türkiye’ye döndükten sonra 3-4 ay boyunca her önüne gelene benim oradaki konumumu anlatıp 'Böyle bir şey hayatımda görmedim' diye söylemişti. hasan yeşildağ’ı havalimanına bırakan kardeşi Ali Yeşildağ’idi.  Kendi arabamı Türkiye’de Hasan Yeşildağ’ı gezdirsin diye onlara vermiştim. (...)"

Bu noktada Yeşildağ'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1998’de Pınarhisar Cezaevi’nde yattığı dönemde korumalığını yaptığının konuşulduğunu belirtelim.